Dünya

Dünya
Guardian gazetesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Guardian gazetesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6/15/2013

Guardian gazetesinin usta çizeri Steve Bell Başbakan Erdoğan'ı TOMA'ya benzetti

Guardian gazetesinin usta çizeri Steve Bell Başbakan Erdoğan'ı TOMA'ya benzetti
Bu tartışma aynı zamanda TOMA (Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı) sözcüğünün de sık sık kullanılmasına zemin hazırlıyor.
Protesto gösterilerinin başlamasından bu yana TOMA'lar kimi zaman çatışmalar çerçevesinde gündeme geldi kimi zaman da, çoğunlukla eylemcilerin sosyal medya üzerinden paylaştıkları şakalara konu oldu.

Örneğin Ankara'da eylemlerin merkez noktalarından birisi olan Tunalı Hilmi Caddesi'nin adı sosyal medyada bir anda TOMA'lı Hilmi Caddesi'ne dönüştü.

Bugün TOMA'lar Guardian gazetesinin usta çizeri Steve Bell'in karikatürünün de konusu.

Bell'in karikatüründe, arka planda bir gaz bulutunun içinde elleri coplu polislerin siluetinin görüldüğü karikatürde, Başbakan Erdoğan Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı, TOMA olarak resmedilmiş.

Üzerinde bir Türk bayrağı asılı olan TOMA'nın önü ise, başına bir hilâl yerleştirilmiş ve bir filin hortumuna benzetilmiş burnundan tazyikli su fışkırtan Recep Tayyip Erdoğan'ı gösteriyor.bbc türkçe

4/13/2012

guardian gazetesi fetih 1453 türk'ün kalbindeki milli gururu kabartıp gişe rekoru kırdı

Guardian'ın sanat sayfasındaki manşet:

"Yine imparatorluk gibiyiz: Türklerin gönlünü fetheden Osmanlı destanı”

Konu, Fetih 1453 filmi... Yazıdan bazı satırlar şöyle:

“Türban ve testosteron dolu "Fetih 1453" milyonlarca Türk’ün kalbindeki milli gururu kabartıp tüm gişe rekorlarını kırdı. Film Türkiye'nin damarlarında hala dünyayı fethedecek kudrette kan dolaştığının teyidi olarak gösteriliyor.

Filmdeki dini öğelerin Başbakan Erdoğan'ın ‘dindar nesil yetiştirme’ vizyonu ile de örtüştüğünü belirten Guardian, okullarda gösterilmesi çağrıları olsa da filmin bazı tarihi gerçekleri çarpıttığı eleştirisinde bulunuyor:

"Sultan safında savaşan Rumlar, duvarları koruyanlardan fazlaydı; son taarruz sabahında askerler arasında Meryem'e dua edenlerin sayısı neredeyse Allah'a dua edenler kadardı."

Gazete, surların altında tünel açarken tekbir getiren lağımcıların ise aslında Sırp gümüş madenlerinden toplanmış Ortodokslar olduğunu belirtiyor.

Filmin Türkiye'de geniş yankı bulup tartışıldığını kaydeden Guardian, şöyle noktalıyor yazıyı:

"Türkiye'de hiç bir şey milliyetçilik gibi satmıyor. Filmin 17 milyon dolarlık bütçesini üç kez katlayan filmin yönetmen ve yapımcısı Faruk Aksoy, şimdi Atatürk’ün İngilizleri püskürttüğü Gelibolu hakkında bir film planlıyor. Filmin Churchill'in en parlak tasviri olmayacağına bahse girebilirsiniz."bbc türkçe

12/20/2011

twitter hisselerinin yüzde 4'lük bölümünü 300 milyon dolara arap dünyası'nın en zenginine sattı

İngiliz gazetelerinden Guardian, "Arap dünyasının en zengini" diye tanıttığı Suudi Prens El Velid bin Tallal'ın, sosyal paylaşım sitelerinden Twitter'ın 300 milyon dolarlık hissesini satın aldığını yazıyor. Bu oran, hisselerin yüzde 4'üne yaklaşıyor.
Guardian, "Bu yatırımın zamanlaması, Twitter'ın Orta Doğu genelinde Arap eylemcilerin örgütlenip baskıcı rejimlere karşı seslerini duyurmasında oynadığı rol nedeniyle şüpheyle karşılandı. Pek çok Arap kullanıcı, bu alımın Twitter'ın stratejisine olumsuz etki etmesi kaygılarını dile getirdi." diyor.

