Dünya

Dünya

10/10/2012

yarışma kazanacağım diye hamam böceği solucan yiyen yarışmacı niyazi oldu

ABD'nin Florida eyaletinde bir yarışmada onlarca canlı hamam böceği ve solucan yiyen bir kişi öldü.

Edward Archbold adlı 32 yaşındaki yarışmacı, Cuma günü Deerfield Beach kentindeki bir pet-shop'ta düzenlenen yarışmada birinci oldu.

Fakat Archbold kısa bir süre sonra fenalaşıp öldü.

Archbold'un ölüm nedeni otopsiden sonra kesinlik kazanacak.

Polis yetkilileri, yarışmaya 30'dan fazla kişinin katıldığını, diğer yarışmacılara birşey olmadığını söyledi.

Yarışmanın yapıldığı pet shop'un sahibi Ben Siegel, "Çok üzüldük" dedi ve Archbold'un yarışmadan önce kötü görünmediğini belirtti.

Siegel'in avukatına göre yarışmacılar, böcekleri yemeye başlamadan önce 'bu eşsiz ve sıradışı yarışmada" tüm sorumluluğun kendilerine ait olduğuna dair belge imzaladı.

Yarışmanın ödülü bir piton yılanıydı.

Archbold, bu yılanı bir arkadaşına satmayı planlıyordu. bbc türkçe

Savcı Malatya'da saldırıya uğrayan alevi aileye suç uydurma nedeniyle 15 yıl hapis istedi

Malatya'nın Doğanşehir İlçesi'ne bağlı Sürgü Beldesi'nde Ramazan ayında Alevi aile ile davulcu arasında çıkan tartışma sonrası yaşanan linç girişimi ile ilgili hazırlanan iddianamenin kabul edildiği öğrenildi.

Kabul edilen iddianamede göze çarpan ilginç bir detay ise linç girişimine maruz kalan aile bireyinden Hasan Hüseyin Evli'nin olay tarihini yanlış ifade etmesi nedeniyle hakkında ‘suç uydurma' nedeniyle 15 yıla kadar hapis cezası istenmesi oldu.

Geçtiğimiz Ramazan Ayında 28 Temmuz günü Sürgü Beldesi'nde Alevi aile ile ramazan davulcusu arasında başlayan ve kısa sürede büyüyen olaylar sonrası Evli ailesinin evi toplanan kalabalık tarafından taşlanmış ve ateşe verilmek istenmişti. Çıkan olaylara ilişkin hazırlanan iddianamede evleri taşlı saldırıya uğrayan Alevi ailenin bireyleri Servet Evli ile Leyla Evli hakkında hakaret ve örgütsel tehditten 14 yıla kadar, davulcu hakkında yaralama ve mala zarar vermeden 10 yıla kadar, linç girişiminde bulunan 48 gösterici hakkında ise 6.5 yıla kadar hapis cezaları istenmişti.

Doğanşehir Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan iddianamenin kabul edilmesinin ardından ilginç bir detay da ortaya çıktı. Evli ailesinin bireylerinden Hasan Hüseyin Evli'nin savcılık ifadesinde olay tarihini yanlış vermesi nedeniyle hakkında 'Suç Uydurma' suçundan 6,5 yıldan 15 yıla kadar hapsi istendi.

Alevi aile Evli ailesinin avukatı Ali Hamamcı, kabul edilen iddianame ile ilgili "Güler misin, ağlarmısın" diyerek yaptığı eleştiride şunları söyledi:

"Saldırıya uğrayan ve linç edilmek istenen ailenin bireyi Hasan Hüseyin Evli, olaydan sonra savcılığa verdiği ifadesinde olay tarihini 24 Temmuz olarak söylemiş. Ancak soruşturmayı yürüten savcılığın jandarmadan aldığı bilgilere göre verilen tarihte böyle bir olay yaşanmamış.Ancak müvekkilimin verdiği ifadelere olay gecesi olan 28 Temmuz günü yaşananlarla bire bir örtüşüyor. Savcılık, bu nedenle yanlış tarih verdiği gerekçesiyle Hasan Hüseyin Evli hakkında 'suç uydurma' suçundan 6,5 yıldan 15 yıla kadar dava açtı."

