Dünya

Dünya
iddianame etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iddianame etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2/02/2013

Casusluk iddianamesinde Albay, üstteğmenin emrinde

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen askeri casusluk soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamede Üsteğmen Onur Süer örgüt yöneticiliğiyle suçlandı. 3 albay ve bir yarbayın ise Süer’e bağlı çalıştığı öne sürüldü.

Soruşturma kapsamında ele geçirilen belgeler arasında bulunan “Pandora” adlı veritabanında, hangi şüphelinin hangi koordinatöre bağlı çalıştığı yönünde bilgi olduğu aktarılan iddianamede, Üsteğmen Onur Süer koordinatörlüğünde çalışan ekip içindeki kişilerin adları sıralanıyor. Toplamda 30 kişi olduğu savunulan ekibin içinde 3 albay bir de yarbayın adı geçiyor. Albay İbrahim Aydın, Albay Bülent Kul, Albay Atilla Kaya ve Öğretmen Yarbay Nihat Demirhan, 16 Nisan 2013 günü görüşülmeye başlanacak iddianameye göre, Üsteğmen Onur Süer’e bağlı çalışıyorlar. Süer ve emrinde çalıştıkları öne sürülenler halen İzmir Şirinyer Askeri Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor. Ekip, devletin güvenliğine ilişkin bilgileri elde etmek ve bunları saklamakla suçlanıyor.

İddianamede Süer’in, var olduğu savunulan örgütün bir numarası konumundaki Bilgin Özkaynak’la hiçbir telefon görüşmesinin bulunamadığı vurgulanıyor. Buna karşın Süer’in, Özkaynak’ın Marmaris’teki yat limanına albay rütbesindeki bir komutanı müdür olarak işe aldırma girişimlerinde bulunduğu, bunun da dikkat çekici bir unsur olduğu aktarılıyor.

Süer’in avukatı İlker Savran, müvekkilinin komutanlarının da içinde yer aldığı ekibi yönettiği savının tümden tutarsız olduğunu savunarak “Onur Süer’in, yönettiği iddia edilen ekip içindeki 30 kişiyle hiçbir bağlantısı yok. Ne bir telefon görüşmesi ne bir mail ne de başka bir şey. Ama iddianamede anılan 30 kişiyi yönettiği savunuluyor” dedi.

Avukat Savran, müvekkili Üsteğmen Süer’in, kurulduğu iddia edilen örgütün bir numarası konumundaki Bilgin Özkaynak ile hiçbir telefon görüşmesi olmadığını belirtti. cumhuriyet

10/10/2012

Savcı Malatya'da saldırıya uğrayan alevi aileye suç uydurma nedeniyle 15 yıl hapis istedi

Malatya'nın Doğanşehir İlçesi'ne bağlı Sürgü Beldesi'nde Ramazan ayında Alevi aile ile davulcu arasında çıkan tartışma sonrası yaşanan linç girişimi ile ilgili hazırlanan iddianamenin kabul edildiği öğrenildi.

Kabul edilen iddianamede göze çarpan ilginç bir detay ise linç girişimine maruz kalan aile bireyinden Hasan Hüseyin Evli'nin olay tarihini yanlış ifade etmesi nedeniyle hakkında ‘suç uydurma' nedeniyle 15 yıla kadar hapis cezası istenmesi oldu.

Geçtiğimiz Ramazan Ayında 28 Temmuz günü Sürgü Beldesi'nde Alevi aile ile ramazan davulcusu arasında başlayan ve kısa sürede büyüyen olaylar sonrası Evli ailesinin evi toplanan kalabalık tarafından taşlanmış ve ateşe verilmek istenmişti. Çıkan olaylara ilişkin hazırlanan iddianamede evleri taşlı saldırıya uğrayan Alevi ailenin bireyleri Servet Evli ile Leyla Evli hakkında hakaret ve örgütsel tehditten 14 yıla kadar, davulcu hakkında yaralama ve mala zarar vermeden 10 yıla kadar, linç girişiminde bulunan 48 gösterici hakkında ise 6.5 yıla kadar hapis cezaları istenmişti.

Doğanşehir Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan iddianamenin kabul edilmesinin ardından ilginç bir detay da ortaya çıktı. Evli ailesinin bireylerinden Hasan Hüseyin Evli'nin savcılık ifadesinde olay tarihini yanlış vermesi nedeniyle hakkında 'Suç Uydurma' suçundan 6,5 yıldan 15 yıla kadar hapsi istendi.