Haberde, şirketin yöneticilerinden birinin, yatırımın 'siyasi değil stratejik' olduğu yolundaki açıklaması aktarılıyor.

Suudi Arabistan Kralı'nın yeğenlerinden olan Prens, medya devi News Corporation'da, Murdoch ailesinden sonraki en büyük hissedar konumunda.

Guardian, Prensin ayrıca Şark-ül Evsat gazetesini basan şirketin yüzde 30 hissesine sahip olduğunu, El Cezire'ye rakip olacak yeni bir Arapça haber kanalı kurmayı planladığını, başörtüsü kullanmayan eşi Prenses Emira'nın kadın hakları konusunda faal olduğunu ve Twitter sayfasının 83 bin takipçisi bulunduğunu belirtiyor.

Guardian, Prens'in Arap baharı sırasındaki açıklamalarında, siyasi katılım, adil seçim ve istihdam yaratılması çağrıları yaptığını hatırlatıyor.

Murdoch ailesi ile yakın ilişkilerine rağmen, etik kurallara yaptığı vurgunun, şirketin İngiltere'deki en üst düzey yöneticilerinden Rebekah Brooks'un telekulak skandalı nedeniyle istifasını tetiklemiş olabileceğini de ekliyor.

10/18/2011

türkiye'de taklit ürün pazarı yıllık 6 milyar dolarlık kapasiteye sahip ve ticaretini yapanlara göre suç değilmiş

Guardian Türkiye'de sahte ürün pazarının 2010 yılında üç milyar dolar düzeyinde olduğuna dikkat çekiyor.

Haberde Türkiye'de taklit ürün pazarının bugün yılda 6 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştığı belirtiliyor ve hükümetin elektronikten kozmetiğe, aksesuardan ilaca her alana yayılan sahte ürünlere karşı mücadeleyi yoğunlaştırdığı vurgulanıyor.
Habere göre Türkiye'de en çok el çantası sektöründe sahte ürünle karşılaşılıyor.

Haberde İstanbul emniyetinin Nisan ayında ilk kez sahte ürün ticaretine karşı dev bir operasyon düzenlediği, Kapalı Çarşı'da 137 dükkana baskın yaptığı ve 90 dükkan sahibinin sahte ürün sattıkları gerekçesiyle tutuklandığına dikkat çekiliyor.

Guardian'a konuşan avukat Veli Kahveci sahte ürünlerle mücadelede mesafe kaydedilmesine rağmen, en önemli sorunun insanların taklit ürün ticaretini bir suç olarak görmemesi olduğunu belirtiyor.

Kahveci pazarda sergilenen Lacoste tişörtlere, Burberry atkılara ve Gucci çantalara atıfta bulunarak "Sahte ürünleri tamamen ortadan kaldırmanız mümkün değil" diyor ve ekliyor:

"Ama bu ürünleri satanların içine korku düşürebilir ve halkı bu tür ürünlerin satmanın ve satın almanın hırsızlığa girdiği konusunda aydınlatabilirsiniz."

Ceza yememek için orijinal üründe küçük birkaç değişiklik yapan, Kapalı Çarşı'daki bir çantacı ise, "Ben iyi bir Müslümanım. Müşterilerime sahte ürün satıyorum. Ama yalan söylemiyorum. Kimseye bunlar orijinaldir demiyorum" diyor.

Öte yandan haftada üç dört dükkana teftiş yapıldığını belirten Avukat Kahveci, dükkan sahiplerinin yaratıcı taktikler geliştirdiklerini, tutuklama emri çıkarılan adresteki tüm sahte ürünlerin komşu dükkana aktarıldığını ya da bir çok atölyenin haftasonları kapalı kapılar ardında üretime devam ettiğini belirtiyor.