Avukat Ali Hamamcı, "Umarım bir kasıt yoktur" diyerek Kasım ayında başlayacak duruşmada gerekli savunmalarını yapacaklarını söyledi.

(DHA)mynet

10/05/2012

neşet ertaş'ın cenaze namazında müslüman bir insan olduğuna şahitlik edermisiniz? sorusu

Vefatıyla yediden yetmişe tüm Türkiye’yi yasa boğan halk ozanı Neşet Ertaş’ın cenaze namazında cemaate sorulan soru tartışma başlattı.

Kırşehir Ahi Evran Camii’nde cenaze namazını kıldıran Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Kamil Yılmaz’ın "Onun hali hayatında ve kemal-i sıhhatinde Müslüman bir insan olduğuna şahitlik eder misiniz?" diye sormasını, CHP’liler Meclis gündemine getirecek. Bununla ilgili soru önergesi hazırlanırken, Kırşehir Belediyesi’ne yönelik ’tabutu reklam panosuna dönüştürme’ eleştirileri de önergede yer alacak.

MOROĞLU: MÜSLÜMANLIĞINI BİLMİYORSAN NİYE KILDIRIYORSUN?

Neşet Ertaş’ın hastalığından vefatına kadar, sürece yakın tanıklık eden ve cenaze işlemleriyle ilgilenen CHP İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu, cenaze namazını kıldıran Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Kamil Yılmaz’ın cemaate yönelttiği soruyu garipsediğini söyledi. Moroğlu, "Yani Müslüman olduğunu bilmediğin bir insanın cenazesini niye kıldırıyorsun? Bu usul bilip bilmemekle ilgili bir durum değil. Toplumu tek tip hale getirmek, renklilikleri törpülemek ve bunun için bir cenazeyi bile kullanmak kabul edilemez. Müslüman değilseniz hatta Sünni değilseniz demek ki yaşama özgürlüğünüz yok. Bu soru aynı zamanda bir baskıyı ifade ediyor" değerlendirmesini yaptı.

AKKİRAZ SORU ÖNERGESİ VERECEK

CHP İstanbul Milletvekili ve halk müziğinin önemli temsilcilerinden Sabahat Akkiraz da konuyu Meclis gündemine soru önergesiyle taşıyacağını kaydetti. Akkiraz, "Cenaze esnasında bu soru benim de dikkatimi çekti. Hiçbir yerde böyle bir soru duymadım. Muhtemelen o namazı kıldıran kişi Abdalların inanç olarak Müslüman olduğunu bilmiyor ki tekrar bir tescil ettirme ihtiyacı hissetti. Ayıp olan sorunun kendisi" diye konuştu. Bu konuyu Meclis kürsüsünden de dile getireceğini ifade eden Akkiraz, "Keşke bu topraklardan gelmiş geçmiş en büyük ozanlardan biri olan Neşet Ertaş’ın sonsuzluğa uğurlanışında ne tabut tartışmaları ne de bu tür davranışların ayıbı yaşanmasaydı. Bu açıdan da üzüntü duyuyorum" dedi.

PROF. DR. DUMLU: İLK KEZ BÖYLE BİR SORU DUYDUM

Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Dumlu da konuya ilişkin soruları yanıtlarken, cenaze namazlarında "Hakkınızı helal eder misiniz?" diye sormanın usulden olduğunu, ilk kez bir cenaze namazında böyle bir sorunun sorulduğunu duyduğunu söyledi. Cenaze törenini izleme şansının olmadığını dile getiren Prof. Dr. Dumlu, "Ben de böyle bir soru sorulduğunu çevremden duydum. Ama ben İlahiyat Fakültesi Dekanı olarak böyle bir soru sormayı tercih etmezdim. Bildiğim kadarıyla sadece ’Hakkınızı helal eder misiniz’ sorusu üç kez sorulur. Bu da oradaki cemaate ve vatandaşın yakınlarına bir jesttir" diye konuştu.

