AB’de yasaklanan Phorm adlı şirketin Türkiye’de TTNET aracılığıyla faaliyet göstermeye başlaması “fişleme tartışmalarını” beraberinde getirdi.
Şirket, kişilerin internet kullanımını takip ederek sosyal, inançsal, siyasal ve kültürel tercihlerini analiz edip profillere ayırıyor. CHP Milletvekili Erdal Aksünger, “Zarar eden bir firma, bu işi neden hâlâ yapıyor?” dedi.
Avrupa Parlamentosu’nun kişisel verileri ve iletişimin gizliliğini ihlal ettiği gerekçesiyle Avrupa’da yasadışı ilan ettiği Phorm adlı şirketin TTNET aracılığıyla Türkiye’de gezinti.com adı altında faaliyet göstermesi, tepki çekiyor. CHP’li Aksünger, bu konuya bilişim açısından değil, kişisel hayatın gizliliğinin ihlali anlamında bakılması gerektiğini belirterek Phorm’un girdiği bütün ülkelerde faaliyetlerinin yasaklandığını kaydetti. Aksünger, şirketin şu an Romanya ve Brezilya’da faaliyet yürüttüğünü fakat Romanya’nın buna karşı tedbir alma hazırlığında olduğunu söyledi. Aksünger, şunları dile getirdi:
“Bu şirketin ülkelerden çıkarılma sebebi özel hayata ilişkin izinsiz kayıt tutmasıyla ilişkili... Phorm, internet sağlayıcıyla yaptığı anlaşmayla abonelerin her birini bu filtreye tabi tutuyor. Masumane bir söylem gibi gözüküyor, fakat şirketin ticari faaliyetleri incelendiğinde ortaya çıkan çok ilginç bir konu var. Bu şirketin toplam zararı 250 milyon dolar olmuş. 2011’de 62.5 milyon dolar zarar etmiş. Peki, bu şirket ticari olarak zarar ediyorsa hâlâ bu faaliyeti neden sürdürüyor?” Aksünger, “sanal fişleme” yöntemini şöyle anlattı: “TTNET üzerinden çalışıyor. Gezinti.com üzerinden bir pencere açılıyor. Tercihlerinize uygun reklamları getirmek için kabul etmenizi istiyor. Bu pencereyi çarpıdan kapatsanız da sizi yine havuza alıyor. Her ihtimalde sizi takip etmeye başlıyor. Sizi sürekli fişliyor.” cumhuriyet
Dünyada "siyah elmas" olarak bilinen, 6 milyar dolarlık ticaret hacmi bulunan ve kilosu bin euro olan trüf mantarını Avrupa'da zenginler, Türkiye'de ise tanınmadığı için ormanlarda domuzlar bulup yiyor.
Toprağın 5 ile 20 cm. derinliğinde ağaç köklerine bağlı yetişen, kokusuyla özel eğitimli köpekler tarafından bulunabilen trüf, Akdeniz iklim kuşağının belli bölgelerinde bulunuyor. Dünyada yüzde 45'ni Fransa, yüzde 35'ini İspanya, yüzde 20'sini İtalya sağlıyor. Talep her geçen yıl artmasına rağmen üretiminin azalması fiyatını yükseltiyor. Getirisi oldukça çok olan bu mantarı devlet, Denizli'de seçtiği pilot bölgede, köylüleri teşvik için hazırladığı bir projeyle üretip yaygınlaştırma kararı aldı. Orman Genel Müdürlüğü ile Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MÜ)'nin çalışması, Cankurtaran mevkisindeki bir ormanlık alanda 2016 yılına kadar devam edecek.
