UEFA, 2020 Avrupa Şampiyonası finallerinin Avrupa genelinde farklı ülke ve kentlerde düzenleneceğini açıkladı.
Karar, turnuvanın bir tek ülke tarafından düzenlenmeyeceği anlamına geliyor.
Türkiye, 2020 Avrupa Şampiyonası finallerine evsahipliği yapmak için başvuruda bulunmuştu.
UEFA Genel Sekreteri Gianni Infantino yaptığı basın toplantısında ''bazı önemli kararlar aldıklarını'' belirterek, ''UEFA Euro 2020 finalleri Avrupa kıtasının genelinde, farklı büyük kentlerde düzenlenecek'' dedi.
UEFA Başkanı Michel Platini, geçtiğimiz aylarda turnuvanın tek bir ülke ya da bir kaç ülkenin ortaklığında düzenlenmesindense kıtanın geneline yayılması fikrini ortaya atmıştı.
Infantino, UEFA Başkan Yardımcısı Şenes Erzik'in öneriye karşı olduğunu söyledi.
UEFA Genel Sekreteri, evsahibi olmak isteyen kentlerin başvurularının mart ayında alınmaya başlanacağını, nihai kararın ise, 2014 ilkbaharında verileceğini kaydetti.
Türkiye, 2020 Avrupa Şampiyonası'nın yanısıra aynı yaz düzenlenecek olimpiyatlara evsahipliği yapmaya talip.
Ancak hem olimpiyat komitesi hem de UEFA'da Türkiye'nin aynı yaz iki büyük organizasyonu düzenlemesinin sıkıntı yaratabileceği konusunda kaygılar bulunduğu basına yansımıştı.bbc türkçe
Kopan bacağını eline alıp helikopter bekleyen Katrancı, operasyona gitmeden önce Tugay Komutanının söylediği, "İstemeyin benden makber, ağuşunu açmış bekliyor peygamber. Size ölmeyi emrediyorum" sözünü ömrü boyunca unutmayacağını söyledi.

Bilecik'te yaşayan Polat Katrancı, kendi isteğiyle terör örgütüyle mücadele etmeye gittiğini belirterek, “2012 yılı atamalarıyla komando olarak bölgeye giderek vazife yapmak amacıyla gönüllü olarak tayin istedim. Allah’ıma şükürler olsun ki, Bolu Tugay Komutanımın emri altında doğuya şan ve şerefle görev yapamaya gittik. Hakkıyla, hukukuyla ve layıkıyla terör bölgesindeki göreve kol komutanı olarak katıldım. Hayatımda görev yaptığım en iyi uzman personelle ve en iyi komuta kademesiyle iç güvenlik harekat bölgesinde terörle mücadele faaliyetine katıldım. 14 yaşında askeri okula girdiğimde almış olduğum ve bildiğim risk nihayetinde, 29 Ekim günü takribi olarak saat 12.23 civarında bu olay başımıza geldi ve sol ayağımı kaybettim. İlave olarak kolumda da bazı sakatlıklar oldu ama devletimizin imkanlarıyla şu an düzelme aşamasındayım ve moralim çok iyi, hiç üzülmüyorum” dedi.Katrancı, atalarının da birçok savaşa katıldığını ve bir parçasını vatan toprağında bıraktığı için gurur duyduğunu anlatarak, “Dedemin babasının ilk ağabeyi Çanakkale’de, ikinci ağabeyi Trablusgarp’ta ve üçüncü ağabeyi de Mekke’de savaşmış. Onlar nasıl kanlarını ve naaşlarını oralarda bıraktıysa ben de bir parçamı vatan toprağında bıraktım, bunun için de çok gurur duyuyorum” ifadelerini kullandı.
Reklam
“HELİKOPTERİN KISA SÜREDE GELİŞİ HAYATIMI KURTARDI”
Olayda kendisinden daha önemli kahramanların olduğunu aktaran Katrancı, şöyle devam ett:
“Kahramanlığı, mayına basıp kendimi yerde bulduktan sonra etrafımdaki diğer personelin bizleri himaye etmesinde, kol komutanı kan revan içerisinde bacağı kucağında beklerken duygularını içeri atıp etraftan gelebilecek tehditlere karşı etrafı gözetleyen profesyonel uzman çavuşlarımıza, diğer metanetli davranan kol komutanlarına lanse etmek daha doğrudur. Ayrıca 20 dakika gibi kısa bir sürede herhangi bir pilotun inmeyi göze alamayacağı tepede, bir tekerini yumruğum kadar taşa, kuyruğunu da iki taşın arasına sokan helikopter pilotu kahramandır. Ben olayda sadece metanetli davranarak gözümü açtığımda etrafımı kontrol ettim. Baktım ki bacağım kucağımda, aklıma gelen ilk şu oldu: Ya bu bacak kesilir ya da ben bu bacakla ölürüm. Ama gördüğünüz gibi protez yardımıyla hayatımı en iyi şekilde devam ettirebileceğim şekilde bacağımı kurtardı. Hayatımı, Şırnak Askeri Hastanesi’ndeki askeri doktorlara, personellerine, ardından ameliyatları gerçekleştiren Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ndeki (GATA) doktorlara ve personellerine borçluyum. Asıl kahraman onlardır.”
