Dünya

Dünya
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3/19/2017

Yalan haberler Okullarda ders olarak okutulursa

Sosyal medyada özellikle Facebook ve Twitter aracılığı ile yayılan Yalan haberler konusunda Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü'ne (OECD) bağlı Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) sorumlusu Andreas Schleicher, okulların 'Yalan haberlerin' nasıl anlaşılacağına dair eğitim vermesi gerektiğini söyledi.

Okullarda ders olarak okutulursa
BBC Türkçe'nin haberine göre Bundan sonra düzenlenecek uluslararası eğitim değerlendirme testi olan PISA sınavlarında 'küresel yeterliliklerin' de sınanacağını sözlerine ekledi.

Andreas Schleicher, gençlerin sadece kendi görüşlerini duydukları sosyal medyanın ötesine geçmesi gerektiğini ve daha çok fikir alışverişinde bulunmaları gerektiğini söylüyor.

Eskiden bilgiye ihtiyaç duyulduğunda ansiklopediler vardı


duyulduğunda ansiklopediler vardı
Okulların gençlere dijital dünyada neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğrenmeleri için ders vermesi gerektiğini söyleyen Schleicher, "Eskiden bir bilgiye ihtiyaç duyduğunuzda ansiklopediye başvururdunuz. Oradaki bilgiye güvenebilirdiniz. Şimdi doğru bilgi verip vermediğini bilmediğiniz Facebook ve diğer sitelere gidiyorsunuz" diyor.

Dubai'deki bir eğitim konferansında konuşan Andreas Schleicher, eleştirel düşüncenin önemine vurgu yapıyor.

Yalan haberler özellikle Amerikan seçimlerinde Facebook'ta dolaşan ve doğru olmayan haberlerin seçim sonuçlarını etkilediği iddialarının ortaya çıkmasıyla tartışma konusu olmuştu.

Schleicher, ayrıca PISA testlerinin bundan sonra gençlerin birbirine bağlı olan dünyaya uyum sağlama ve başka kültürlere açık olma kabiliyetlerini de ölçeceğini ekledi. KAYNAK: BBC Türkçe

5/31/2014

Harvard Üniversitesi’nde 2014 yılı birincisi Türk genci Levent Alpöge

Türk genci Levent Alpöge

Harvard Üniversitesi’nde 2014 yılı birincisi Türk genci Levent Alpöge koyu bir Beşiktaş taraftarı olan Alpöge ‘Valedectorian’ derecesiyle mezun oldu. Alpöge çalışmalarını Cambridge’ta devam ettirecek.


Başarılı genç, 4 üzerinden 4 not ortalaması ile “Tüm Üniversite Birincisi” (Valedectorian) olarak mezun oldu.

Başarılarla dolu bir eğitim hayatına sahip olan Alpöge, 2010’da henüz lise son sınıfı öğrencisiyken ABD çapında adayların katılımı ile gerçekleşen Intel Bilim Yetenekleri Yarışması’nda ABD Başkanı Barack Obama ve senatörler tarafından kutlanan 40 genç finalist arasına girdi.
Bunun sonucunda, “Ivy League” olarak ve akademik mükemmelliği ile tanınmış ABD’nin 8 en iyi üniversitesi tarafından kabul edildi.

Levent Alpöge'nin sayısız ödülü var


Alpöge, Harvard’ın matematik bölümünü seçti. Sayısız prestijli ödülü ve bursu bulunan Alpöge; American Mathematical Monthly, Journal of Combinatorial Theory, Journal of Number Theory, International Mathematics Research Notices dergilerine yazılar yazıyor; Harvard College Mathematics Review dergisinin de editörluğünü üstleniyor.

Alpöge, çalışmalarını önümüzdeki yıl Winston Churchill bursu ile İngiltere’deki prestijli Cambridge Üniversitesi’nde sürdürecek. Daha sonraki yıl yine 8 Ivy League okullarından gelen doktora kabullerinin içinden Princeton’ı seçerek eğitimine devam edecek.Alpöge ailesi ile birlikte New York eyaletinin Long Island bölgesinde yaşıyor. Akademik başarılarının yanı sıra maratonlara katılan Alpöge koyu bir Beşiktaş hayranı.