6/30/2011

guardian gazetesine göre türkiye çocuk gelinler oranında afrika ülkeleri ile aynı düzeyde

The Guardian tarafından yayınlanan bir makalede, çocuk gelin sorunun sadece Türkiye’nin doğusunda ve Kürt bölgelerinde yaşanmadığı, bu sorunun Türkiye’nin her yerinde görüldüğü vurgulanarak, Türkiye’nin çocuk gelinler oranında Zambiya ve Tanzanya gibi Afrika ülkeleri ile aynı düzeyde olduğu belirtildi.
Dünya’nın en büyük 17. ekonomisine sahip Türkiye’nin çocuk gelinleri batının dikkatini çekmeye devam ediyor. The Guardian gazetesi tarafından yayınlanan bir makalede, çocuk gelin sorunun sadece Türkiye’nin doğusunda ve Kürt bölgelerinde yaşanmadığı, bu sorunun Türkiye’nin her yerinde görüldüğü vurgulanarak, Türkiye’nin çocuk gelinler oranında Zambiya ve Tanzanya gibi Afrika ülkeleri ile aynı düzeyde olduğu yazıldı.

İngilterenin önemli gazetelerinden The Guardian’ın yer verdiği bir makalede, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın Kadın ve Aile Bakanlığı’nı kaldırdığına dikkat çekilerek, "Çocuk Gelinler" projesinin Koordinatörü Selen Doğan’ın, "Herkes bu sorunun Türkiye’nin doğusunda ve Kürt bölgelerinde olduğunu düşünüyor. Ancak bu doğru değil. Biz 54 şehirde bulunduk, bu sorun Türkiye’nin her yerinde var" sözlerine yer verildi.

"BENİM BÜYÜK HAYALLERİM YOK"

Bu arada makalede, Ankara’nın bir kenar mahallesinde kadın hakları örgütü Uçan Süpürge’nin çocuk gelinler için toplandığı ve Türkiye’nin çocuk gelinleriyle konuştuğu belirtilerek, kendisinden 20 yaş büyük bir erkekle 14 yaşında zorla evlendirilen Hanife’nin, "Benim büyük hayallerim yok ama okuma ve yazma bilmeyi isterdim" sözleri vurgulandı.

ÇOCUK GELİN İSTATİSTİKLERİ EKSİK

Haberde, Türkiye’nin çocuk gelin istatistiklerinin tam olmadığını ve erken evliliklerin çoğunlukla imam nikahı şeklinde olduğu belirtilerek, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstittisü’nden küçük bir grubun ilk olarak 2008’de ulusal evlilik pratikleri üzerinde çalıştığı ifade edildi.

TÜRKİYE, AFRİKA ÜLKELERİ İLE AYNI DÜZEYDE

Meclis’e sunulan bu çalışmanın sonucunda, 15-49 yaş arasındaki Türk kadınlarının yaklaşık yüzde 40’ının 18 yaşından önce evlendiğine dikkat çekilen haberde, bu verilerin daha önceki hesaplamalardan önemli bir şekilde fazla olduğu ve Türkiye’nin çocuk gelinler oranında Zambiya ve Tanzanya gibi Afrika ülkeleriyle aynı düzeyde olduğu belirtildi.

"ÇOCUK GELİN OLUNCA HAYAT DURUYOR"

Doğan’ın erken evliliğin Türkiye’de bir problem olarak görülmediğini söylediği vurgulanan haberde, temel sorunun bir kızın yaşamının çocuk gelin olduğu zaman hayatının durması olduğunu belirterek, şu ifadelere yer verildi: "Çocuk gelin kocasının ailesi için iş gücü olmak amacıyla okuldan alınıyor. Eğitim ve iş fırsatlarından mahrum ediliyor. Sadece bir dini tören ile evlenmişse özellikle kırılgan oluyor. Çünkü Türk yasalarına göre, sosyal hizmetlere erişemiyor ve evlilik süresince kazanılan mülklerde hakkı yok." Ayrıca, Türkiye’nin son zamanlarda kadın hakları konusunda attığı adımları görmezden gelmenin haksızlık olabileceğine dikkat çekilerek, hem medeni kanunda hem ceza kanununda ve anayasada dikkat çekici değişiklikler olduğu belirtildi.