“MAYINA BASTIKTAN SONRA KOPAN SOL BACAĞIMI ELİME ALIP HELİKOPTERİN GELMESİNİ BEKLEDİM”
Olay anını anlatan Gazi Başçavuş Katrancı, “Alınan bir istihbarat üzerine Beytüşşebap’ın 2-3 kilometre kadar batısında Sinekli Meydan düzü diye bir bölge var. Oranın üzerindeki kum tepede görüntü alındığını bildirip, bir komando birliğinin gidip bölgede arama tarama faaliyeti yapılmasını emrettiler. Almış olduğumuz emirle geceden hareket ettik ve sabah belirtilen bölgeye ulaştık. 4 komando kolu olarak mevzilerimizi aldık ve aramalar yaptık. Öğlene kadar orada durduk. Öğle civarı göremediğim makineli tüfek mevziini kontrol etmeye giderken ayağımın ucuyla mayına bastım. Ama terör örgütü mensubu mayını yerleştirmek için baya uğraşmış çünkü detektörlerle mayını bulamamıştık. Ben sadece bacağımı kucağıma aldım ve görev arkadaşlarıma, ‘Kendinize dikkat edin, size yaklaşmaya çalışıp keskin nişan tüfeğiyle vurabilirler, menzillerinize sahip olun ve etrafı gözetleyin’ dedim. Ardından da bacağımı kucağıma aldım, üzerine yaralı kolumu koydum ve helikopteri beklemeye başladım. Çok şükür ki uzun süre beklemedim. Bu kısa süreli bekleyiş hayatımı kurtardı. Kahramanlık, o anda beni orada bırakmayıp, çünkü patladığım yerde başka bir mayın daha olabilirdi, o riski göze alıp beni o bölgeden 5 metre geriye taşıyan 3 uzman çavuşumun yaptığıdır. Kahramanlık, kanı görüp, kucaktaki bacağı görüp, ‘Komutanım iyisin, Allah’a şükürler olsun bizimlesin’ deyip bana ilk müdahaleyi yapan uzman çavuşlarındır. Kahramanlık, Beytüşşebap’ta metanetiyle görev yapan Beytüşşebap Kaymakamınındır ve kahramanlık, bölgedeki birçok olayı, hatta tamamını öngörüsüyle, taktik bilgisiyle ve zekasıyla daha önceden görüp bizi yönlendiren tugay komutanımızındır. Allah onlardan razı olsun. Allah onlara daha iyi yerlerde, daha iyi mertebelerde, daha iyi şekilde görev yapmayı nasip etsin” diye konuştu.
"TUGAY KOMUTANININ SÖZLERİNİ UNUTMAYACAĞIM"
Katrancı, tugay komutanının operasyona gitmeden önce sarf ettiği, "İstemeyin benden makber, ağuşunu açmış bekliyor peygamber. Size ölmeyi emrediyorum’ sözlerinin hiç aklından çıkmayacağını kaydederek şöyle konuştu:
“Komutanım bu lafı dediği zaman, biz komandolar, kendimizi gerçekten komando hissedip tırmanılmaz denen dağları tırmandık. O soğukları sanki Türk hamamında gibi sıcakta geçirdik. Almış olduğumuz tüm vazifeleri yerine getirdik. Kahraman olan tugay komutanıdır. Kahraman, o bölgede görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet personelidir. Devlet çalışanlarıdır. Ben sadece yapılması gerekeni yaptım. Bu bedel ödenebilecek bir bedeldir. Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin.”
Katrancı, bu süreçte eşinin kendisine ve çocuklarına çok büyük destek olduğunu anlattı.
2 çocuğu bulunan Komando Başçavuş Polat Katrancı'nın tedavisinin sürdüğü, kendisini birçok devlet yetkilisinin ziyaret ettiği bildirildi. (İHA)mynet
Greenpeace hazır giyim markası Zara'ya sadece 8 günlük bir kampanyayla pes ettirdi. Baskılara dayanamayan Zara ürünlerini zehirli kimyasallardan arındıracağına dair güvence verdi.
