Dünya

Dünya
New York etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
New York etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8/09/2013

Metro Vagonunda köpekbalığı dehşeti

metro yetkilileri, trenlerden birinde 1,2 metre boyunda bir köpekbalığı bulunduğunu
Metro Vagonunda köpekbalığı dehşeti
Metroda karşılaşılan manzara, 'her şeyi görmüş şehir' New York için bile bir ilk.
Kentin metro yetkilileri, trenlerden birinde 1,2 metre boyunda bir köpekbalığı bulunduğunu doğruladı.
Bir vagonda, koltukların altında bulunan köpekbalığının fotoğrafları kısa sürede sosyal medya sitelerinde dolaşmaya başladı.

Metro treninin makinisti, vagonda bulunan yolcuları diğer vagonlara aktardıktan sonra yoluna devam etti ve ölü köpekbalığı trenin son durağında görevliler tarafından trenden çıkarıldı.

Yetkililer, güvercinlerin, köpeklerin ve diğer bazı hayvanların zaman zaman metro trenlerinde görüldüğünü ama bir köpekbalığına daha önce hiç rastlamadıklarını belirtiyorlar.

Köpekbalığının metro vagonuna nereden geldiği bilinmiyor.

Metronun beklenmeyen yolcusunun bir fotoğrafını çeken Isvette Verde, "Bu kentte her zaman çılgın şeyler oluyor. Bunlara fazla şaşırmıyor insan artık. Ama bu, New York için bile biraz fazla" dedi.

İnternet sitelerinde köpekbalığını ağzında bir sigarayla, yanında bir metro biletiyle ve içeceklerle gösteren diğer fotoğraflar da yer aldı.bbc türkçe

3/20/2013

bit pazarındaki 3 Dolarlık kase bir anda nasıl 2 milyon dolar etti

Amerikalı bir meraklının bit pazarından 3 dolar karşılığında aldığı Çin porseleni kâse, müzayedede 2 milyon 230 bin dolara alıcı buldu.


New York'ta 6 yıl önce bit pazarında gördüğü ve beğendiği kâsenin bin yıllık eşsiz bir eser çıkmasıyla büyük şaşkınlık yaşayan Amerikalı, büyük bir servete kondu.

2007 yılından bu yana evinin oturma odasında şöminenin üstünü süsleyen kâsenin özelliklerini merak eden ve araştırmaya başlayan New Yorklu, geçtiğimiz aylarda Çin sanat tarihi uzmanlarından porselenin değerini öğrenince soluğu müzayedecide aldı.

Sotheby's Müzayede Evi'nin 200 bin - 300 bin dolar değer biçtiği, ince işçilik ürünü Çin porseleni kâse, salı günü yapılan açık arttırmada 2 milyon 230 bin dolara satıldı.

12,5 santimetrelik beyaz renkteki porselenin, 960-1279 yılları arasında hüküm süren Kuzey Song Hanedanı döneminde yapıldığı belirtiliyor. Bu porselen kâseye benzeyen ve bilinen tek eser, yaklaşık 60 yıldır British Museum'da sergileniyor.

Deutsche Welle Türkçe

3/13/2013

Satın aldığı evin garajında hazine buldu dolar milyoneri oldu

Thomas Schultz, 2007 yılında New York'un banliyösü Bellport'da 300 bin dolara bir ev satın aldı. Evin garajında ise 30 milyon dolar değerinde sanat eserleri buldu.


Yerel bir televizyon kanalına açıklama yapan Schultz, garajdaki resim ve çizimlerin ilk bakışta eski püskü eşyalar gibi gözüktüğünü söyledi. 46 yaşındaki Schultz, ancak garajdaki resimlere bir kez daha baktığı zaman, bunların bir sanatçıya ait olduğunu anladığını belirtti. Eserlerin sanatçının 60 yılı aşkın çalışmalarının ürünü olduğu ifade edildi.