6/28/2013

Su sıkan TOMA'nın önünde duran Siyahlı kadın kim?

Üzerindeki siyah elbise nedeniyle ‘siyahlı kadın’ olarak adlandırılan kadının kimliğiyle ilgili farklı bilgiler veren haberler yayınlandı.
‘Siyahlı kadın’ olarak bilinen Kate Cullen
Su sıkan TOMA'nın önünde duran Siyahlı kadın kim?
‘Siyahlı kadın’ olarak bilinen Kate Cullen BBC Türkçe’ye kimliği ve gerçekleştirdiği eylemle ilgili konuştu.
‘Değişim programı öğrencisiyim’

Cullen Avustralyalı bir öğrenci olduğunu söylüyor.

Sydney’de sosyoloji okuyormuş. 21 yaşında bir Avustralyalı. Üniversitede okurken resepsiyonistlik gibi yarı zamanlı işlerde çalışıyormuş.

İstanbul’a geliş nedeni ise eğitim.

2012 Eylül'ünde İstanbul’a geldiğini ve öğrenci değişim programı kapsamında Koç Üniversitesi’nde eğitim gördüğünü aktaran Cullen, ''Başlangıçta sadece bir sömestir kalmayı planlıyordum ama bu kentin, insanların ve kültürün içinde yaşadıktan sonra bir yıl boyunca kalmaya karar verdim'" diyor.
‘Avustralya’da da eylemlere katılmıştım’

İlk eylemi değil Cullen'ın Gezi Parkı gösterileri. Cullen, Sydney’de birkaç gösteriye katıldığını, Avustralya'nın ''sığınmacıların ülkeye gelir gelmez gözaltına alınması politikasını'' protesto etmek için sokağa çıktığını, ayrıca ailesiyle Irak savaşı karşıtı gösterilere ve Sydney'deki Occupy - İşgal eylemlerine katıldığını anlatıyor.
‘Beni binaya sokup yardım edenlerden ilham aldım’

Peki Gezi Parkı eylemlerine nasıl yer almış Cullen?

Mayıs ayı sonunda protestolardan haberdar olduğunu, bazı arkadaşlarının da eylemlere katıldığını anlatıyor ve şöyle devam ediyor:
Hayatımda hiç böyle bir şey yaşamamıştım.
Beni binaya sokup yardım edenlerden ilham aldım
''Mayıs ayı boyunca İstiklal Caddesi’nde kesinlikle şiddet içermeyen eylemlerde polisin göstericilere sürekli gazla müdahale ettiğini gördüm. Ben de bir akşam Cihangir’deki evime dönerken gaza maruz kaldım. Hayatımda hiç böyle bir şey yaşamamıştım. Acı gözlerimi yakıyordu ve nefes alamıyordum. Şansıma bir adam beni tutup bir binaya soktu. Binada bir grup insan vardı. Bana, gözlerime sıkmak için limon ve yanığı yatıştırmak için süt verdiler. Burası muhtemelen İstanbul’daki LGBT topluluğunun merkeziydi. Bana kim olduğumu sormadılar. Bana yardıma ihtiyacı olan bir insan olarak davrandılar. Tük veya yabancı, erkek veya kadın, eşcinsel veya heteroseksüel, Hristiyan veya Müslüman olmama bakmaksızın bana eşit bir şekilde sevgiyle yaklaştılar. Bu grubun iyiliğini, gücünü, kararlılığını deneyimimle gördükten sonra, ben de onlardan ilham aldım. Kendilerine çok minnettar olduğum bu insanlara dayanışmak ve gerçekten inandığım bir şey için ayağa kalkmak isteğim alevlendi.''

