Dünya

Dünya
uzay teleskobu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uzay teleskobu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4/19/2012

güneşin ömrü boyunca üretebileceği enerjiyi saatler içinde üretebilen kozmik ışınların sırrı

Kozmik ışınlar olarak bilinen bu parçacıklar, dünyadaki en büyük parçacık hızlandırıcılarının yaratabileceklerinden milyonlarca kat daha fazla enerji içeriyorlar.

Astrofizikçiler, bu parçacıkların sadece iki kaynak tarafından yaratılabildiğine inanıyordu: Süper kütleli kara delikler ve gama ışın patlamaları.

Nature dergisinde yayınlanan bir araştırma, gama ışın patlamalarının bu tip parçacıklar yaratamayacağını ortaya çıkardı.

Gama ışın patlamaları evrende en çok enerji ortaya çıkaran olaylardan bir tanesi, ancak bu patlamanın kaynağının ne olduğu tam olarak bilinmiyor.

Gama ışın patlamaları sadece saatler içinde Güneş'in tüm ömrü boyunca üretebileceğinden fazla enerji üretiyor.

2010 yılında NASA'nın Swift uzay teleskobu ile görüntülenen bir gama ışın patlaması
Daha önce bilgisayar modelleri, gama ışın patlamalarının kozmik ışınların (aşırı derecede hızlı hareket eden proton adlı atomaltı parçacıkları) kaynağı olabileceğini gösteriyordu.

Ancak aynı modeller bu oluşumun neutrino adı verilen ve son günlerde ışık hızında seyahat tartışmalarında sıkça adı geçen parçacıkların da oluşmasına neden olacağını gösteriyordu.

Bunun üzerine IceCube Neutrino teleskobunu kullanan araştırmacılar Fermi ve Swift uzay teleskoplarının görüntülediği gama ışın patlamalarında neutrino parçacıklarını bulmayı denediler.

Ancak ortada neutrino parçacığı yoktu.

Bu da kozmik ışınların tek kaynağının aşırı kütleli karadeliklerin yer aldığı aktif galaksi çekirdekleri olduğu anlamına geliyor.

Büyük ilerleme kaydedildi

Neutrino parçacıklarının bildiğimiz şekildeki madde ile etkileşime geçme olasılığının çok düşük oluşu nedeniyle IceCube gerçekten çok büyük bir neutrino dedektörü.
Güney kutbunda yer alan IceCube 1 kübik kilomtrelik bir alanda buzullara gömülmüş 5 bin optik sensörden oluşuyor. Her bir sensör neutrino parçacıklarının buz içinde bir atom çekirdeğine çarptığında çıkardığı mavi ışığı yakalamaya çalışıyor.

Similasyonlarla ölen yıldızların nasıl gama ışını patlamalarına neden olduğu anlaşılmaya çalışılıyor.

Işıktan hızlı hareket edebildiğine inanılan neutrino parçacığı

2008 ortasından 2010 ortasına kadar yapılan ölçümlerde 300'den fazla gama ışın patlaması kayda geçirildi.

Ancak bilim adamları bu olaylar sırasında tek bir neutrino parçacığına bile rastlamadı.

Bütün bu tahminlerin dayandırıldığı bilgisayar modelleri günümüz fizikçilerinin hayal edebileceği evrenin en vahşi, en enerji dolu olayları ile ilgili ölçümler yapıp öngörülerde bulunuyor.

Fakat bu modeller bazı ölçümlerini sadece tahminlere dayandırdığı için, gama ışın patlamalarının kozmik ışınları yaratıyor olma olsılığı tamamen ortadan kalkmadı.

Ancak Fermi uzay telekobunda çalışan bilim adamı Julie McEnery, IceCube'un astrofiziksel olarak anlamlı bir tahminde bulunmuş olmasının önemli bir ilerleme olduğu kanısında.

BBC'ye konuşan McEnery ''Kozmik ışınların kaynağı astrofiziğin en eski ve çözümlenmesi zor sorularından bir ve onların nerede ve nasıl üretildiklerini anlamak gerçekten çok önemli'' dedi.

10/06/2011

hartley 2 kuyruklu yıldızında dünyadakine benzer su gözlemlendi

Jason Palmer

BBC bilim ve teknoloji muhabiri


Bilim adamları, kuyruklu yıldızlar arasında dünyadaki suya en benzeyen suyun Hartley 2 kuyruklu yıldızında gözlemlendiğini açıkladı.