Milyonlarca dolar değerinde eserler


Schultz, daha sonra evin 1999 yılında ölen Amerikalı sanatçı Arthur Pinajyan'a ait olduğunu öğrendiğini söyledi. Amerikan sanat dünyasında empresyonizmin önemli isimleri arasında sayılan Pinajyan, karikatürist olarak da Amerikan pop kültüründe iz bırakan bir sanatçı olarak biliniyor. Bellport'daki evin garajındaki bulunan eserleri, sanatçının ününü ve eserlerinin değerini artırdı.

Yaklaşık 70 bin eserin değerinin belirlenmesinin altı yıl sürdüğünü belirten Schultz, resim ve çizimlere 23 milyon euro değer biçildiğini söyledi. Bazı eserleri yarım milyon dolara satan Schultz, evinin parasını ise çoktan çıkardı.

Deutsche Welle Türkçe

3/08/2013

Karun hazinelerinin en değerli parçalarından Kanatlı Denizatı Broşu Türkiye'de

Kanatlı Denizatı Broşu yaklaşık sekiz yıl önce Uşak Müzesi'nden çalınmış ve geçen yıl Almanya'da ortaya çıkmıştı.


Broş Türkiye'ye iade edilirken, Almanya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, broşun iadesinin "Türkiye ile kültür politikası alanındaki iyi ve sıkı işbirliğinin bir örneği olduğu" vurgulandı. Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Cornelia Pieper de yaptığı basın açıklamasında, "Broşun iadesi, Almanya'nın kültürel eserlerin yasadışı yollardan uluslararası ticareti ile mücadelesinin altını çizmektedir" ifadelerini kullandı.

Kanatlı Denizatı Broşu, Karun Hazinesi'nin en değerli parçaları arasında görülüyor. 

Broş, Uşak Arkeoloji Müzesi'nden 2005 yılında çalınmıştı. MÖ 560-546 yılları arasındaki Lidya Kralı Karun'a ait olan Karun Hazinesi, Uşak yakınlarındaki Güre kasabası civarındaki tümülüslerden 1960'lı yıllarda çıkarılmış ve kaçırılmış, 1993 yılında New York Metropolitan Müzesi tarafından Türkiye'ye geri gönderilmişti.

Deutsche Welle Türkçe

8/17/2011

uçağa giren fareyi bulamayınca çaresiz seferi iptal etmek zorunda kaldılar

SAS Havayolları'na ait Airbus 330 tipi uçakta yolcu alımına başlanmasından önce, koltukların arasında dolaşan bir fare görüldü.
SAS'tan yapılan açıklamada, 'Uçaktaki kapsamlı aramalara ve içeri kurulan çok sayıda tuzağa karşın, fare bulunamadı' denildi.

Şirket, farenin yolcuları rahatsız edecek bir sorun olmasının ötesinde, kabloları kemirebileceği için bir güvenlik riski de olduğunu vurguladı.

Seferin iptal edilmesi nedeniyle, 250 yolcunun Stockholm'de mahsur kaldığı belirtildi.

Şirket, yolcuların yeni uçaklarla Chicago'ya göndermek için çalışmalara başlandığını belirtti.

İsveç'te İngilizce yayın yapan The Local adlı internet sitesinin haberinde görüşlerine yer verilen Amerikalı yolcular, 'Bir saatte üç metre ilerleyen bir kuyrukta saatlerdir bekliyoruz' diye şikayet etti.

Aslında bu, farelerin uçak seferlerinin iptal edilmesine yol açtığı ilk olay değil.

Amerikan Delta Havayollarına ait iki uçağın, Kasım 2009'daki Newyork-Londra seferleri, fare görülmesi nedeniyle iptal edilmişti. 