Olaya yine de iyi niyetle bakmak gerektiğini vurgulayan Dumlu, "Açıkçası cenaze namazını kimin kıldırdığını da bilmiyorum ama iyi niyetle bakarsak herkes elhamdülillah Müslüman. Kimsenin kuşkusu yok deme isteğini vurgulamış olabilir. Zaten o cenazenin o musallaya konulması bile bunun tescilidir" dedi.

Cenaze namazını kıldıran imamın konuşması

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Kamil Yılmaz, Neşet Ertaş’ın cenaze namazını kıldırırken yaptığı konuşmanın tam metni şöyle: "Ömrünü hakka ve halka hizmete adamış, musallada bulunan halk kahramanımız Neşet Ertaş’ı hepimiz tanıyoruz, dünya tanıyor, ülkemin insanı tanıyor. Onun memleketine bağlılığı, dinine, diyanetine bağlılığı hepimizin ittifakla şahit olduğu bir husus. Şiirlerinde, sazıyla söylediği bu duyguları çok derinliğiyle görüyoruz. Ama yine de bununla birlikte biz bir son defa sizlerden, onu hali hayatında tanıyan, sohbetlerine iştirak etmiş, programlarında bulunmuş, televizyonda onu seyretmiş halkımızın bir ferdi olarak, her birinizden onun hali hayatında kemal-i sıhhatinde Müslüman bir insan olduğuna şahitlik eder misiniz? Şahitlik eder misiniz? Daha yüksek sesle, şahitlik eder misiniz? Neşet Ertaş da şüphesiz fani bir insan. Son yolculuğunda Neşet Ertaş üstadımıza haklarınızı helal eder misiniz? Lütfen haklarınızı helal edin. Allah bu şahitliklerinizi ve helalliklerinizi kabul buyursun. Allah yerini boş bırakmasın. Duamız budur."

Tabutu reklam aracı gibi kullanıldığı iddiası

Neşet Ertaş’ın vefat ettiği özel hastanede tüm işlemleri gerçekleştiren Şentaş Cenaze Hizmetleri Şirketi’nin sahibi Taşkın Koç, İzmir’den çıkan tabutla Kırşehir’de cenazedeki tabutun aynı olmadığını, değiştirme yapıldığını kaydetti. Ailenin kesinlikle şatafatlı olmayan, sade bir tabut istediğini belirten Koç, "Biz de ustamızın ailesinin isteğine uygun bir tabut hazırladık. Ancak belediye kendini ön plana çıkarmak için tabutu değiştirdi. Ben 13 yıldır bu işteyim. Nereye gönderirsek şimdiye kadar hiç tabut değişmedi, Kırşehir’de değişti. Her şeyden önce sade tabut isteyen ailesine ayıp olduğunu düşünüyorum. Aile bu kadar mütevazı iken belediyenin tavrını anlamak mümkün değil" dedi. Koç ayrıca tabut değişikliğinin zaten tercih edilmediğini anlatarak "Zaten merhumun bütün işlemleri yapılmış. Ona ikinci bir eziyet oluyor" değerlendirmesini yaptı. e-kolay

10/02/2012

günde 3 işci ölümüyle türkiye iş kazalarında avrupa birincisi oldu

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin, İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin verilerine dayanarak verdiği bilgiye göre, Türkiye, iş kazalarında Avrupa birincisi.

T24.com.tr'den Hülya Karabağlı'nın haberine göre, Türkiye’de günlük 172 iş kazası meydana geliyor ve bu kazalarda 3 işçi hayatını kaybediyor, 5’i ise sakat kalıyor. Verilere göre, 2000-2012 yılları arasında Türkiye’de toplamda 12 bin 686 işçi kazalarda hayatını kaybetti. Uluslararası çalışma örgütü verilerine göre Türkiye iş kazaları sonucu ölümlerde sadece El Salvador ve Cezayir’i geçemiyor.


Yılda yaklaşık bin 100 işçi iş kazasından ölüyor

Son on yılda 11 bin işçi iş kazalarında hayatını kaybetti. Bu her yıl yaklaşık 1.100 işçi anlamına geliyor. Günde ortalama dört işçi iş kazaları nedeniyle yaşamını yitirirken, altı işçi de iş göremez hale gelmektedir.

