Dünya

Dünya
Mustafa Kemal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mustafa Kemal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2/11/2014

Azerbaycan'dan Atatürk'e Mektup "Türk Milleti’nde kardeş kardeşe borç vermez"

Mustafa Kemâl Paşa, 3 Mayıs 1920 günü Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’ya yazdığı bir mektupta, “Devlette hiç para kalmadı. Şu anda içeride para temin edebileceğimiz bir kaynak da yok. 

kardeş kardeşe borç vermez

Başka kaynaklardan para temin edinceye kadar Azerbaycan Hükûmeti’nden borç para alınmasını temin etmenizi rica ederim” diyordu.

Kâzım Karabekir Paşa, isteği Azerbaycan Hükûmeti’ne iletti. Bu istek, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Halk Cumhuriyeti ile Ankara Hükûmeti arasındaki ilk resmî temastı.

Azerbaycan’dan Türkiye’ye uzanan kardeş eli 1921 yılı içinde Nerimanov’un şahsî emriyle uzandı. 


Azerbaycan Dışişleri Bakanı Mirza Davut Hüseyinov, kazanılan Birinci-İkinci İnönü Savaşları münasebetiyle çektiği telgrafta “...Kazanılan bu büyük zaferlerden dolayı Türk halkını Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adına kutluyoruz” diyor 
Azerbaycan'ın enerji şirketinin 29 Ekim için hazırladığı video



ve bu büyük zaferlerin şerefine Azerbaycan halkının yardım için 30 sistern (sarnıç, tanker) petrol, 2 sistern benzin, 8 sistern kerosin gönderdiğini bildiriyordu. 

Aynı yılın Mayıs ayında Azerbaycan devleti, TBMM hükümetine 62 sistern petrol gönderdi ve bundan sonra savaş bitinceye kadar aynı değerde petrol ve üç vagon dolusu kerosin göndermeyi taahhüt etti. 

Bu taahhüdün dışında 1922 yılında Batum yoluyla Azerbaycan dokuzbin tondan fazla kerosin ve 350 ton benzin gönderdi.

Mustafa Kemâl Paşa 1921 yılında Nerimanov’a bir mektup yazarak borç para talep etmişti.


Bu mektubu 17 Mart 1921 günü büyükelçi Nerimanov'a ulaştırdı. Nerimanov, derhal 500 kg. altın gönderdi.

Bunun 200 kg’ı devlet bütçesine, kalanı ise mühimmat ve silâh için kullanıldı. Daha sonra Nerimanov, Türkistan’dan Moskova’ya ulaşan 10 milyon altın rubleyi Ankara’ya gönderdi.

Bu yardımlarla savaş içindeki ülkenin durumunda belirgin bir düzelme oldu. 23 Mart 1921’de

Azerbaycan Hükûmeti talep etmediği halde

Türkiye’ye Azerbaycan halkının hediyesi olarak 30 sistern petrol, 2 sistern benzin, 8 sistern yağ gönderdi.

Nerimanov, Mustafa Kemâl Paşa’nın mektubuna yazdığı cevâbî mektubunda hergün kazanılan başarılarla Türk halkının emperyalizmden kurtulma günlerinin yaklaştığını,

bu yüzden kahraman Türk halkını kutladığını belirtiyor ve sonra ilâve ediyordu:

“Paşam, bizim Türk Milleti’nde kardeş kardeşe borç vermez. Kardeş, her zaman kardeşinin elinden tutar. Biz kardeşiz, her zaman elinizden tutacağız ve tutmaya devam edeceğiz.”

Kaynak: A. Şemseddinov, Kurtuluş Savaşı Yıllarında Türkiye - Sovyetler Birliği Alâkaları, s.66

9/26/2012

atatürk'e hediye edilen ve müzayede de satılan gizemli tabanca



Şeref İşler

BBC Türkçe


Arjantin cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu kutlamak için cumhurbaşkanına bir hediye göndermek ister.



Hediye bir silahtır. Üzerinde Türkiye'nin ilk liderinin, Atatürk'ün adı ve cumhuriyetin kuruluş tarihi yazılıdır.