8/05/2011

fransa'nın amerikaya hediye ettiği özgürlük heykeli sultan abdülaziz tarafından sipariş edilmiş

Özgürlük Heykeli, ABD'nin New York şehrindeki Liberty (Özgürlük) adası üzerinde, inşa edildiği 1886 yılından bu yana Amerika'nın simgesi olan anıtsal heykel ve gözlem kulesi. Dünyanın en tanınan abidelerinden biridir.
Bakırdan yapılan Özgürlük Heykeli, Fransa tarafından kuruluşunun 100. yılı nedeniyle ABD'ye hediye edilmiştir,1884-1886 yılları arasında inşa edilmiştir.ABD'nin New York şehrindeki Özgürlük Adası'nda yer alır.

Heykel, sağ elinde bir meşale, sol elinde ise bir tablet tutar. Tabletin üstünde 4 Temmuz 1776 tarihi (Bağımsızlık Bildirgesi'nin tarihi) yazılıdır. Heykelin başındaki taç'ın 7 sivri ucu 7 kıtayı veya 7 denizi simgeler. Heykelin yüksekliği 46 m, kaidesi ile beraber 93 m'dir. Ziyaretciler heykelin içinden meşaleye kadar 168 basamaklı bir merdivenden çıkabilirler. Heykelin meşale tutan sağ elinin yüksekliği 13 metredir. Meşalenin etrafındaki dehlizde 15 kişi bir arada dolaşabilir. Heykelin başının genişliği 2 metre, yüksekliği ise tacı ile birlikte 5 metredir.
Yontu dikilmeden 1 yıl önce (1885'te) yayımlanan renkli taş baskı

93 metre yüksekliğindeki Özgürlük Anıtı ilk olarak 1860’larda, ilk olarak Osmanlı İmparatorluğu yönetimindeki Mısır'ın Hıdiv'i Said Paşa'nın Süveyş Kanalı inşası için imzaladığı antlaşmanın gereği olarak Suveyş Kanalı'ndaki Port Said Limanı'nın girişine konulmak üzere planlanmıştır. Ancak dönemin Osmanlı Sultanı Abdülaziz tarafından peşinatı ödendiği halde dikilen heykelden ötürü yerel huzursuzluk çıkacağı endişesiyle, Kavalalı soyundan Hidiv İsmail Paşa planlanan yere inşasını istememiştir.

Fransız bir heykeltraş olan Frederic Auguste Bartholdi'ye ısmarlanan bu heykel, bakır ve çelikten yapılarak tamamlanmış, fakat daha sonra Mısır’a dikilmesinden vazgeçilmesiyle Paris’te bir depoya kaldırılmıştır. Tasarlanan bu ilk heykel Kızıldeniz ile Akdeniz’in birleştiği yere koyulacak firavunlar zamanının giysilerine bürünmüş bir kadın şeklindeymiş ve elinde 'Asya'nın ışığının Mısır'dan geldiğini' sembolize eden bir meşale tutuyormuş. Bu olaydan 20 yıl sonra 1885’te Fransa hükümeti A.B.D ile olan iyi ilişkilerinin bir göstergesi olarak büyük bir heykel yaptırmak istediğinde yine aynı heykeltraşın kapısı çalınmış. Hazır durumda olan heykel depodan çıkarılmış, heykeltraş Bartholdi ve Gustave Eiffel (Eyfel kulesinin mühendisi) birlikte çalışarak bazı değişikliklerle heykeli yenilemişler ve New York sahilinde Liberty Adasına yerleştirilmiş.

Özgürlük Heykeli, ziyaretçilere açıktır. Ziyaret etmek isteyenler adaya bir feribotla ulaşırlar, merdivenleri tırmanarak meşaleye çıkabilir ve New York limanını seyredebilirler.

Heykele Singer dikiş makinelerinin kurucusu Isaac Singer'in dul eşi Isabelle Eugenie Boyer modellik etmiştir. Özgürlük Heykeli 1884 yılında Fransa'da tamamlandıktan 1 yıl sonra 350 parçaya bölünüp 214 sandık içinde New York limanına ulaştırılmıştır. Parçalar, 4 ay içinde kaidenin üzerinde yeniden birleştirilmiş ve 28 Ekim 1886 tarihinde binlerce izleyicinin önünde açılışı gerçekleşmiştir.

