Kaya ve kül örneklerinden yola çıkarak tarih tespitinde bulunan araştırmacılar, 11 bin yıl yanılma payı da bırakarak, yaklaşık 66 milyon 38 bin yıl önce dinozorların neslinin tükendiğini ortaya koydu.
Bu tahmin, dinozorların neslinin tükenmesini tetikleyen olay olarak görülen göktaşı ya da kuyruklu yıldızın dünyaya çarptığı tarih ile de örtüşüyor.
Bu konuda değişik ihtimaller gözönünde bulunduruluyor: Dinozorlar çarpmanın etkisiyle hızla mı yok oldular; yoksa çarpma sırasında zaten sayıları azalmakta mıydı; ya da çarpma dinozorlar ortadan kalktıktan 300 yıl sonra mı gerçekleşti?
Science adlı bilim dergisinde yayımlanan çalışmayı İskoçya, ABD ve Hollanda üniversitelerinden araştırmacılar yürüttü.
Dinozorların yok oluşunu göktaşı çarpması ile açıklayan teoriler ilk kez 1980'de ortaya atıldı.
Meksika'nın Karaip Denizi kıyısındaki Yucatan bölgesinde bulunan 180 km çapındaki kraterin bu çarpmanın etkisiyle oluştuğu düşünülüyor.
Chicxulub adı verilen bu krateri yaratan nesnenin 10 km çapında olduğu ve çarpma sonucu savrulan parçaların hâlâ dünyanın değişik yerlerinde bulunabileceği ifade ediliyor.
Uluslararası ekip geçen yıl, camsı tektit, kuvars, ve iridyum içeren toz tabakası gibi bu gezegen dışı maddelerin son dinozor fosilleri yakınlarında bulunduğu yerlerde arkeolojik incelemelerde bulunma kararı almıştı.
'Çarpma büyük etken'
Bu çerçevede Haiti'den tektit örnekleri ile çok sayıda çarpma öncesi ve sonrası dinozor fosilinin bulunduğu Montana'daki Hell Creek Oluşumları'ndan fosil örnekleri incelendi.
Örnekler önce, ABD'de "argon-argon tarih tespiti" yöntemi kullanılarak incelendi. Daha sonra bu örnekler İskoçya'daki Glasgow Üniversitesi'ne gönderilerek bağımsız bir incelemeden daha geçti.
Doğal radyoaktif madde olan postasyumun zamanla yavaş yavaş çürüyerek argona dönüşmesinden hareket eden bu yöntemle, herhangi bir maddenin ne kadar zamandır çürümekte olduğunu en doğru şekilde tespit etmek mümkün olabiliyor.
California Üniversitesi'nden Profesör Paul Renne iki olayın eşzamanlı geliştiğini ifade ederek, "dinozorların yok olmasında çarpma büyük rol oynadı, ama muhtemelen tek etken bu değildi" diyor. bbc türkçe
Papua Yeni Gine’de bir çocuğu büyü yaparak öldürmekle suçlanan bir kadın işkence edildikten sonra diri diri yakıldı.
Yerel medyada yayımlanan haberlere göre ülkenin Western Highlands eyaletinde bulunan Mount Hagen kentinde 20 yaşında genç bir anne olan Kepari Leniata, ölen erkek çocuğun ailesi tarafından yakalandı.
Elbiseleri soyulup bağlanan Leniata'nın üzerine benzin döküldü.
Ardından yüzlerce kişinin önünde ateşe atılarak yakıldı.
Yerel basın polis ve itfaiyecilerin olaya müdahale edemediğini, sayıca görevlilerden fazla olan kalabalık tarafından engellendiklerini yazdı.
Bazı gazeteler olay anının fotoğraflarını birinci sayfadan yayınladı.
Eyalet polis şefi Kaiglo Ambane polisin cinayet soruşturması başlattığını ve sorumluların tutuklanacağını söyledi.
Papua Yeni Gine'nin bazı bölgelerinde ölümler ve teşhis edilemeyen hastalıklara büyücülerin sebep olabileceğine inanılıyor.
Geçtiğimiz yıllarda bu türden başka olaylar da medyaya yansımış, genelde kadınların büyücülükle suçlanarak yakıldığı vakalardan bahsedilmişti. bbc türkçe
Halkevleri Eğitim Hakkı Meclisi tarafından 4+4+4 sisteminin uygulanmaya başlandığı ilk günden bu yana yapılan araştırmalar ışığında hazırladığı son 4+4+4 raporu, eğitim sistemindeki sorunların büyüdüğünü ortaya koydu.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın kılık kıyafet yönetmeliğinin gözden geçirileceği yönündeki açıklamaları tartışılırken Halkevleri raporunda, “Öğrencilerin yüzde 78’inin, velilerin ise yüzde 92’sinin kılık kıyafet düzenlemesini yanlış bulduğu” ortaya konuldu. Eski Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’e sunulan raporda, yeni Bakan Avcı’dan çözüm bekleyen sorunlar sıralandı. Raporda dikkati çeken noktalar şöyle:
Alevi misin, ateist mi?: Mescit açma girişimleri hızla devam ediyor. Öğrenciler öğretmenler tarafından namaz kılmaya açıktan teşvik ediliyor. Din kültürü ve din derslerine giren öğretmenlerin ayrımcı söylemlerinde tehlikeli bir artış gözlemleniyor. Bir okulda din öğretmeni “Sure okumayı bilmezseniz, yılbaşı kutlarsınız” derken başka bir okulda “Kâfir değilseniz, kutlamazsınız yılbaşını” demiştir. Bir okulda din öğretmeni, öğrencilere cami maketi yaptırmasını eleştiren veliye “Alevi misin? Ateist misin” diye hakaret ediyor.