En fazla işçi ölümü inşaat sektöründe

Türkiye’de en fazla işçi ölümü ve iş kazalarının üçte biri inşaat sektöründe meydana geliyor.

Tüm iş kazalarının yüzde 1,6'sı ölümle sonuçlanırken inşaat sektöründeki iş kazalarının yüzde 4,7'si ölümle sonuçlanmaktadır. İnşaat sektörünü taşımacılık, madencilik ve metal sektörleri takip etmektedir.


‘Para cezasıyla sonuçlanan dava’

TMMOB- Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, 5 yıl önce kaybettikleri meslektaşlarını etkinliklerle anacak. Vinç bomunun altında kalarak hayatını kaybeden Gülseren Yurttaş, için yarın 27 Eylül günü saat 11.00‘da Sarayburnu Eski İSKİ Şantiyesi önünde TMMOB İstanbul İl Koordinasyonu bileşenleriyle ortak bir basın açıklaması yapacak. Yurttaş için, 29 Eylül Cumartesi günü de "Gülseren Yurttaş Anısına: İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği" etkinliği düzenlenecek.

Gülseren Yurtaş’ın ölümü ve etkinliklere ilişkin TMMOB- Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından yapılan yazılı açıklamada, açılan davanın sonucu, iş kazaları hakkında çarpıcı bilgiler dikkat çekiyor.

2002-2007 yılları arasında İstanbul Şube Müdürlüğü görevini yürüten, odadaki görevinin ardından İSKİ Melen Çayı Boğaz Geçiş Projesi Sarayburnu Şantiyesindeki Müteahhit firma Kutay İnşaat Taahhüt Tic. Ltd. Şti. firmasının taşeronu olan DETEK (Deniz Teknolojisi Ltd. Şti) adlı firmada çalışmaya başlayan değerli meslektaşımız ve arkadaşımız Gülseren Yurttaş, 27 Eylül 2007 tarihinde, gerekli iş güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle boru taşıyan vinç bomunun kopması sonucunda meydana gelen bir "iş cinayeti" ile aramızdan ayrıldı.

Açılan kamu davasında "taksirle adam öldürme" suçu ile yargılananların cezaları diğer "iş kazaları"nda olduğu gibi para cezasına çevrilerek dava sonuçlandı. Bu dava kamu vicdanını ve bizleri yaraladı.

"Takdir-i ilahi söylemleri ile örtülmek isteniyor"

Onu kaybettiğimizden bu güne ihmaller can almaya, yakınlarını, geleceği, başka hayatları da beraberinde karartmaya devam ediyor. "İş kazaları" sonucu ölümler ve yaralanmalar hız kesmeden artarak devam ediyor. 2012 yılı eylül ayı itibariyle "iş kazaları"nda yaşamını yitiren işçi sayısı en az 600‘iken, yetkililer her "iş kazası"nda olduğu gibi "takdir-i ilahi" söylemleri ile aklı ve bilimi hiçe sayarak sorunun asıl kaynağının üzerini örtmeye devam ediyorlar.

Aradan geçen beş yıla karşın işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında olumlu bir ilerleme kaydedildiğini söylemek olanaksız.


‘İş cinayetlerine kurban gidiyorlar’

Aksine çalışma yaşamındaki ihmaller sonucunda binlerce insanımızın da benzer iş cinayetlerine kurban gitmesi, bu ihmaller zincirinin arkasındaki asıl sorumluların ortaya çıkarılmaması, sorumluların yasaların öngördüğü en üst sınırdan caydırıcı cezalarla cezalandırılmaması, kamusal denetim mekanizmalarının daha etkin bir şekilde işletilmemesi, mevcut yasal düzenlemelerin uygulanmaması, iş güvenliği konusundaki tüm yasal ve yönetsel çerçevenin önce insan yaşamı ekseninde şekillenmemesi ve taşeronlaşmanın giderek yaygınlaşması gibi gelişmelere bağlı olarak meydana gelen ve kayıtlara "iş kazası" olarak geçen cinayetlerin ülke genelinde yaygınlaşması gibi çeşitli olumsuzluklar acımızı her geçen gün daha da derinleştiriyor. cumhuriyet