Özgürlük Heykeli, 1984'ten beri UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer almaktadır.

Heykelin daha küçük boyutlarda bir kopyası Paris'tedir ve Atlas Okyanusu'na doğru bakar. Dünyanın başka çeşitli yerlerinde de (Osaka, Priştine, Pekin, Nevada, Güney Dakota, Bordeaux, Poitiers gibi) küçük kopyaları bulunmaktadır.

7/25/2011

amerika'nın new york eyaletinde eşcinsel evlilik yasallaştı ilk nikahı belediye başkanı kıydı

ABD'nin New York eyaletinde eşcinsel evliliği yasal sayan meclis kararının yürürlüğe girmesi ile birlikte yüzlerce eşcinsel çift törenlerle evlendi.
Eşcinsel evliliğin yasalaşmasına destek veren New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg, belediyede çalışan iki erkeğin evlilik töreninde nikah memurluğu yaparak, Amerika'nın geri kalanının da aynı yolda ilerleyeceğini düşündüğünü söyledi.

7/12/2011

otistik ressam tüm new yorku hafızasından sadece dört günde 75 metrelik tuvale aktardı

Stephen Wiltshire çocukluğundan beri kendisini sanatıyla ifade eden bir ressam.

Bugün Londra'nın merkezinde bir galerisi var ve dünya çapında tanınıyor.
Otistik ressam Stephen Wiltshire'ın 4 günde hafızadan tuvale aktardığı New York kentinin 75 metre boyundaki bir çizimi JFK Havaalanı'nda sergileniyor.

6/08/2011

hitlerin 30 yaşında yazdığı mektup sergileniyor mektupta yahudiler temizlenmeli diyor

Adolf Hitler'in ilk anti-Semitik görüşlerini dile getirdiği mektubu ilk kez New York'ta sergileniyor.
1919 Yılında daktiloyla yazılan 4 sayfalık mektupta, "Yahudilerin kesin olarak toplumdan çıkarılması" isteğine yer verilmekte.


Los Angeles'teki Simon Wiesenthal merkezince ele geçirilen mektup, daha sonra bu merkezde sergilenecek.

O tarihte 30 yaşında bir asker olan Adolf Hitler'ın bu mektubu, döneme ilişkin önemli bir tarihi belge olarak kabul ediliyor.

Nazi liderinin daha o yıllarda ileriye ilişkin düşüncelerini oluşturmaya başlamış olması bakımından, mektuba büyük önem veriliyor.

Belge, Adolf Hitler'in Yahudi Soykırımı'ndan 20 yılı aşkın bir süre önce, "Yahudilerin toplumdan çıkarılması gerektiğine" inandığını ortaya koyuyor.

"Gemlich Mektubu" adı verilen mektupta, Yahudilik, "bir dini grup olarak değil, bir ırk" olarak tanımlanıyor.

Hitler, bu inancından hareketle, "Aramızda Alman olmayan, kendilerine özgü duyguları, düşünceleri ve emelleri olan ve bizlerle aynı haklara sahip bulunan bir ırk yaşıyor." diyor.

Mektubun bir yerinde, Hitler, hükümetin "Yahudi sorunu"nu, Yahudilere haklarını vermeyerek çözebileceğini; ama "nihai hedefin, Yahudilerin tamamiyle ve kesin şekilde ortadan kaldırılması" olduğunu yazıyor.

Simon Wiesenthal Merkezi'nden Haham Marvin Hier, kurumun, söz konusu mektubu geçen ay özel bir kişiden 150 bin dolara satın aldığını belirtti.

Haham Hier, bilim çevrelerinin varlığından uzun yıllardır haberdar olduğu mektubun, 2. Dünya Savaşı dönemine ilişkin önemli bir belge olduğunu, zira Hitler'i Yahudilerin yok edilmesiyle doğrudan ilişkilendirdiğini kaydetti.

