Dünya

Dünya

10/14/2012

çanakkale savaşları için dikilen mehmetçik heykelini söktüler

Çanakkale Savaşları ve ruhunu ölümsüzleştirmek adına Edirne Keşan'da yaptırılan Mehmetçik Anıtı, inşa edildikten 1 gün sonra sökülüp kayalıklara fırlatıldı.

Edirne'nin Keşan ilçesine bağlı Mecidiye beldesinde Saros Yapay Resif Projesi ve Tarihi Su Altı Müzesi çalışmaları kapsamında 11 Ekim günü İbrice Limanı kıyısına dikilen ’Dürbünlü Mehmetçik Anıtı’, dikildikten 1 gün sonra, kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişilerce kaidesinden sökülüp taşlık alana atıldı.

Olay, geçen Cuma gecesi meydana geldi. Keşan Belediyesi ile Edirne Saros Turizm ve Altyapı Hizmetleri Birliği (ESTAB) tarafından Saros Yapay Resif Projesi ve Tarihi Su Altı Müzesi çalışmaları kapsamında ’beton kalıp’ olarak yaptırılan Dürbünlü Mehmetçik Anıtı, geçen 11 ekim günü İbrice Limanı kıyısındaki kaidesine monte edildi.

Ancak anıt, 12 ekim cuma gecesi kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişilerce kaidesinden sökülerek deniz kenarındaki taşların üzerine atıldı. Sabah anıtı taşların üzerinde gören vatandaşların haber vermesi üzerine gelen Keşan İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, anıtı kaldırarak limanda inceleme yaptı.

Yapılan çirkin saldırıyı kınadıklarını belirten Proje Danışmanı Savaş Yapman şunları söyledi:

"Bu heykel, Çanakkale savaşlarının ruhu için ESTAB tarafından yaptırılarak, 11 Ekim Perşembe günü Mecidiye Belediyesi’ndeki İbrice Limanı’nda kaideye monte edildi. ’Dürbünlü Mehmetçik Anıtı’ diye tanımlanan heykel, tüm dalgıç ve balıkçılar adına bölgedeki ilk çalışma olarak Çanakkale Savaşları ve ruhunu ölümsüzleştirmek adına yapılmıştır. Ancak bu heykel tam bir gün sonra, yani 12 Ekim Cuma gecesi kimliği belirsiz kişilerce yıkılmıştır. Bu çirkin saldırıya verecek tek cevabımız vardır. Burası Türkiye Cumhuriyetidir."

Jandarmanın olayla ilgili başlattığı soruşturma sürüyor. e-kolay

10/13/2012

VİP Sevgi Turizm Şirketi’nin yöneticisi pkk'lılarla çarpışan polis hakkında suç duyurusunda bulundu

Tunceli- Pülümür yolunda  dün akşam saatlerinde yol kesen PKK’lıların, içinde bulunduğu yolcu minibüsünü de durdurmak istemesi üzerine araçtan inip, PKK’lılarla çatışan polis memuru hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu.

Tunceli- Erzincan ve Elazığ arasında yolcu taşıyan VİP Sevgi Turizm Şirketi’nin yöneticisi Haydar Bulut, bürosunda düzenlediği basın toplantısında, yolcuların hayatını tehlikeye attığı iddiasıyla, yol kesen PKK’lılar ile çatışmaya giren polis hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını söyledi.

“POLİS YOLCULARI TEHLİKEYE ATTI”

Polis memurunun yasak olduğu halde Tunceli- Erzincan karayolunda seyahat ettiğini ileri süren Haydar Bulut, şunları söyledi:

“11.10.2012 tarihinde saat 15.30 sularında içinde 4 yolcu bulanan şirketimize ait 23 LE 627 plakalı aracımız ile yolcuları Erzincan’a taşıdığımız sırada, yolun 30′uncu kilometrede yol kesen PKK’lılar şirketimize ait aracı durdurup kimlik kontrolü yapmak istemişlerdir. Araç durdurulduktan sonra bir PKK’lı araca yaklaşarak, ‘kimlik kontrolü yapılacak’ dediği sırada şoförün hemen yanında oturan ve daha sonra polis olduğunu öğrendiğimiz şahıs, belinden silahını çekerek 4-5 el ateş ederek PKK’lıyı vurmuştur. Araç içindeki polis memurunun ateş etmesiyle birlikte arabanın arkasında bulunan diğer PKK’lılar da araca ateş etmeye başlamıştır. Ateş altında kalan araç şoförü ve diğer yolcular, yol kenarındaki bir kaya ve köprünün altına yaralı olarak sığınmışlardır. 10-15 dakika sonra silah sesleri kesilince köprünün altına sığınan polis memuru, şoförümüze bağırarak aracı Tunceli yönüne döndürmesini istemiş, ancak şoför güvenli bir durumun olmadığını ve araca gidemeyeceğini söylediği sırada polis memuru kendisi arabaya girip aracı Tunceli yönüne çevirerek şoför dahil diğer 3 yaralı yolcuyu da araca alarak aracı Tunceli’ye kadar kullanmış ve yaralıları hastaneye getirmiştir.”

“SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK”

Yolcuların can güvenliğini tehlikeyi soktuğu iddiasıyla polis memurundan şikayetçi olduklarını ifade eden şirket yetkilisi Bulut, “Tasvip etmediğimiz bu olaydan derin üzüntü ve acı duymaktayız. Bunu özellikle belirtmek istiyoruz. Ayrıca güvenlik güçlerine yasak olan bu yolda seyahat edip, bizim ve yolcularımızın can güvenliğini tehlikeye soktuğu için polis memuru hakkında yetkili mercilerin gerekli yasal işlemleri başlatılmasını istiyoruz. Şirket olarak da yolcularımızın can güvenliğini tehlikeye soktuğu için polis memuru hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunduk” dedi.

SÜRÜCÜ YAŞADIKLARINI ANLATTI

PKK’lıların saldırısına maruz kalan aracı kullanan Tansu Özdağ, yaşadığı dehşet anlarını hala unutamadığını belirterek, şunları anlattı:

“Saat 15.30 sularında 4 yolcu ile yola çıktık. 30′uncu kilometrede yolumuzu kesen 2 PKK’lı araçları durdurarak bize yaklaştı ve benim oturduğum pencereden, ‘kimlik kontrolü’ dedi. Ben elimi cebime atıp kimliğimi çıkarmak istediğim sırada polis olduğunu bilmediğim şahıs hemen yanımda oturuyordu. Ve birden yanımdaki adam silahla PKK’lıya 5 el ateş ederek vurdu şoka uğradım ve ne yapacağımı şaşırdım. Her yerden kurşun gelmeye başladı. Kalçamdan hafif yaralandım, sonra yol ortasındaki pikapın arkasına gittim. Araçtaki diğer 3 kişi de yaralandı. Onlar da geldi yanıma. Sonra yolun kenarına gidip köprünün altına girdik bekledik. O sırada polis memuru da yanımıza geldi. Yaklaşık 15 dakika sonra silah sesleri susunca polis bana, ‘hadi git aracı Tunceli yönüne cevir’ dedi. Ben kabul etmedim. Silahlı adamların yukarda olduğunu, bizi vurabileceklerini belirtim. Bunu dedikten sonra polis aniden yerinden fırladı ve araca binip yaralı halde aracı hızlı bir şekilde Tunceli yönüne çevirdi ve ‘çabuk olun’ diye bize bağırdı. ‘Hadi birden gitmemiz lazım, hızlı hareket edin, hızlı olun araca binin hemen’ diyerek yaralıları da araca bindirdikten sonra kendisi aracı kullanarak hızla Tunceli yönüne doğru geldik. Yaralıları Tunceli il merkezi girişine kadar getirerek ambulansa teslim etti. Hala o anları hatırlıyorum ve o şoku üzerimden atamadım.” SÖZCÜ

10/11/2012

Tunceli Emniyet Müdürü Mümkün olduğu kadar Alevi personel gönderin

Akşam Gazetesi’nden Ertürk’ün haberine göre Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven’in çıkışı tartışılırken Tunceli Emniyet Müdürü Hayati Yılmaz ezber bozdu.

Geçtiğimiz Ocak ayında da emrindeki 500 polise ‘Alevi Semineri’ düzenleyen Yılmaz “Bıyık şekli bilmem ne olan polis burada olmaz. ‘Bize Alevi polis gönderin” çağrısı yaptı…

İşte o açıklamalar:

BÜROKRAT PROFİLİ DEĞİŞTİ: Bölgede yönetici profili değişti. Yönetici konumundaki insanlar artık hislerini saklamadan halkla yaklaşıyor. Bu, devletin halkla yakınlaşması için önemli bir engeli kaldırdı. Bu, bürokrasiye sivil düşüncenin hakim olmasıdır. Bu değişimi daha çok göreceğiz. Emniyet müdürleri veya personeli kapı kapı dolaşıyor. 155′i arayanların çoğunu müdürler bizzat arıyor ve ‘Talebiniz yerine geldi mi?’ diye soruyor.