İşte bu silah bugün Londra'daki Christie's Müzayede Evi'nde 25 bin sterlin - yani yaklaşık 72 bin 600 liraya satıldı.

Browning model tabanca, 1910 Belçika yapımı. Kalibresi de 7,65 milimetre.

Üzerinde hem Arjantin'in eski cumhurbaşkanı Marcelo T. de Alvear'ın hem de Mustafa Kemal'in isimleri altın varakla yazılı.

Bir de 29 Ekim 1923 tarihi.

1922 ile 1928 yılları arasında Arjantin'in cumhurbaşkanı olan Marcelo T. De Alvear, Atatürk'le doğrudan tanışmamış olsa da, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanını yakından takip etme fırsatı bulmuş.

Christie's Müzayede Evi'nin silah uzmanı Howard Dixon "Alvear cumhurbaşkanı seçilmeden önce, Birinci Dünya Savaşı'nın akabinde Arjantin'in bir nevi Paris büyükelçisiydi." diyor.

"Bu görevinden ve ilerici bir politikacı olmasından dolayı, savaş sonrası tartışmalara tanık olduğu sıralarda Atatürk'ün modern Türkiye'yi kurma çabalarından haberdardı. Atatürk'e duyduğu saygıdan dolayı da bu tabancayı ona özel bir hediye olarak yaptırdı."

Tabanca yakın geçmişte bir Christie's temsilcisi tarafından Şili'nin başkenti Santiago'da bir koleksiyonda bulunmuş.

Bu koleksiyona 1990 yılında dahil olmadan önce Arjantin'in başkenti Buenos Aires'te bir ailede bulunan tabanca, onlara da 1960 yılında Alvear ailesi tarafından verilmiş.
Geri mi gönderildi?

Mustafa Kemal Atatürk için özel yapılmış olmasına rağmen bu tabancanın şimdi neden Türkiye'de olmadığına dair kesin bir belge bulunmamakta. Dahası, tabancanın Atatürk'ün eline geçip geçmediği bile tam olarak bilinmiyor.

Silah uzmanı Dixon bu konuda "Ne yazık ki tabancanın 1960 yılı öncesi yolculuğuna ışık tutacak belge yok. Ailede kuşaktan kuşağa iletilen söylentiler, tabancanın İkinci Dünya Savaşı'nın hemen sonrasında Türkiye'den Arjantin'e geri gönderildiği yönünde."

Londra'da bulunan Christie's Müzayede Evi'nin yetkilileri, bu tabancaya oldukça yüksek ilgi gösterildiğini, en fazla arayıp bilgi almak isteyenlerin de yurtdışında yaşayan Türkler olduğunu belirtiyor.

Tabancayı 25 bin sterline alan kişi ise anonim kalmayı tercih etti. bbc türkçe

3/18/2012

atatürk hakkındaki bu yazı londradaki ulusal ordu müzesinden alınmıştır

Balkan Savaşları'nın bir terbiyeli gazisi Kemal çekilme Müttefik işgal kuvvetlerinin zorla 1915'te Gelibolu'da inatçı bir savunma kampanyası savaştı. Daha sonra 'Modern Türkiye'nin babası' olacaktı.