Mektubun yazıldığı sırada Hitler, Alman ordusunda görevliydi ve anti-Semitik söylemleriyle askerleri kışkırtıyordu.

AP Ajansına göre, ordudaki üssü, Hitler'e, görüşlerini kağıda geçirmesini tavsiye etmişti.

Halen New York'taki Museum of Tolerance'da(Hoşgörü Müzesi) sergilenen mektup, Temmuz'dan itibaren daimi olarak Los Angeles'teki sergilenecek.
bbc türkçe

6/07/2011

twitter'den genç bir kadına kilotlu resmini yollayan amerikalı kongre üyesi

ABD Kongre üyesi Anthony Weiner, genç bir kadına Twitter'dan yakın çekim külotlu fotoğrafını gönderdiğini kabullendi ama istifa etmeyeceğini bildirdi.


New York temsilcisi Weiner, kadınlarla internette "uygunsuz" konuşmalar yaptığını da kabul etti.


Geçen hafta gri külotlu bir fotoğrafın, kendi Twitter sayfasından gönderilmesi üzerine, Weiner, önce, hesabının korsanların eline geçtiğini savunmuştu.

Şimdi bu söylediklerin doğru olmadığını kabullenen Anthony Weiner, ilk anda paniğe kapıldığı için böyle konuştuğunu söyledi.

Ağlamaklı bir halde basın toplantısı düzenleyen Weiner, "bu rezilce hareketimden ötürü çok büyük bir utanç duyuyorum" dedi.

"Yaptıklarımdan çok derin bir pişmanlık duyuyorum" diyen Anthony Weiner, ailesine, seçmenlerine ve çalışma ekibine verdiği üzüntüden ötürü özür diledi.
'Doğrudan mesaj' açık mesaj olmuş...

Weiner, aslında külotlu halde yakından çekilmiş fotoğrafını Twitter'dan "doğrudan mesaj" olarak göndermek istemiş olduğunu belirtti.

Twitter'da 'doğrudan mesaj'lar yalnızca gönderilen kişi tarafından görülebiliyor. Normal Twitter mesajlarını ise, herkese açık olabiliyor.

Weiner, "Twitter'a resmi postaladığımı farkedince paniğe kapılıp hemen sildim. Hesabımın hack edildiğini açıkladım." dedi.

New York temsilcisi geçen yıl Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın üst düzey yardımcılarından Huma Abedin'le evlenmeden önce ve sonra internet ortamlarında tanıştığı kadınlarla iletişimini sürdürdüğünü anlattı; "Son 3 yılda 6 kadınla müstehcen mesaj ve fotoğraf değiş tokuşu yaptım." dedi.

Bununla birlikte Weiner, bu kadınlarla hiçbir zaman karşılaşmadığını ve evlilik dışı seks ilişkisine girmediğini söyledi.

Dün, muhafazakar blogcu Andrew Breitbart, Weiner'ın, telefonda flört ettiği bir kadından elde ettiğini söylediği, üstü çıplak fotoğraflarını internette yayımlamıştı.

New York'un yerlisi olan ve eskiden New York belediye meclisinde görev yapan Anthony Weiner, açıkça dile getirdiği liberal görüşleri ve Kongre'de yaptığı hararetli konuşmalarıyla biliniyor.

Weiner'ın 2013 yılında New York belediye başkanlığı için aday olması bekleniyordu.
ABD Politikacılarının 'marifetleri'

Eski Başkanlardan Bill Clinton, Beyaz Saray'da stajyerlik yapan Monica Lewinsky'yle yaşadıklarının skandala dönüşmesine rağmen, 2006 Ağustos'unda "O kadınla cinsel ilişkim olmadı" açıklamasını yapmış ve Başkanlıktan atılmamayı başarmıştı.

New York Valisi Eliot Spitzer, Emperors Club VIP adlı şirketten sık sık fahişe kiralıyordu. 2011 Şubat'ında görevinden istifa etti.