‘ALEVİLİĞİN BAŞKENTİ’: Aleviler konusundaki duruşumuzu ayarladım. Aleviliğin başkenti sayılan Tunceli’de halkımıza yakın hizmetimizi devam ettiriyoruz. Geçmiş müdürler de halkla yakınlaşmak istemişlerdir. Fakat bugün daha rahat bir ortam var. ‘Görevimden alınırım’ endişesi duyulmuyor.

ESKİLER OTORİTE İÇİN GELİRDİ: Doğu ve Güneydoğu’da devletin gücünü göstermek için yıllarca otorite temeline dayalı yanlış görevlendirmeler yapıldı. Güç, neden zor kullanmayla gösterilsin? Devlet, gücünü halka hizmet ederek, sevgi ve güvenini kazanarak, yaşamını kolaylaştırarak gösterir. Geçmişte yanlış yapıldı. Geçmişi eleştirmeden iyileşme olmaz. Artık halkla kucaklaşan, halkın profiline uygun yöneticiler atanıyor. Umut verici.

PERSONELİN ÖNYARGISINI YIKIYORUZ: Devletin Alevilere karşı önyargısını yıkmak kolay. Önyargısız yetkili atanırsa, 1-2 ayda personelini de değiştirebilir. Aslolan Alevilerin devlete önyargısını yok etmek. Halkı kazanma çabalarının samimiyetle sürdürülmesi gerekiyor. 1-2 yılda olmaz. Sabır ve devletin yöreye Aleviliğe, Kürt politikasına uygun insan ataması gerekir.

O BIYIKLA BURADA OLMAZ: Personel görev değişimi olunca Personel Daire Başkanı’nı aradım, ‘Mümkün olduğu kadar Alevi personel gönderin, ihtiyacımız var’ dedim. Halkın ihtiyaçlarına onların daha çok karşılık vereceğini biliyorum. Tuncelili vatandaş, bıyık şekli bilmem ne gibi olanları, kafasındaki yıkamadığı duvarlarla hüküm sürmeye çalışan tipleri istemiyor. ‘Personelin kimliğinde Alevi-Sünni gibi ifade olmaz ama en azından doğduğu kent itibarıyla böyle bir görevlendirmede bulunabilecekleri’ karşılığını aldım.

İSTİYORLAR AMA ÇEKİNİYORLAR: Tuncelili gençlerimiz polisliğe başvurmak istiyor. ‘Tunceliliyiz, komisyon geçirmez’ endişesi var. Bana geliyorlar. İsimlerini komisyona bildiriyorum. ‘Bu gençler Hozat’tan, Çemişgezek’ten, Ovacık’tan devlete el uzatmak, istiyor. Sahip çıkalım’ diyorum. 27 kişinin ismini verdim, komisyonun önyargılı davranmayacağını biliyorum. Çünkü geçmişte komisyon başkanılığı yaptım.

Çünkü eski klasik uygulamaların devam etmesini istiyor. O uygulamalar, ekmeğine yağ sürüyordu. Sağduyulu Kürt ve Alevi vatandaşlarımız devleti yanlarında görüyorlar. Eskiden göremiyorlardı. Devlet elini uzatırken, STK’ların, kanaat önderlerinin de yeni yönetici profiline uygun karşılık vermesi lazım. Tokalaşmamız lazım. SÖZCÜ

kredi kartınız dünyanın neresinde olursanız olun Kıbleyi gösteriyor

Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de devlete bağlı El Hilal Bank, "kıble kart" adlı bir kredi kartı çıkarttı.

Kredi kartının içine yerleştirilmiş pusula sayesinde kart sahibi bulunduğu yeri belirttikten sonra Mekke kentinin yönünü bulabiliyor.

Nasıl işliyor?

Kartın üzerindeki düğmeye basıldığında lityum pille çalışan dijital pusula işlemeye başlıyor ve kuzey yönünü buluyor. Kartla birlikte verilen ülke endeksinden, bulunulan ülkenin numarası girilerek düğmeye yeniden basıldığında kartın üzerindeki minare, kıble yönünü gösteriyor.

El Hilal bankası, kıble kart yoluyla İslamî banka özelliğini vurgulamak istediğini ve bu uygulamanın bir ilk olduğunu belirtti. "Kıble kart"ın Hint bir yazılım firmasıyla geliştirildiği açıklandı. deutsche welle