Türkiye'nin ilk yapay trüf mantar ormanının dikimi için tören düzenlendi. Törene Denizli Valisi Abdülkadir Demir, Orman Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Çiftçi, Denizli Orman Bölge Müdürü Mümtaz Kanat, MÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aziz Türkoğlu, diğer protokol üyeleri ve köylüler katıldı. Törende yapılan konuşmalarda, trüf mantarının önemi anlatıldı. Doç. Dr. Türkoğlu, Akdeniz ikliminin olduğu yerlerde yetiştiğini, Türkiye'de Denizli, Antalya, Muğla ve Osmaniye bölgesinde doğal yayılış gösterdiğini söyledi. Türkoğlu, "Ülkemizde bilinmediğinden dolayı genellikle domuzlar yiyor. Yapmış olduğumuz çalışmalarla bu doğal alanları proje kapsamında kontrol altına alıp güçlendirmeyi planlıyoruz. Proje bittiği zaman beş yıl sonra sadece Denizli'de yılda 700 bin euro kazancı olacak." dedi. Trüf ormanının oluşturulacağı 7 hektarlık alana 2 bin aşılı meşe fidanı dikileceğini, beş yıl sonra hektarda 50 kg. trüf beklediklerini ifade eden Türkoğlu, "Aslında 200 kg. civarında olacağını tahmin ediyoruz ama 50 kg. düşünürsek, 7 hektardan 350 kg. alınır. Bunun yanında 117 hektarlık bir alanı koruma altına alıyoruz." diye konuştu. Vali Demir ise Denizli ormanlarında trüf mantarının doğal olarak bulunduğunu bilimadamlarının tespit ettiğini aktardı. Demir, "Beş yıl içerisinde burada yaklaşık 20 milyon liralık gelir oluşturacak kapasite görülmekte. Çok önemli bir piyasası ve ihracat imkanı var. Denizli'nin 11 bin kilometre yüzölçümüne sahip olduğu ve bunun da yüzde 47'sinin ormanlarla kaplı olduğu düşünüldüğünde, gelecekte çok önemli bir gelir olabileceği görülüyor." dedi.
Orman Genel Müdür Yardımcısı Çiftçi ise, "kralların yiyeceği" olarak adlandırılan trüf mantarı Avrupa'da Fransa ve İspanya'da yoğun olarak yetiştirilirken Türkiye'de doğal yetişeceği ortamların bulunduğunu anlattı. Çiftçi, "Biz burada bunun ilk adımını attık. Bu konuda en büyük pay, orman içindeki köylülerin olacak. Bunların çok fazla gelir getirdiği görülünce ormanlara çok daha güzel duygularla bakılacak, daha koruyucu olacaklar." ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından, köklerinde trüf mantarlarının yetişeceği 2 bin aşılı meşe fidanı, protokol üyeleri ve işçiler tarafından dikilmeye başladı. mynet
Casusluk ve sessiz suikast uzmanı ninjalar becerilerini babadan oğula aktardı, ama bugünkü ninjalar sonuncu olacak.
Soylu samuray savaşçıları, ninjaları casusluk, sabotaj ve suikast işleri için kiralardı. Ninjalar, gözleri dışında vücutlarını tümüyle kaplayan, böylece karanlıkta onları görünmez kılan koyu renkli giysiler giyerdi.
Shuriken adlı yıldız şeklinde bir silah ve fukiya adlı üflemeli ok kullanan ninjalar sessiz ama ölümcüldüler.
Ayrıca kılıç ustasıydılar. Silahlarını sadece öldürmek için değil, şatolara girmek ve düşmanlarını gözlemek amacıyla taş duvarlara tırmanmak için de kullanırlardı.
Görevleri gizli nitelik taşıdığı için ninjaların faaliyetlerini gösteren resmi belgeler pek yok.
Kullandıkları aletler ve yöntemler sözlü olarak kuşaktan kuşağa geçti.
Bu özellikleri nedeniyle film yapımcıları, romancılar ve çizgi roman çizerleri, ninjalar konusunda hayal güçlerini sınırsızca kullanabildiler.
Beş soruda ninjalar
Ninjutsu bir dövüş sanatı mı? Aslında son çare olarak dövüşe başvurulur. Ninjalar casusluk ve istihbarat yoluyla düşmanı altetme becerisine sahiptir; kılıç sallamak daha az makbul bir sanat olarak görülür.
Ninjalar ortadan kaybolabilir mi? Filmlerde olduğu gibi ortadan kaybolamazlar; ama patlayıcılar konusunda uzman oldukları için sis bombası yaparak dikkatleri anlık olarak kendilerinden uzaklaştırıp sıvışabilirler.
Ninjalar siyah mı giyer? Ninjalar hafif ve karanlıkta görmesi zor giysiler giyer. Ayışığında siyah renk parlayacağı için elbiselerinde koyu lacivert rengini kullanırlar.
Ninjalar uçabilir mi? Oksijen alımlarını artıran nefes alma teknikleri kullanarak hızlı ve sessiz hareket ederler, ama ayakları yere basar.