Modern Türkiye'nin babası
Gelibolu'da Mustafa Kemal Nisan 1915'te
Mustafa Kemal, Selanik'te doğmuş ve 1905 yılına kadar 1899 İstanbul'da Harbiye askeri kolejinde okuyan, bir Osmanlı Ordusu askeri öğrenci olarak askeri kariyeri başladı. Onun ilk hizmet Suriye'de bir süvari alayı ile oldu. Bu dönemde Sultan Abdül Hamid II muhalif reformcu Anavatan ve Özgürlük gizli toplum katıldı. Politikadan, askeri ayrılması inanan rağmen, Kemal, İttihat ve Terakki Komitesi üyesi oldu ve sultanın mutlakiyetçi kuralı sona erdi ve parlamento restore 'Jön Türk' Devrimi bir rol oynadı.
Kemal, Tobruk'ta, İtalyanlara kovucu ve başarılı bir hava saldırısında yaralandı olmasına rağmen Derne savunarak, Italo-Türk Savaşı (1911-1912) sırasında Trablusgarp (Libya) üstün hizmet verdi. Balkan Savaşları (1912-1913) sırasında, Trakya'da Türk amfibi çıkarma görev ve Bulgarlardan Erdine yakalama aldı. 1913 yılında bütün Balkan devletlerinin Osmanlı askeri ataşe yapıldı ve albay terfi.
Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı katılımı karşıt rağmen, bir kez o çatışmanın içine bütün kalbiyle kendini attı başlamıştı. Çanakkale savaşları sırasında Kemal 5. Ordu kurmay başkanı yapılmadan önce 19. Tümen emretti. O, Nisan 1915'te Anzak Koyu'nda Müttefik iniş hemen tepki, büyük bir liderlik ve taktik zekası görüntülenir. Onlar iniş alanları çevreleyen yüksek yer almaya teşebbüs gibi, O da Avustralyalı ve Yeni Zelandalı karşı başarılı bir karşı-saldırı başlattı. Geceye 25 Nisan onlar 2000 kayıplar üzerinde geçiren ve plajlara takılıp kaldı.
Bunu izleyen haftalarda o Sari Bayırı (6-21 Ağustos), Anzak Conkbayırı Muharebesi (07-19 Ağustos) ve Scimtar de Sulva gelen saldırının Savaşı da dahil olmak üzere, kampanyanın ateşli nişan çoğuna adamları açtı Hill (21 Ağustos). Bu savaşlar sonrasında da 'Paşa' unvanı verildi. Şahsen cesur, Kemal ilan etti erkeklerin aynı bekleniyor: 'Ben size savaşmayı emretmiyorum, ölmeyi sipariş. Bizi ölmek için gereken süre içinde, başka kuvvetler ve komutanlar gelip bizim yerlerimizi alabilir. '
Bu zafer sonrasında, Kemal Doğu Anadolu cephesinde komuta XVI Kolordu gönderildi. Ağustos 1916 yılında Bitlis ve Muş yakalama, Ruslara karşı başarılı bir karşı saldırı başlattı. Kafkasya Rus Ordusu, 1917 Devrimi sırasında çöktüğünde, Kemal Filistin'e transfer edildi. O 7. Ordu komutanlığına atanmıştı, ancak Bağdat kaybı sonrasında, o savaşı kaybetti olduğunu giderek daha korkunç oldu.
O da yeterli silah ve malzeme ile adamları temin edemedi bir hükümet kızgınlığın ifade ve Türk generallerin Alman Erich von Falkenhayn ve Otto Liman von Sanders komutasını transferi rahatsızdılar. Protesto emrini istifa sonra Batı Cephesi ziyaret ve Merkez Kuvvetler yenildi sonucuna vararak, Almanya için Veliaht Prens eşlik etti. Ordusu Megiddo Savaşı sonrasında geri çekilmek zorunda kaldı sonra yeni padişah, Mehed VI tarafından komutası geri, o Halep'te savaş sona erdi.
Osmanlı başkenti müttefikler tarafından işgal ile, gitti Balkanlar ve Arap vilayetlerinde yoksun Türkiye'nin en çok, Kemal, Anadolu kalan Türk kalbi bütünlüğü için mücadele etmek kişisel bir görev edindim. Kuzey Anadolu'da ordunun genel müfettişi olarak 1919 yılında Tarih, o hızla Osmanlı ordusundan istifa ve Smyrna, Yunan iniş sonrasında milliyetçi hissi uyandırmak için yardımcı, bağımsız hareket etmeye başladı. Konuşmacı olarak Kemal ile 1920 ilkbaharında Ankara'da toplanan Birinci Büyük Millet Meclisi, İstanbul'daki Osmanlı hükümeti şimdi bir rakip güç bloku. Daha sonra onu başkan seçildi.
1921 yılında Yunanlılar Smyrna, gelişmiş, ancak Ağustos-Eylül Sakarya Savaşı öncesinde Ankara'da yapıldı. Bu başarının ardından, Kemal mareşal rütbesiyle başkomutan yapıldı. O Eylül ayında Smyrna yakalama ve Yunanlıların Anadolu'yu boşaltmaya zorlayan, ertesi yıl saldırıya geçti.