BAŞBAKAN ERDOĞAN DA ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLDİ

Ancak, şuan çocuk gelin olan ya da daha önce çocuk gelin olmuş 5.5 milyon Türk kadınının sadece yüzde 27’sinin iş gücüne katıldığı vurgulanarak, "Başbakan Recep Tayip Erdoğan 2003 yılında oğlunun Reyyan Uzuner ile evlenebilmesi için mahkemeden evlenme izni kararını sağladığına göre, erken evlilikler ve sonuçlarının görünürde bir gelecekteki ulusal siyasi gündemin üst sıralarda yer almayacağı kesin gibi görülüyor" yorumu yapıldı.

6/27/2011

cuma hutbelerinde evrim teorisini savunan imam ölüm tehdidi alınca geri adım attı

Londra'nın doğusundaki Leyton semtinde önde gelen bir camide imamlık yapan Doktor Usame Hasan, Cuma hutbelerine bir süre ara vermeye gönüllü olurken, evrim teorisini savunan sözleriyle biraz fazla ileri gittiğini de kabul ettiğini söyledi.
Wesminster Üniversitesi'nde bilim alanındaki kıdemli öğretim görevlilerinden olan Hasan, aynı zamanda İngiltere'deki en büyük şeriat mahkemelerinden birinin bulunduğu, Leyton Camii idaresinde başkan yardımcılığı görevini yürütüyordu.

Doktor Hasan, Guardian gazetesinin internet sitesinde yayımlanan yazısında, İngiliz doğabilimci Charles Darwin'in evrim teorisinin İslam öğretisiyle uyumsuz olmadığı görüşünü dile getirmişti.

2008'de yayımlanan makalesinde Doktor Hasan, Tanrı inancı olan bir çok kişinin, Tanrı'nın insanı evrim yoluyla yarattığı fikriyle bir sorunu olmadığını yazmıştı.

Hasan ayrıca bir çok Müslüman'ın Allah'ın insanı çamurdan yarattığı resmini tasvir etmeye devam ettiğini, fakat bunun medrese düzeyinde bir anlayış olduğunu söylemiş ve Müslümanların artık birer yetişkin ve entelektüel olarak ilerlemeye devam etmeleri gerektiğinden bahsetmişti.

Doktor Hasan ayrıca "harunyahya.com gibi, köktenci Müslüman 'yaradılışçı'ların ürünü internet siteleri, video ve kitapların açık bilimsel düşünceyi engellediği, anlaşılması güç bir hale getirdiğini" savunmuştu.

Doktor Usame Hasan başka bir makalesinde de başörtüsü ihtiyacının temelde kültüre bağlı olduğu, İngiltere'deki Müslüman kadınların başlarını örtüp örtmemeyi seçme haklarının bulunduğu yorumunu yapmıştı.

Doktor Usame Hasan üç yıl önceki bu sözleriyle çok sayıda ülkeden Müslüman din adamlarının tepkisini çekti, kendisine karşı fetvalar yayımlandı.

Hasan, Ocak ayında yaptığı bir konuşma sırasında da ölüm tehditlerine maruz kaldı, görüşlerini kınayan el ilanları dağıtıldı.

Londralı imam, bütün bunlar üzerine ifadelerinin İngiltere'deki Müslümanların tepkisini çekmesini anladığını, ancak niyetinin sadece bir tartışma ortamı yaratmak olduğunu savundu.

5/19/2011

imf başkanlığı için ünlü bahis firması william hill kemal derviş için favori diyor

İngiltere'de yayımlanan Guardian gazetesi, müşterek bahis firması William Hill'e göre, IMF başkanlığı için Kemal Derviş'in en güçlü aday göründüğünü yazıyor.


Guardian'ın haberine göre, William Hill, IMF başkanlığı konusunda eski Türkiye Maliye Bakanı Kemal Derviş için konan bahislerde 1'e 2,5 veriyor. Derviş'i, 1'e 5 ihtimalle Hindistan Planlama Komisyonu başkan yardımcısı Montek Singh Ahluwalia izliyor.
Üçüncü sırada 1'e 7 ile Alman Axel Weber yer alıyor. Singapur'da dün Başbakan Yardımcılığına atanan Tharman Shanmugaratnam ile eski İngiltere Başbakanı Gordon Brown içinse, 1'e 8 ihtimal veriliyor.