Ninjalar suda yürüyebilir mi? CIA istihbaratına göre, ninjalar "su ayakkabısı" kullanır. Bunlar ayağa geçirilen yuvarlak tahtalardır ve hareket etmek için kamış kürekler kullanılır; fakat etkinlikleri şüphelidir.
Hollywood filmleri Enter the Ninja ve American Ninja onları su üstünde yürüyen, göz açıp kapayıncaya kadar ortadan kaybolan insanüstü varlıklar olarak gösteriyor.
Japonya'nın son ninja ustası Jinichi Kawakami buna gülerek yanıt veriyor: "İmkânsız bu; ne kadar eğitim görürse görsün ninjalar insandır nihayetinde."
Fakat ninjalar su üstünde ayakta durarak hareket etmelerini sağlayan küçük sallar kullanıyormuş.
Kawakami, Koka ninja kabilesini oluşturan 53 aileden biri olan Ban ailesinin 21. reisi. Altı yaşında iken ustası Masazo İshida'dan ninja tekniklerini içeren ninjutsu öğrenmiş.
"Oyun oynadığımızı sanıyordum ama ninjutsu öğreniyormuşum" diyor Kawakami ve devam ediyor:
"Nasıl sessiz yürünür, gizlice bir eve nasıl girilir gibi şeyler öğrettiği için, acaba hırsızlık yapmayı mı öğretiyor diye düşündüğüm anlar da oldu."
Öğrendiği diğer beceriler arasında patlayıcı ve ilaç yapımı da var.
"Bazı bitkileri karıştırarak zehir yapabilirim; bu zehir kişiyi öldürmez ama bulaşıcı bir hastalığı olduğunu düşündürür" diyor.
Kawakami 18 yaşında iken kabilesinin eski sembollerini miras edinmiş.
Ninja becerileri babadan oğula geçtiği gibi bazı gençlerin ninja kabilelerine dışarıdan katılması da mümkünmüş.
Kawakami'nin Koka kabilesi ile komşu İga kabilesi en ünlü iki kabile olarak tanınıyor. Zira yüzyıllar süren iç savaşların ardından 1600'de Japonya'yı birleştiren güçlü feodal bey İeyasu Tokugawa'nın hizmetindelermiş.
Edo olarak bilinen Tokugawa döneminde, ninjaların faaliyetinden kısaca bahseden resmi belgeler ilk kez gündeme geliyor.
Kawakami, ninjaların filmelerde anlatıldığı gibi sadece adam öldürmediğini, gündüz çalıştıkları bir işlerinin odluğunu söylüyor. "Ninja olarak hayatınızı idame ettiremezsiniz" diyerek devam ediyor Kawakami:
"Bazı ninjalar Edo döneminde samuray olmuş. Tokugawa döneminde kullanılan dört sınıf kategorisinden birine dahil olmanız gerekiyordu: Savaşçı, çiftçi, zanaatkâr ve tüccar sınıflarıydı bunlar." bbc türkçe
Ramazan Noyan Culum'un Kıbrıs'ta bir lokantada garsonluk yapan genç kadınla 2005 yılında tanıştığı bildiriliyor.
Genç kadının kendisiyle başından beri ilgilenmediğini Culum da kabul ediyor.
Ancak kadının bir başkasıyla evlenmek üzere İngiltere'ye dönmesi bile Culum'un aşkını söndürmemiş ve internette ona olan sevgisinden bahsetmeye devam etmiş.
38 yaşındaki Ramazan Culum'un, yüz yüze görüşerek İngiliz kadını ikna etme umuduyla tek başına çıktığı dört bin kilometrelik yolculuk, sekiz ay sürmüş.
İngiltere basını Bodrum'dan yola çıkan Culum'un elinde bir adres olmadığını, hatta aşık olduğu kadının gerçek ismini bildiğinin bile şüpheli olduğunu yazıyor.
Yolculuk Culum'un geçen Cuma akşamı, vizesiz ve pasaportsuz giriş yapmaya çalıştığı İngiltere karasularında tutuklanmasıyla sona ermiş.
Sınır dışı edilmesi beklenen Culum'un aşkını kanıtlamak için ölüm orucuna başlama tehdidinde bulunduğu bildiriliyor. bbc türkçe