Yetenekli bir devlet gibi büyük bir asker, 


Lozan sonraki Antlaşması (1923) Kemal yabancı asker ve Boğazlar tam kontrolü Anadolu özgür bir Türkiye'ye verildi. İstanbul'da padişahın zayıflığı ve yenilgiyi de Öfke onu, 1922'de saltanatın kaldırılması için 1923 yılında bir cumhuriyet ilanı ve 1924 yılında halifeliğin kaldırılmasına çalışmaya itti. 'Atatürk' (Türk Milleti'nin babası) olarak, Kemal kargaşa bir süre boyunca Türkiye'nin yönlendiriliyor ama nötr bir dış politika, planlı ekonomi, batılılaşmış eğitim sistemi ve güçlü bir ordu ile, modern laik bir devlet olarak ortaya çıkmıştır.
ulusal ordu müzesi
Mustafa Kemal Atatürk'ün devlet töreni, Kasım 1938
Savaşta Sert, Kemal daha sonra Gelibolu'da öldürülen Müttefik askerlerinin yazma, düşmanlarını yine zarif oldu: 'kanlarını döken ve hayatlarını kaybettikleri bu kahramanlar ... Şimdi dost bir vatanın toprağındasınız yalan. Bu nedenle huzur içinde yatsın. Onlar bizim bu ülkede şimdi burada yan yana yatmak bize ahbapları ve Mehmetler arasında bir fark yoktur ... sen, uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar, gözyaşlarınızı silin; 

Evlatlarınız bizim bağrımızdadır ve huzur içindedirler. 


Bu topraklarda canlarını verdikten sonra. Onlar da bizim evlatlarımız olmuşlardır. '
Mustafa Kemal Atatürk, c1923
"Ben ölmek için sipariş kavga emretmiyorum. Bizi ölmek için gereken süre içinde, başka kuvvetler ve komutanlar gelip bizim yerlerimizi alabilir."



4/28/2011

teyzem latife kitabından atatürk kızınca ne yapardı sorusunun cevabı

Mustafa Kemal Atatürk kızınca Rumeli şivesiyle bakın hangi sövgüyü kullanıyormuş:
Teyzem Latife' adlı kitabın yazarları Fatih Bayhan ve aynı zamanda Latife Hanım'ın yeğeni olan Mehmet Sadık Öke, Ülke TV'de Ülkede Bu Sabah programına konuk oldular.
Programda Latife Hanım'ın Mustafa Kemal Atatürk'le olan kavgası sonrası kırdığı ayna ve Atatürk'ün sinirlendiğinde kullandığı ifade konuşuldu. Atatürk'ün dönemin Tarım Bakanı'na önerdiği soyadı ise oldukça ilginç.

Teyzem Letife adlı kitabın yazarları, Latife Hanım'ın yeğeni Mehmet Sadık Öke ve yazar Fatih Bayhan Ülke TV'de Ülke'de Bu Sabah programında İlker Uykal ve Merve Kondak'ın sorularını cevapladılar.

Mustafa Kemal ile Latife Hanım'ı boşanmaya götüren kavgayı anlatan yazarlar Atatürk'ün sinirlendiğinde kulandığı ifadeyi de anlattılar.

BAKANA SOYADI ÖNERİSİ: EŞEK

Kitapta günlük yaşama dair ilginç detaylar olduğun söyleyen Fatih Bayhan, M. Kemal'ın özel hayatını, yaşamını kitapta anlattıklarını belirtirler.

Mustafa Kemal Atatürk'ün kızdığında en çok kullandığı ifadenin Rumeli şivesiyle 'eşek oğlu eşek' olduğunu söyleyen Mehmet Sadık Öke, dönemin Tarım Bakanı ile Atatürk arasında geçen bir soyadı hikayesini programda anlattı.