Kemal Derviş'in adının, çoktandır Strauss-Kahn'ın yerini alabilecek güçlü bir adaylardan biri olarak anıldığını yazan Guardian, IMF ile olan güçlü bağlarına dikkat çekiyor.


Bununla birlikte gazeteye göre, Derviş, Ahluwalia ya da Shanmugaratnam'ın IMF başkanlığına getirilebilmesi, Avrupa'daki siyaset seçkinlerinin IMF üzerindeki geleneksel kontrollerinden vazgeçmesini gerektirecek. IMF'nin 10 başkanı da Avrupalılar arasından seçildi ve bunların 4'ü Fransızdı. Okyanus aşırı anlaşma uyarınca, Amerika Birleşik Devletleri de, öteden beri, Dünya bankası'nın başkanını belirliyor.


Yine de, Guardian gazetesi, son günlerde New York'da gelişen olayların, bu statükoyu değiştirebileceğini yazıyor.


Yazıda, Almanya Merkez Bankasının eski başkanı Axel Weber'in, Almanya başbakanı Angela Merkel'in tercihi olduğu belirtiliyor. Guardian, IMF'de uygulanan seçim sistemi çerçevesinde, Avrupalı üyeler ve ABD tarafından desteklenen bir adayın başarı kazanmasının kesin olacağını yazıyor.
bbc türkçe

5/16/2011

ünlü fizikçi stephen hawking ölümden sonra yaşam sadece peri masalıdır

Dünyaca ünlü İngiliz fizikçi ve matematikçi Stephen Hawking, Guardian gazetesine verdiği özel röportajda ölüm, insanlığın gayesi ve ne kadar süre varolma şansı olduğuna dair görüşlerini paylaştı.

Stephen Hawking, röportajda insanları ölümden sonra hayat ya da cennetin beklediği inancının, ölümden korkan insanlar için peri masalı olduğunu söyledi.

21 yaşında tamamen felç olmasına neden olan motor nöron hastalığına yakalanan Hawking, "Beyni tüm bileşenleri çökünce çalışmayı bırakan bir bilgisayar gibi görüyorum. Son 49 yılımı, erken ölüm beklentisiyle geçirdim. Ölümden korkmuyorum ama ölmek için acelem de yok. Önce yapmam gereken çok şey var" dedi.

Hawking, 2010 yılında yayımlanan ve Amerikalı fizikçi Leonard Mlodinow ile ortaklaşa yazdığı "Grand Design - Büyük Tasarım" kitabında, evrenin varlığını açıklamak için bir yaratıcıya ihtiyaç olmadığını savunarak kimi dini çevrelerde büyük tepki uyandırmıştı.

Ünlü fizikçi röportajında "insanların yaşamlarını en iyi şekilde kullanarak Dünya'daki potansiyellerini tamamen yerine getirmeleri gerektiği ihtiyacına" vurgu yaptı.

Hawking, yarın Londra'da başlayacak iki günlük Google zirvesinin konuşmacıları arasında.
bbc türkçe yaşam

5/11/2011

ingiltere'de asyalı kadınlara havaalanında bekaret testi yapılmış

İngiliz hükümeti, 1970'lerin sonunda ülkeye gelmeye çalışan Asyalı kadınlara havaalanında bekaret testi yapıldığını gösteren belgelerin ortaya çıkmasının ardından özür çağrılarıyla karşı karşıya.

Hindistan ve Pakistan'dan evlilik yoluyla İngiltere'ye göç etmeye çalışan en az 80 kadına, göçmen bürosu yetkilileri tarafından, "gerçekte medeni hallerinin ne olduğunun anlaşılması için" bekaret testi yapıldığı ortaya çıktı. Dehşete düşüren bilgi, İçişleri Bakanlığı'nın yeni açıklanan gizli belgelerinde yer alıyor ve bu belgeler söz konusu uygulamanın sanılandan daha yaygın olduğunu ortaya koyuyor.