Allah’ın buyruğu 4+4+4: Okulların yüzde 73’ünde ya müdür ya da yardımcılarından bir tanesi din kültürü öğretmeni. Bir okulda müdür yardımcısı cumaya gitmediği için baskıya maruz kalıyor ve istifa ediyor. Bir okulda müdür ve müdür yardımcısı 4+4+4 uygulamalarını, öğretmen olmayanların din dersi vermesini “Allah’ın buyruğunu yerine getiriyorum” sözleriyle savunuyor. Öğrencilerin yüzde 18’i okullarda dini ayrımcılığa uğradığını söylüyor.
Temizliği veliler yapıyor: Okulların yüzde 80’inde yeterli temizlik görevlisi yoktur. Bazı okullarda her sınıf kendi temizliğinden sorumlu tutuluyor. Birçok okulda veliler temizlik yapıyor. Temizlik malzemeleri yetersiz.
Okulların yüzde 99’unda para toplanıyor: Okulların yüzde 99’unda para toplama uygulamaları artıyor. Karne vermeme tehdidi birçok okulda görülen sıradan uygulamalardan. Küçükçekmece Anadolu Lisesi’nde para vermeyen öğrencilerin notları düşürülüyor. Esenyurt Ali Kul Çok Programlı Lisesi’nde ise para vermeyen öğrenciler sınıfta bırakılmakla tehdit ediliyor. Okul aile birlikleri başta temizlik giderleri ve hizmetlilerin giderleri olmak üzere hemen hemen bütün giderleri karşılamakla yükümlü kılınıyor. Şişli Hüseyin Avni Kurşun İlkokulu ve Ortaokulu’nda temizlik görevlilerinin maaşını öğrenci velilerinden aidat olarak toplanıyor. İstanbul Gaziosmanpaşa İlçe Milli Eğitim Müdürü Bekir Servet Bakırcı, Halkevleri Eğitim Hakkı Meclisi ilçede bulunan okullarda personel eksikliği, hijyen, kalabalık sınıflar, zorunlu aidat toplanması gibi sorunları dile getirince, “Sigara alacak para bulan insanların eğitime verecek para bulmak zorunda oldukları aksi takdirde çocukların hijyen dışı koşullarda okumak zorunda kalacakları” yanıtını veriyor. cumhuriyet
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen askeri casusluk soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamede Üsteğmen Onur Süer örgüt yöneticiliğiyle suçlandı. 3 albay ve bir yarbayın ise Süer’e bağlı çalıştığı öne sürüldü.
Soruşturma kapsamında ele geçirilen belgeler arasında bulunan “Pandora” adlı veritabanında, hangi şüphelinin hangi koordinatöre bağlı çalıştığı yönünde bilgi olduğu aktarılan iddianamede, Üsteğmen Onur Süer koordinatörlüğünde çalışan ekip içindeki kişilerin adları sıralanıyor. Toplamda 30 kişi olduğu savunulan ekibin içinde 3 albay bir de yarbayın adı geçiyor. Albay İbrahim Aydın, Albay Bülent Kul, Albay Atilla Kaya ve Öğretmen Yarbay Nihat Demirhan, 16 Nisan 2013 günü görüşülmeye başlanacak iddianameye göre, Üsteğmen Onur Süer’e bağlı çalışıyorlar. Süer ve emrinde çalıştıkları öne sürülenler halen İzmir Şirinyer Askeri Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor. Ekip, devletin güvenliğine ilişkin bilgileri elde etmek ve bunları saklamakla suçlanıyor.
İddianamede Süer’in, var olduğu savunulan örgütün bir numarası konumundaki Bilgin Özkaynak’la hiçbir telefon görüşmesinin bulunamadığı vurgulanıyor. Buna karşın Süer’in, Özkaynak’ın Marmaris’teki yat limanına albay rütbesindeki bir komutanı müdür olarak işe aldırma girişimlerinde bulunduğu, bunun da dikkat çekici bir unsur olduğu aktarılıyor.
Süer’in avukatı İlker Savran, müvekkilinin komutanlarının da içinde yer aldığı ekibi yönettiği savının tümden tutarsız olduğunu savunarak “Onur Süer’in, yönettiği iddia edilen ekip içindeki 30 kişiyle hiçbir bağlantısı yok. Ne bir telefon görüşmesi ne bir mail ne de başka bir şey. Ama iddianamede anılan 30 kişiyi yönettiği savunuluyor” dedi.
Avukat Savran, müvekkili Üsteğmen Süer’in, kurulduğu iddia edilen örgütün bir numarası konumundaki Bilgin Özkaynak ile hiçbir telefon görüşmesi olmadığını belirtti. cumhuriyet