Herschel uzay teleskobuyla yapılan araştırmada kuyruklu yıldızın suyunda bulunan nadir bir hidrojen tipi, döteryum ölçüldü.
Hartley 2 kuyruklu yıldızı
Ve diğer kuyruklu yıldızlardaki suda görülen döteryum oranının yarısına sahip olduğu belirlendi. Tıpkı dünyada olduğu gibi.

Sonuçları Nature dergisinde yayınlanan çalışma, dünyadaki suyun çoğunun gezegenimize çarpan kuyruklu yıldızlardan gelmiş olabileceğine işaret ediyor.

Dünyanın oluşumundan birkaç milyon yıl sonra kuru ve kayalık olduğu biliniyor.

Bugün gezegeni kaplayan suyun büyük olasılıkla uzaydan gelmiş olduğu sanılıyor.

Bugüne kadar yalnızca 5-6 kuyruklu yıldızdaki döteryum oranı ölçülebilmiş ve hepsinde okyanuslardaki oranın iki katı döteryuma rastlanmıştı.

Buna karşılık asteroitlerin döteryum oranı, dünyaya çarpan göktaşlarının kaynağı bu küçük gezegenler olduğu için daha iyi biliniyor.

Göktaşlarında aşağı yukarı okyanuslardakiyle aynı miktarda döteryuma rastlanmıştı.

Bu nedenle eğer dünyadaki su uzaydan geldiyse, bunun kaynağının asteroitler olduğu düşünülüyordu.

Bugüne dek gözlemlenen kuyruklu yıldızlar Oort Bulut cinsindendi, yani güneş sisteminin ilk yıllarında ve Neptün ile Uranüs gibi büyük gezegenlerin civarında oluştuğuna ve gezegenlere, birbirlerine çarparak uzaklara fırlatıldığına inanılan objelerdi.

Hartley 2 kuyruklu yıldızı ise Kuiper Kuşağı'nda döteryum analizi yapılan ilk gök nesnesi.

Kuyruklu yıldızların, asteroitlerden çok daha fazla su taşıdığı biliniyor.

8/03/2011

uzay'da yeni keşif sevinci ilk defa oksijen molekülleri bulundu

Astronominin uzun yıllardır süregiden arayışlarından biri nihayet sonuçlandı: Uzayda oksijen molekülü bulundu.

Gökbilimciler oksijen atomunun varlığını daha önce ya tek başına, ya da diğer moleküllere bağlanmış halde tespit etmişlerdi.
Nefes alıp verirken içimize çektiğimiz oksijen molekülü ise bugüne değin dünyanın atmosferi dışında başka bir yerde görülmemişti.

Fakat Herschel uzay teleskobu, Orion yıldız takımı bölgesinde oksijen moleküllerini gün ışığına çıkardı. Araştırmanın sonuçları Astrophysical Journal adlı bilim dergisinde yayımlanacak.

Oksijen, hidrojen ve helyumdan sonra uzayda en çok rastlanan üçüncü element. Dünyada hayatı mümkün kılan moleküler hali, çift bağ ile eşleşen iki oksijen atomundan oluşuyor.

Bilimadamları, bu moleküle uzayın bir başka köşesinde de rastlanacağı inancıyla, ''kayıp oksijen molekülünü'' arayışa girişmişlerdi.

Oksijen molekülünün toz tanelerinin veya buz kütlelerinin içinde hapsolmuş halde bulunabileceğini düşünen gökbilimciler, yüksek sıcaklıkların bu molekülü ''pişirerek'' dışarı saldığı varsayımından yola çıktı.

Heschel Oksijen Projesi'nde çalışan ekip, gözlerini yıldızların oluşum aşamasında olduğu Orion bölgesine dikti.

Herschel teleskobunun kızılötesi ışınlara hassas aygıtları, uzayın bu sıcak ve fırtınalı bölgesinde, moleküler oksjienin varlığını saptadı.

Projenin başındaki gökbilimci Paul Goldsmith, yaptıkları keşfin sevincini yaşamakla beraber, henüz az miktarda moleküle rastladıklarını ve teleskobun incelediği bölgenin özelliklerini daha ayrıntılı biçimde araştırmak istediklerini söylüyor.