'Hayatımda hiç böyle bir ruh hali görmemiştim’

Cullen, daha sonra Cuma, Cumartesi ve Pazar günkü gösterilere katılmış. Ocak ayından bileti varmış Orta Amerika seyahati için. 'Tencere ve tavalarla şarkılar söylediğini, gazlı müdahaleye maruz kalan eylemcilere limon yardımı yaptığını söylüyor.

Hayatında daha önce tanık olmadığı bir dayanışma, birliktelik ve iyimserlik duygusundan söz eden Cullen, şöyle devam ediyor:

''Beni en fazla etkileyen hayatın farklı kesimlerinden insanların gösterilere katılımıydı: Genç ve yaşlı, Beşiktaşlı ve Galatasaraylı, dindar (Üzerinde ‘Kapitalizme Karşı İslam’ yazan pankartı taşıyan bir grup başarötülü kadının yürüdüğünü ve Cihangir’deki cami önünden geçerken herkesin onları alkışladığını hatırlıyorum) ya da değil… Polis daha fazla gazladıkça ve daha fazla tazyikli su sıktıkça insanlar şiddete karşı şiddetsiz bir direniş için daha fazla birleşti ve kararlı hale geldi. Gerçekten öyle iyimser bir duygu vardı ki insanlar dayanışma içinde olmanın gücünü farkettiler.''
‘Fotoğrafçıları görünce TOMA’nın önüne geçtim’

Cullen, eylemlerin önemli simgelerinden biri haline gelen fotoğrafın çekildiği anı ise şöyle anlatıyor:

''Bu fotoğraf Cumartesi sabahı çekildi. Cuma gecesinden beri gösterilerdeydim ve henüz uyumamıştım. O gece üç ayrı olayda gazlanmıştım. Göstericiler birlik duygusu içinde bu harekete bir şey borçlu olduğumu hissettim. Kalabalık bir grup olarak Alman Hastanesi’nin yakınlarında bir TOMA’nın önünde slogan atıyorduk. Hepimiz Türk medyasının bu protestoların hiçbirini yayınlamadığını ve olayların medya üzerinden yayılmasının ne kadar önemli olduğunu biliyorduk.''

''Ayrıca iki insanın öldüğünü duymuştum ve dünyanın yaşanlardan haberdar olması gerektiğini biliyordum. TOMA yakınında kalabalık bir grup fotoğrafçı olduğunu farkettim ve şiddete rağmen eylemlerin barışçıllığını vurgulamak için TOMA’nın önünde durup ellerimi açmaya karar verdim. Korkmadım. Gerçekten su sıkacaklarına inanmamıştım ama sıkarlarsa da fotoğraf olağanüstü olur diye düşünmüştüm.''
‘O artık benim fotoğrafım değil’
O artık benim fotoğrafım değil
TOMA’nın önünde durup ellerimi açmaya karar verdim.
Fotoğrafın gösteriler açısından sembole dönüşeceğini tahmin etmediğini belirten Cullen bu dönüşümle ilgili şu yorumu yapıyor:

''Bu fotoğraf artık benimle ilgili değil. Daha genel olarak düşünürsek benim eylemim kesinlikle hiçbir şey değil. Aynısını ve daha fazlasını yapan binlerce göstericiden daha cesurca değil. Siyahlı kadın artık ben değilim. O artık beni eve çekip limon veren adam, gururlu bir şekilde yürüyen anti-kapitalist Müslüman kadın, bana ses çıkarmak için tencere veren başörtülü yaşlı kadın ve inandıkları için ayağa kalkan ve sokaklara giden her bireydir.''

Şu anda Orta Amerika’da tatilde olduğunu belirten Cullen Sydney’de yaşamaya devam edeceğini, Türkiye’de yaşama planı bulunmadığını ama Türklerin kendisinin favori milleti, Türkiye’nin de favori ülkesi olduğunu, bu yüzden Türkiye’ye yeniden gelmek istediğini söylüyor.