Alevi aile Evli ailesinin avukatı Ali Hamamcı, kabul edilen iddianame ile ilgili "Güler misin, ağlarmısın" diyerek yaptığı eleştiride şunları söyledi:

"Saldırıya uğrayan ve linç edilmek istenen ailenin bireyi Hasan Hüseyin Evli, olaydan sonra savcılığa verdiği ifadesinde olay tarihini 24 Temmuz olarak söylemiş. Ancak soruşturmayı yürüten savcılığın jandarmadan aldığı bilgilere göre verilen tarihte böyle bir olay yaşanmamış.Ancak müvekkilimin verdiği ifadelere olay gecesi olan 28 Temmuz günü yaşananlarla bire bir örtüşüyor. Savcılık, bu nedenle yanlış tarih verdiği gerekçesiyle Hasan Hüseyin Evli hakkında 'suç uydurma' suçundan 6,5 yıldan 15 yıla kadar dava açtı."

Avukat Ali Hamamcı, "Umarım bir kasıt yoktur" diyerek Kasım ayında başlayacak duruşmada gerekli savunmalarını yapacaklarını söyledi.

(DHA)mynet

9/28/2010

Yakında sağ olsun diyecek vatanımız kalmayacak

Erdoğan'ın ismini sökene 3 yıl Çelenkteki Erdoğan'ın isminin olduğu kağıdı söktüğü ileri sürülen kişi hakkında iddianame.

Çelenkteki Erdoğan ismi

Adana'da şehit uzman onbaşı Emrah Yalım'ın cenaze töreni sırasında bir çelenkteki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın isminin yazılı olduğu kağıdı söktüğü ileri sürülen kişi hakkında iddianame hazırlandı.

Adana Cumhuriyet Savcısı, 22 Ağustosta Adana Sabancı Merkez Camisi'ndeki şehit cenaze töreni sırasında yaşanan olaylarla ilgili inceleme sonucu, törende bir çelenkteki Başbakan Erdoğan'ın isminin yazılı olduğu kağıdı söktüğü ve hakaret ettiği belirtilen Serkan T. (28) hakkında iddianame hazırladı.

İddianamede, Serkan T'nin, tören için hazırlanan ve ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'' yazılı çelengi kastederek, küfürlü sözlerle, ''Kimse 'vatan sağ olsun' diye bağırmasın, vatanımızın her karış toprağı satılmaktadır.

vatanımızın toprağı satılmaktadır

Yakında 'sağ olsun' diyecek vatanımız kalmayacak'' dediği belirtildi.

Serkan T'nin ise ifadesinde, olayı gerçekleştirdiğini kabul ederek, ''PKK'lıların Habur Sınır Kapısı'ndan geçmeleri sonrası, cumhuriyet savcılarının kapıya teröristlerin ayağına gönderilmesi, mahkeme salonunda Atatürk'ün resmi ile Türk bayrağının bulunmasının polemiğe sebep olmaması için indirilmesini hazmedemedim'' dediği belirtildi.

Teröristlerin çiçeklerle karşılandığını ve bunun sebebinin Erdoğan olduğunu düşündüğünü belirten Serkan T, şunları kaydetti: ''Açılım adı altında ülkeyi bölmesi ve son günlerde ulusal medyada şehit haberlerinin çıkması, siyasi parti başkan ve üyelerinin hükümetin PKK ile pazarlık ettiği iddiası üzerine bu olaylardan çok etkilendim.

Törende bu kızgınlıkla belirtilen cümleleri kullandım ve çelenk üzerindeki Erdoğan'ın ismini yırttım. Ülkemizde sahil kenarlarının, fabrikaların ve 352 şirketin yabancılara satılması nedeniyle ülkemizin bölünmekte ve satılmakta olduğunu söyledim ve bu şekilde düşünüyorum. Siyasi parti üyesi, grup veya sivil toplum örgütü üyesi değilim.''

Cumhuriyet savcısı, Serkan T'nin ''kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret etme ve onur, şeref ve saygınlığına saldırma'' suçlarından 1 ile 3 yıl arasında hapis cezasına çarptırılmasını istedi.
mynet