Uygulama, bir gazetenin 35 yaşındaki Hintli bir kadının Heathrow havalanında gerçekten bakire olup olmadığının bir erkek doktor tarafından kontrol edildiğini haber yapmasının ardından Şubat 1979'da yasaklanmış. İçişleri Bakanlığı ise başlangıçta böyle bir muaeyenin gerçekleştiği iddiasını yalanlıyordu. Hintli kadına, yol açılan üzüntü kabul edilerek 500 sterlin ödendi, ama özür dilenmedi. O zaman İşçi Partisi hükümeti, böyle bir olayın yaşandığını kabul etmekle birlikte, yedi yılda bu türden sadece iki olay yaşandığını savunmuştu.

İngiliz Guardian gazetesi tarafından yayınlanan yeni belgeler ise, uygulamanın özellikle İngiltere'nin Hindistan ve Pakistan'daki elçiliklerinde sanılandan çok daha yaygın olduğunu ortaya koyuyor.

Üst düzey Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, 1976 ve 1979 arasında Yeni Delhi'de 73, Mumbai'de dokuz vaka rapor etmiş. Belgeleri ortaya çıkaran Avustralya'daki Flinders Üniversitesi hukuk fakültesinden Marinella Marmo ve Evan Smith, özür çağrısında bulundu.
cumhuriyet portal

4/22/2011

islamı anlamak için istanbulda bir ay yaşayın konulu gezi turları düzenleniyor

Blood Foundation (Kan Vakfı) adlı sivil toplum kuruluşu, İslam'ı daha iyi anlamak isteyenlere İstanbul'da bir Müslüman gibi yaşama fırsatı veren gezi turları düzenlemeye karar verdi.

İngiltere'nin Guardian gazetesi haberi, "İstanbul'da bir ay Müslüman olun. Günde beş kez namaz kılın, oruç tutun" başlığıyla veriyor.

Tayland merkezli Blood Foundation, tura katılanların İslam'ı daha yakından tanımaları amacıyla dokuz gün boyunca İslam dininin tüm vecibelerini yerine getiren bir Müslüman gibi yaşamalarını istiyor.

Örgütün sözcüsü Ben Bowler, esasında Ramazan ayını örnek alarak turun bir ay sürmesini istediklerini, ancak müşterilerin işlerinden izin almakta zorlandıkları için şimdilik dokuz günlük bir süreyi tercih ettiklerini belirtiyor.

Ancak yine de turun gelecekte 21 güne çıkarılması umuluyor.

Mevlânâ'nın ve temsil ettiği sûfî geleneğin örnek alındığı tura katılanlar günde beş vakit namaz kılıyor, oruç tutuyor, İslam üzerine dersler alıyor.

Müslümanlık gerekleri doğrultusunda, katılımcılar alkollü içki ve domuz eti kullanmıyor; sigarayı ise orucun izin verdiği ölçüde içebiliyor.

Blood Foundation benzer fikirde bir turu Budizmin daha yakından tanınması için Tibet'te düzenliyor.

Ben Bowler'ın ifadesiyle, "Müslümanlar ve dünyanın kalanı arasındaki çatışma, şu an en çok tartışılan konulardan biri".

Bowler, düzenledikleri turun, eğitici ve kültürel bir tatil isteyen "açık fikirli" bireylere cazip geleceğini söylüyor.

Blood Foundation'ın sözcüsü, tur için İstanbul'u seçtiklerini çünkü Türkiye'nin diğer Orta Doğu ülkelerine ya da Güney Asya'nın Müslüman bölgelerine kıyasla daha açık ve Batı ile ilişkiye girmeye hevesli bir görünüm sergilediğini belirtiyor.
bbc türkçe yaşam

3/25/2011

amerikan propapagandası facebook ve twitter'de otomatik yapılacak

ABD ordusu tarafından geliştirilmekte olan bir bilgisayar yazılımı ile, Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde ve elektronik posta ile internet güncelerinde sanal kimlikler oluşturularak ABD yanlısı propaganda yapılacak. İngiliz Guardian gazetesinin haberine göre yazılım, oluşturduğu sanal kimlik, kişiliklerle, sosyal paylaşım sitelerindeki diyaloglara, yazışmalara katılarak etkilemeyi amaçlıyor.