Kongre'deki bir başka New York temsilcisi, Chris Lee de, evli olmasına rağmen, internette kendisini "boşanmış, gayet sağlıklı ve klas" bir erkek olarak tanıtarak yarı çıplak fotoğrafını yayımlamıştı. Lee, Şubat ayında istifa etti.

Kaliforniya Valisi Arnold Schwarzenegger, "istenmeyen cinsel yaklaşımlarda bulunduğu" iddialarını yalanlamıştı ama, Mayıs ayında, eskiden evinde çalışan yardımcıdan bir çocuğu olduğunu itiraf etti.
bbc türkçe

otel hizmetcisi kıyafetleri giyerek mahkeme önünde protesto gösterisi yaptılar

ABD’nin New York kentinde bir otelde 14 Mayıs’ta cinsel saldırı suçlamasıyla tutuklanınca IMF Başkanlığı görevinden istifa eden Fransız ekonomist Dominique Strauss-Kahn, uzun sürmesi beklenen davada dün ilk duruşmasına çıktı.

Ev hapsi günlerini New York’ta lüks bir konutta geçiren Dominique Strauss-Kahn, eşi Anne Sinclair ile geldiği mahkeme binası önünde otel görevlisi kılığındaki 100 kadar protestocu tarafından karşılandı. Çoğu 32 yaşındaki Batı Afrikalı davacı gibi Afrika kökenli olan protestocular, Kahn eşiyle birlikte yanlarından geçerken “Yazıklar olsun, utan” diye bağırdı. AFP, bu seslerin, duruşma salonunun bulunduğu 13’üncü kattan bile duyulabildiğini yazdı.

25 yıl hapis istemi

Kahn (62) , tecavüze yeltenme de dahil olmak üzere yöneltilen 7 suçlamanın tamamını reddederek suçsuz olduğunu savundu. Yargıç Michael Obus bir sonraki duruşmayı 18 Temmuz’a erteledi. Kahn, uzun sürmesi beklenen davada, 25 yıl hapis istemiyle yargılanıyor. Savcılık, odasında otel görevlisini oral sekse zorladığı iddia edilen Kahn aleyhine DNA örnekleri de dahil yeterince delil toplandığı görüşünde. Sonuç ne olursa olsun Kahn’ın gelecek yıl Fransa Cumhurbaşkanı olma hayallerinin suya düştüğü yorumu yapılmıştı.

Her şeyi anlatacak

Kahn’ın avukatı, “davada zor kullanmaya dair hiçbir unsur” bulunmadığını savundu. Davacının avukatı Kenneth Thompson ise kadının sadece “adalet” istediğini belirterek, “Şöhret peşinde değil. Korkunç bir cinsel saldırıya uğradı. Bu mahkemeye gelecek, tanık sandalyesine oturacak ve dünyaya Kahn’ın ona ne yaptığını anlatacak” dedi.
hürriyet planet

6/05/2011

92 yıl beraber yaşayan rahip ikiz kardeşler aynı gün vefat ettiler

27 Mart 1919 günü New York'un Buffalo kentinde birkaç saat arayla doğan Riester kardeşler 92 yıllık ömürlerini yan yana geçirdikten sonra birkaç saat arayla hayata gözlerini yumdular.


Aynı okula giden Riesterler, hep birlikte seyahat etti, hiç evlenmedi ve aynı anda Fransisken tarikatına katılarak manastırda yaşamaya başladı.

Üç yıl önce New York'tan Florida'ya taşınarak St. Anthony Manastırı'na yerleşen Katolik rahipler Riester kardeşlerin ölümü de aynı gün ve aynı sebepten oldu.

İki kardeş, geçtiğimiz çarşamba günü Florida'nın St. Petersburg kentindeki St. Anthony Hastanesi'nde kalp yetmezliğinden hayatını kaybetti. Doktorlar, Julian'ın sabah, Adrian'ın ise akşam saatlerinde öldüğünü söyledi.