Cullen, ''Türkiye’de olsaydım kesinlikle gösterilere yine katılırdım. Kalbim hala insanların gösteri düzenlediği İstanbul ve Türkiye’de'' yorumunu yapıyor.bbc türkçe

2/03/2013

öğretmen olmayanlardan din dersi “Allah’ın buyruğunu yerine getiriyorum”

Halkevleri Eğitim Hakkı Meclisi tarafından 4+4+4 sisteminin uygulanmaya başlandığı ilk günden bu yana yapılan araştırmalar ışığında hazırladığı son 4+4+4 raporu, eğitim sistemindeki sorunların büyüdüğünü ortaya koydu.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın kılık kıyafet yönetmeliğinin gözden geçirileceği yönündeki açıklamaları tartışılırken Halkevleri raporunda, “Öğrencilerin yüzde 78’inin, velilerin ise yüzde 92’sinin kılık kıyafet düzenlemesini yanlış bulduğu” ortaya konuldu. Eski Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’e sunulan raporda, yeni Bakan Avcı’dan çözüm bekleyen sorunlar sıralandı. Raporda dikkati çeken noktalar şöyle:

Alevi misin, ateist mi?: Mescit açma girişimleri hızla devam ediyor. Öğrenciler öğretmenler tarafından namaz kılmaya açıktan teşvik ediliyor. Din kültürü ve din derslerine giren öğretmenlerin ayrımcı söylemlerinde tehlikeli bir artış gözlemleniyor. Bir okulda din öğretmeni “Sure okumayı bilmezseniz, yılbaşı kutlarsınız” derken başka bir okulda “Kâfir değilseniz, kutlamazsınız yılbaşını” demiştir. Bir okulda din öğretmeni, öğrencilere cami maketi yaptırmasını eleştiren veliye “Alevi misin? Ateist misin” diye hakaret ediyor.

Allah’ın buyruğu 4+4+4: Okulların yüzde 73’ünde ya müdür ya da yardımcılarından bir tanesi din kültürü öğretmeni. Bir okulda müdür yardımcısı cumaya gitmediği için baskıya maruz kalıyor ve istifa ediyor. Bir okulda müdür ve müdür yardımcısı 4+4+4 uygulamalarını, öğretmen olmayanların din dersi vermesini “Allah’ın buyruğunu yerine getiriyorum” sözleriyle savunuyor. Öğrencilerin yüzde 18’i okullarda dini ayrımcılığa uğradığını söylüyor.

Temizliği veliler yapıyor: Okulların yüzde 80’inde yeterli temizlik görevlisi yoktur. Bazı okullarda her sınıf kendi temizliğinden sorumlu tutuluyor. Birçok okulda veliler temizlik yapıyor. Temizlik malzemeleri yetersiz.

Okulların yüzde 99’unda para toplanıyor: Okulların yüzde 99’unda para toplama uygulamaları artıyor. Karne vermeme tehdidi birçok okulda görülen sıradan uygulamalardan. Küçükçekmece Anadolu Lisesi’nde para vermeyen öğrencilerin notları düşürülüyor. Esenyurt Ali Kul Çok Programlı Lisesi’nde ise para vermeyen öğrenciler sınıfta bırakılmakla tehdit ediliyor. Okul aile birlikleri başta temizlik giderleri ve hizmetlilerin giderleri olmak üzere hemen hemen bütün giderleri karşılamakla yükümlü kılınıyor. Şişli Hüseyin Avni Kurşun İlkokulu ve Ortaokulu’nda temizlik görevlilerinin maaşını öğrenci velilerinden aidat olarak toplanıyor. İstanbul Gaziosmanpaşa İlçe Milli Eğitim Müdürü Bekir Servet Bakırcı, Halkevleri Eğitim Hakkı Meclisi ilçede bulunan okullarda personel eksikliği, hijyen, kalabalık sınıflar, zorunlu aidat toplanması gibi sorunları dile getirince, “Sigara alacak para bulan insanların eğitime verecek para bulmak zorunda oldukları aksi takdirde çocukların hijyen dışı koşullarda okumak zorunda kalacakları” yanıtını veriyor. cumhuriyet