Greenpeace hazır giyim ürünlerinin hazırlanışında kullanılan ve insan ve çevre sağlığı için zararlı olan kimsayallardan vazgeçilmesi için geçen yıl uluslararası kampanya başlatmış, C&A ve Marks&Spencer gibi markaların bu kampanya karşısında duyarlı davranıp pozitif adım atmasına rağmen Zara kampanyaya kulak asmamıştı. Uzun süre Zara'yı diyaloğa davet eden Greenpeace, bu çağrılar da sonuç vermeyince kısa süre önce İspanyol markasını parmakla gösteren medyatik eylemlere yönelmişti. Özellikle Avrupa'da yankı uyandıran bu eylemler üzerine Zara geçtiğimiz gün bir açıklama yaparak 2020 yılına kadar tedarik zincirinden ve ürünlerinden zehirli kimyasalları çıkarma sözü verdi.
Greenpeace, hazır giyim ürünlerinin hazırlanışında kullanılan "nonilfenol etoksilat" ve "fitalat" gibi maddeler ile renklendirici boyaların insan ve çevre sağlığı açısından olağanüstü zararlı olduğu konusunda dünya kamuoyunu uzun süredir uyarmaktaydı. Çevre örgütü, söz konusu ürünlerin yıkandıktan sonra doğadaki suya karıştıkları ve canlılar üzerinde hormonal bozukluklara, insan üzerinde de kanser hastalıklarına yol açtığını belirtiyor.
"Yıkamadan giymeyin"
Greenpeace, konu hakkındaki incelemesini, 29 ülkede 20 büyük hazır giyim markası tarafından satılan tişört, kot pantalon, elbise ve gömlek gibi 141 tekstil ürünü üzerinde uzman bilimadamlarıyla gerçekleştirdi. Bilimadamları incelenen ürünlerin yüzde 63'ünde insan ve çevre sağlığını doğrudan tehdit eden kimsayal maddeler bulunduğunu tespit etti. deutsche welle
Hükümet, internet sitesinden (www.usa.gov) yaptığı "Dünya'nın 2012'de yok olacağı ile ilgili korkunç iddialar, sadece iddiadır" başlıklı açıklamasında "internette Maya takviminin 21 Aralık'ta sona erdiği (ki ermemektedir), bir kuyruklu yıldızın felakete yol açacağı (tamamen yanlıştır), bilinmeyen bir gezegenin gizlice Dünya'ya yaklaşıp çarpacağı (kesinlikle doğru değil) ve benzeri birçok iddianın yer aldığı" belirtildi.
Bu iddiaların çok sayıda kişinin, özellikle de çocukların dehşete kapılmasına neden olduğuna işaret eden ABD hükümeti, ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA) "kıyamet" ile ilgili binlerce mektup aldığını, mektupların bazılarının yaklaşan son nedeniyle intihar etmeyi düşünen kişiler tarafından yazıldığını ifade etti.
ABD hükümeti, Dünya'nın 21 Aralık'ta ya da 2012 bitmeden önce herhangi bir gün yok olmayacağını vurguladı. Çarpışma için önce Mayıs 2003 tarihinin ileri sürüldüğünü, bu tarihte hiçbir şey olmayınca kıyamet için Aralık 2012 tarihinin belirlendiğine işaret eden hükümet, "Bu tarihte de bir şey olmayınca acaba bir sonraki tarih ne olacak" diye yazdı.
Sitede NASA'nın iddiaları çürütmek için hazırladığı video için de link verildi. Diğer ülkelerin hükümetleri de insanların korkularını gidermek için çeşitli önlemler alıyor. Rus hükümeti, Dünya'nın yakında yok olmayacağına dair bilimsel veriler içeren açıklamalar yaparken Fransa'da yetkililer, 21 Aralık'ta mistik bir yer olarak sığınak oluşturacağına inanılan dağlık bölgeye erişimi engellemeyi planlıyor.
NASA, geçen günlerde Maya takvimine göre Dünya'nın 21 Aralık'ta yok olacağı ile ilgili iddiaları bertaraf etmek için internet sitesinde özel bir bölüm hazırlamıştı (www.nasa.gov). Dünya'nın sonu ile ilgili iddiaların kökeni, Maya takvimi, gezegenlerin sıralanması ve Niburu gezegeni gibi konularla ilgili sorulara yanıt veren NASA, sözde Dünya'nın yok olmasına neden olacak Nibiru gezegeni ile ilgili hiçbir bilimsel veri olmadığına dikkati çekmiş ve "Eğer bu gezegen gerçek olsaydı ve Dünya ile çarpışacağı bir rotada bulunsaydı, bunu en az 10 yıl öncesinden bilebilirdik. Aynı zamanda gerçekten 21 Aralık'ta Dünya'ya çarpacak olsaydı Nibiru'yu şimdiden gökyüzünde çıplak gözle görebilmemiz gerekirdi" diye yazmıştı.cumhuriyet