Hayatları boyunca yolları ayrılmayan Riester kardeşlerin cenazelerinin Buffalo'ya gönderileceği ve ömürlerinin büyük bölümünü geçirdikleri St. Bonaventure Üniversitesi'nin karşısındaki mezarlığa defnedileceği bildirildi.
mynet

5/18/2011

imf başkanının taciz ettiği new yorklu otel görevlisinin resmi yayınlandı

Tüm dünyanın fotoğrafını görmek istediği kadın dün ilk kez internet sitelerinde açığa çıktı. 62 yaşındaki IMF Başkanı'nın otel odasında taciz ettiği iddia edilen kadının fotoğrafı, internete sızmasının ardından hemen kapatılan Facebook hesabından alınarak yayınlandı.

Hürriyet'in haberine göre Batı Afrika ülkesi Gine'den 7 yıl önce ABD'ye taşındığı bildirilen Ophelia Famotidina’nın 1979 doğumlu olduğu görülen profilde, işi için “Maid” (Kat görevlisi, hizmetçi) ifadesi yer alıyor. Siyahi kadının ABD’de göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı Bronx semtinde oturduğu görülüyor.


Müslümanmış

15 yaşında bir kız çocuğu annesi olan kadın hakkında elde edilen bir başka bilgi ise Müslüman olduğu. Dul olduğu bildirilen kadının abisi, kız kardeşinin, olay sonrası götürüldüğü St. Luke's hastanesinden ilk kendisini aradığını belirterek, "İlk sözleri 'Biri bana çok kötü bir şey yaptı' oldu. O günden bu yana ağlıyor, göz yaşları dinmiyor. Kendisine niye bu saldırı yapıldı anlayamıyor. Kendisi iyi bir Müslüman'dır" diye konuştu.

Kadının avukatı Jeffrey Shapiro ise müvekkilinin, olaydan önce Dominique Strauss-Kahn'ın kim olduğu hakkında hiçbir fikrinin olmadığını, saldırının cumartesi günü öğleden sonra meydana geldiğini, pazar günü bir arkadaşından Strauss-Kahn'ın kimliğini öğrendiğini söyledi.


İntihar endişesi

Öte yandan cinsel saldırı suçlamasıyla tutuklanmasının ardından New York'taki Rikers Island cezaevine konan Strauss-Kahn'ın, 14 metrekarelik tecrit hücresinde kendisini öldürmediğinden emin olmak için 24 saat boyunca izlediği belirtildi.

Islah Dairesi'nin sözcüsü Stephen Morello, Strauss-Kahn'ın yattığı kanatta 14 hücrenin bulunduğunu, normalde kızamık ve verem gibi hastalıklara yakalanan mahkumlar için ayrılan bu bölümde şu anda IMF Başkanı'ndan başka kimsenin kalmadığını söyledi.

Morello, tutuklu olduğu için cezaevi üniforması giymesi gerekmeyen Strauss-Kahn'a, kaldığı kanatta dolaşması için zaman zaman hücresinden ayrılmasına izin verileceğini, her gün bir saatliğine dışarı çıkabileceğini, bu durumda diğer mahkumlarla karşılaştırılmayacağını ve kendisine gardiyanların eşlik edeceğini sözlerine ekledi.

Islah görevlilerini temsil eden sendikanın başkanı Norman Seabrook da, Strauss-Kahn'ın, cezaevine konulurken yapılan değerlendirmede doktorların endişelenmesine neden olacak birşey yaptığı veya söylediği için intihar ihtimaline karşı 24 saat süreyle izlendiğini belirtti.
cumhuriyet portal

12/07/2010

danimarka başbakanı lüks otelde kaldığı için halkından özür diledi


Danimarka'da Başbakan Lars Lökke Rasmussen'in, Eylül ayında gittiği New York'ta kaldığı otel, ülkede eleştiri konusu oldu.

Rasmussen, pahalı bir otelde kaldığı için halktan özür diledi.