ABD ordusunun Orta Asya ve Orta Doğu'daki operasyonlarının bağlı olduğu Merkez Komutanlığı'nın (Centcom) ihalesi sonucu bir Kaliforniya firmasınca geliştirilecek ''online kişi yönetim servisi'' yazılımıyla, bir Amerikalı görevli, sosyal paylaşım ağlarında veya çeşitli internet sitelerinde yaratılmış ve dünyanın çeşitli yerlerinden katılıyor izlenimi verilmiş birbirinden bağımsız 10 sanal kimliği kontrol edebilecek.

Proje, uzmanlarca Çin'in, internetteki ifade özgürlüğünü kısıtlama ve kontrol altına alma çabalarına benzetiliyor. Programı eleştirenlere göre Amerikan ordusu bu sayede internette belirli bir konu üzerinde sahte kamuoyu görüşü oluşturulmasını, kendi amaçlarına uygun olmayan haber veya yorumlara karşı tepkiler gelmesini sağlayabilecek.

Yazılımla diğer ülkelerin hükümetlerinin, özel firmaların ve hükümetler dışı örgütlerin de ABD çıkarları yönünde hareket etmesi sağlanabilecek.

Şartname gereği yazılım, örneğin Facebook'ta sahte bir kimlik oluştururken, bu sanal kişinin ikna edici, beğenilecek bir profile sahip olmasını sağlayacak. Yazılım, kendisini kullanan 50 kadar görevliyi, yaratılan sahte kimlikler üzerinden operasyon yaptıkları sırada, en gelişmiş karşı sistemlerle bile hiç bir şekilde yakalanma, açığa çıkarılma, etkisizleştirilme riski altına sokmayacak.
cumhuriyet portal
Aşırıların ABD karşıtı propagandalarına karşı geliştirilmekte olan yazılım, böyle bir teknolojiyle Amerikalı internet kullanıcılarına müdahale etmek yasa dışı olacağı için, daha çok ABD dışına yönelik kullanılacak. Aynı gerekçeyle İngilizce'nin de kullanılmayacağı bu internet operasyonları daha çok Arapça, Farsça, Urduca ve Peştu dilleriyle olacak.

1/18/2011

prenses diana'nın cenaze töreninde linç olmaktan korkan prens charles

İngiltere eski başbakan Tony Blair’in basın danışmanı Alistair Campbell’in Guardian gazetesinde önceki gün yayınlanan anılarında, 1997 yılında Fransa’nın başkenti Paris’te geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Prenses Diana’nın cenazesiyle ilgili ilginç detaylar var.

Campbell’a göre Kraliyet, Diana’nın cenaze töreninde boşandığı eşi Prens Charles’ın halkın saldırısına uğramasından korkmuş. Prens Charles’ın olası bir linçe uğramaması için cenaze alayında oğulları Prens William ve Harry’nin babalarına eşlik etmesini kararlaştırmış.
Prens Charles’ın basın sekreteri Sandy Henney, Prens William’ın yanına gönderilerek eski eşinin tabutunun arkasından giderken babasına eşlik etmesi istenmiş. Campbell, “Eğer William cenaze töreninde babasına eşlik etmesiydi ciddi bir problemle karşılacaklarının farkındaydılar” dedi. Kazadan sonra Kraliyet ailesinin Prens Charles’den boşanan Prenses Diana’yı öldürttüğü iddiaları çıkmıştı.
hürriyet dünya

12/01/2010

sarkozy türk bayrağını görmesin diye uçağın rotası değiştirilmiş


Dünyanın önde gelen basın yayın kuruluşları, Wikileaks'ten sızdırılan belgeleri ard arda yayımlıyor.

Son olarak İngiliz Guardian gazetesi, Paris'teki Amerikalı diplomatların Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'e ilişkin Washington'a gönderdikleri mesajları aktardı.

Belgelerin öne çıkardığı en dikkat çekici tespit, bakanlar ve personelinin Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'den ciddi şekilde korkuyor olmaları...