2/12/2012

yaşanmış gerçek bir olay işe başvuru formu dolduran kişinin ilginç cevapları

Tamamen gerçek bir olay!!Yaşanmış bir iş başvuru hikayesi Yeni Şafak Gazetesi yazarı Mustafa Özel'in köşesine taşıdığı, yaşanmış çok ilginç bir iş başvurusu hikayesi:
Alttaki işbaşvuru formunu dolduran Mehmet Tartar'ın başvuru formuna yazdığı cevaplar:

1. Adınız Soyadınız:
Mehmet Tartar

2.Yaşınız:
Yirmi sekiz.

3.Şirketimizdeki hangi pozisyon için Başvuruyorsunuz?
Mümkünse yatay bir pozisyon için. Eğer daha ciddi bir cevap istiyorsanız, ne iş
olsa yaparım. Şart öne sürebilecek durumda olsaydım, burada bu formu dolduruyor olmazdım.

4. Düşündüğünüz ücret:
Aylık 5.000 YTL maaş artı yıllık kardan yüzde 10 hisse! Eğer bu mümkün değilse, siz bir ücret Önerin, ben size evet yahut hayır derim.

5. Eğitiminiz?
İdare eder

6. Son işiniz
Sadist bir şefin deneme tahtası olmak.

7. Son ücretiniz:
Hak ettiğimin çok altında.

8. Önemli başarılarınız:
Arakladığım kalemlerden muhteşem bir kolleksiyonum
var; evde sergiliyorum.

9. İşten ayrılma sebebiniz:
Bkz. Cevap 6.

10. Size ulaşabileceğimiz saatler:
Banka atm'si gibiyim: 7/24.

11. Çalışmak istediğiniz saatler:
Pazartesi, Salı ve Perşembe 13.00-15.00 arası.

13. Şimdiki işvereninizle görüşebilir miyiz?
İşverenim olsa burada olmazdım.

14. Fizik durumunuz 20 kilogramdan fazla taşımanıza engel Mİ?
Belli olmaz, ne taşıdığıma bağlı.

15. Otomobiliniz var mı?
Evet, ama soru yanlış sorulmuş. "Çalışır durumda bir otomobiliniz var mı?" diye
sorsaydınız, cevabım farklı olurdu.

16. Daha önce bir yarışma veya madalya kazandınız mı?
Madalyam yok ama lotoda iki kere 3 tutturdum.

17. Sigara içiyor musunuz?
Otlanacak bir enayi bulabilirsem.

18. Beş yıl sonra ne yapmayı hayal ediyorsunuz?
Bana tutkun zengin bir fotomodelle Bahama Adaları'nda yaşamayı. Bir yolunu biliyorsanız bunu beş yıl beklemeden de yapabilirim.

19. Yukarıdaki bilgilerin doğruluğunu taahhüt ediyor musunuz?
Hayır, ama sıkıyorsa aksini iddia edin.

20. Sizi bu başvuruyu yapmaya iten gerçek sebep nedir?
Birbiriyle tutarlılık derecesini kestiremediğim iki cevabım var:
a) İnsan sevgisi ve tüketicilerin iyi beslenmesine katkıda bulunma arzum.
b) Gırtlağıma kadar borca batmış olmam..

Sonuç: Mehmet Tartar işe alındı

9/16/2011

iyi bir eğitim alabilmek için hayatlarını hiçe sayarak sınırdan geçiyorlar

Her yıl binlerce çocuk, Zimbabve'den Güney Afrika'ya iltica ediyor.

Hayatlarını riske atarak sınırdan geçmeye çalışan çocukların tek bir umudu var: İyi bir eğitim alabilmek...

Ancak birçoğu sınırdan geçmeyi dahi başaramıyor, çetelerin eline düşüyor, soyuluyor, dövülüyor, tecavüze uğruyorlar.

Güney Afrika'ya geçmeyi başaranları ise yoksulluk içinde çetin bir mücadele bekliyor.