Geceliği 1.700 Avro
Danimarka Başbakanı Rasmussen'in, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmak için gittiği New York'ta, otelin geceliğine bin 700 avro ödediği ortaya çıktı.

10/15/2010

emekli pilotun ufo kehaneti gerçekleşiyormu

emekli pilotun ufo kehaneti gerçekleşiyormu ABD'nin New York kentinde 13 Ekim günü gökyüzünü kaplayan gümüş renkli ve daire şeklindeki cisimler, kısa süreli paniğe neden oldu.

esrarengiz cisimleri ihbar

Emekli pilot Stanley A. Fulham'ın "gökyüzünü UFO'lar kaplayacak" kehanetinin gerçekleştiği iddia edildi.

13 Ekim günü, New York’un Manhattan bölgesinde saat 13.30'da gökyüzünde, sayıları 10’u geçen parlak-gümüş renkli ve dev balona benzeyen cisimler belirdi. Panik yaşayan ABD’liler, New York Polis Teşkilatı (NYPD) ve Federal Havacılık İdaresi’ni (FAA) telefon yağmuruna tutarak gördükleri esrarengiz cisimleri ihbar etti.

FAA sözcüsü Jim Peters, “Bazı insanlar gördükleri cisimlerin etrafında sarı ve mavi ışıklar olduğunu belirtti” dedi. Peters, görülen cisimlerin hava balonu olduğunu düşünmediğini, kendilerine cisimlerin gökyüzünde görüldükleri saatte hiçbir hava balonunun uçurulacağı hakkında bilgi verilmediğini belirtti.

Gördüğü manzara karşısında şaşkına dönen ABD’lilerden 52 yaşındaki Daniel Calhoun, “Genel beklentimiz gördüklerimizin bir UFO değil ama uçak ya da hava balonu olması gerektiğini söylüyor. Ancak gördüğümüz şey her sokak ve her iki blok üzerinde sabit kaldı. Bu bildiğimiz her türlü uçaktan farklı” dedi.

uzaylıların ineceğini zannettim

Bir diğer görgü tanığı Pete Bryant ise, “Gökyüzünde beş-altı tane parlayan ışık gördüm. Gördüğüm şeylerin hava balonu olmadığına eminim. Garip bir durum söz konusuydu. Hava balonlarından ışığın bu şekilde yansıması mümkün değil” dedi. 28 yaşındaki Tim Powell, “Hayatımda gördüğüm en garip şeydi. Çeşitli ışıklardan oluşan deniz anasına benziyordu. Neredeyse uzaylıların Manhattan’a ineceğini zannettim” dedi.

ESKİ PİLOTUN UFO KEHANETİ

ABD’li emekli bir pilot, yayımladığı kitabında 13 Ekim’de dünyanın dört bir yanını UFO’ların saracağı kehanetinde bulunmuştu.
ABD’deki sayısız blog ve forumda yayılan kehanete göre, ABD Hava Kuvvetleri’nden emekli pilot Stanley A. Fulham, yayımladığı “Challenges of Challenge” kitabında, 13 Ekim 2010 tarihinde dünyanın büyük şehirlerinde gökyüzünü UFO’ların kaplayacağını iddia etti.

Fulham, o gün UFO’ların gökyüzünde sadece kısa bir süreliğine belirdikten sonra aniden ortadan kaybolacaklarını yazdı. Yazara göre, uzaylılar, insanlığın varlıklarını kabul etmelerinden önce dünyaya bir mesaj yollamak isteyecekti.

Bu iddiaya göre uzaylılar, küresel ısınmaya neden olan zehirli gazların dünyanın atmosferinden temizlenebilmesi için, insanların onların sahip olduğu teknolojiye ihtiyaç duyduklarını anlamalarını istiyor. Fulham ayrıca, insanlığın 2015 yılına dek uzaylıların varlığını kabul edeceklerini öne sürüyor. Bu arada, internetteki çeşitli kaynaklar, 13 Ekim tarihinde Malezya’da UFO görüldüğü haberleri geçti.

mynet