Öke, "Mustafa Kemal Atatürk, Ankara'daki Orman Çiftliği'yle ilgili 'o olmaz, bu yapılmaz' diyen Tarım Bakanı'nın soyadı kanunundan sonra Atatürk'ten soyadı istemesi üzerine 'Senin soyadın eşek olsun. Sen Tarım Bakanısın toprağı eş, ek' demiş. Tabi soyadı böyle olmamış" diyerek Atatürk'ün mizah kabiliyetinin yüksek olduğunu belirtti.

KIRIK AYNANIN HİKAYESİ

Programa kırık bir ayna getiren M. Sadık Öke yaşananları şöyle anlattı, "Bu ayna kavga ettikleri gece, Latife teyzem çok üzülüyor ve salonu terk ediyor. Odasında sinirle duvara fırlatıyor ve kırılıyor. O gece ilişkinin de sonu oldu, kitapta detaylı olarak anlattık bu konuyu. Teyzem çok kızıyor, M. Kemal'in söylediği söze. Kendi eline yelpazeyle vuruyor ve eli kesiliyor. M. Kemal çok kızıyor, vurmak niyetinde olmasa da elini kaldırıyor. Latife teyzem de elini kaldırıyor ve yanağına çarpıyor. Kan M. Kemal'in yanağını bulaşıyor. Bu olayın ardından Latife Hanım yukarıya çıkıyor. Sinirinden aynasını kırıyor."

O gece kırılan aynayı da programa getiren Mehmet Sadık Öke, aynanın kırılmasıyla ABD Büyükelçisi'nin kripto geçerek Türkiye'de bir kriz yaşandığını ülkesine bildirdiğini de açıkladı.

HABER7'NİN KONUĞU OLDU

Mehmet Sadık Öke program sonrası Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Yaşar İliksiz'in konuğu oldu.

Haber 7'de kitabı hakkında bilgi veren Öke, kırık aynanın hikayesini anlattı ve 'Teyzem Latife' kitabını imzaladı.
mynet

1/04/2011

Said-i Nursi'nin atatürke yazdığı mektupta tavsiye ve nasihatleri

Habertürk gazetesinden Güntay Şimşek'in haberine göre, Çankaya Köşkü arşivine kayıtlı 3 sayfalık mektup, "Alem-i İslam Kahramanı paşa Hazretleri'ne" diye başlıyor.

"Duacınız Said-i Kürdi" diye biten mektupta Said-i Nursi şöyle diyor:
"İki cihanda mutluluk ve başarılarınızı can-ı gönülden dileyen bu fakirin, birkaç nasihatini dinlemenizi rica ediyorum. Sizin bu başarınızı ve büyük hizmetinizi takdir eden müminler, sizi ciddi sever, tutar ve minnettardırlar."

Üzerine iki not düşülen mektup, Cumhurbaşkanlığı arşivinde Mustafa Kemal'in özel evrakı arasında saklanıyor. Mektupların üzerinde Osmanlıca "çok mühim bir mektup", Latince "mühim" ibareleri dikkat çekiyor.

Adı isyancı Şeh Said'le karıştırılan Said-i Nursi, Milli Mücadele'yi desteklemişti, 1960'ta öldü. 27 Mayıs yönetimi Urfa'daki mezarını yıktırıp cenazeyi bilinmeyen bir yere gömdürdü.

4/16/2010

Mustafa Kemal’in ışığından ruhları kamaşan yarasalar

Mehmet Ali Çelebi…Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda Kara Pilot Teğmen. Ergenekon Davası’nın 20 aydır tutuklu sanığı. Şu an Hasdal Askeri Cezaevi’nde. Teğmen Çelebi’nin Ergenekon Davası’nın duruşmasında yaptığı son savunmayı yorumsuz yayınlıyoruz. İşte tarihe geçecek o savunma…

Kara Pilot Teğmen

               “13.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na

Sayın Başkan, Saygıdeğer Heyet;

Atatürk ten, yarattığı devrimlerden koparılmak istenen koşullarda yaşıyoruz, yaşatılıyoruz.
Mustafa Kemal düşüncesi en tehlikeli biçimde sorgulanıp zehirlenmektedir. İnsanlık tarihinde olağanüstü bir uygarlık devrimi gerçekleştirmiş kişiyi yıkmak isteyenlerin amacına hizmet edilmektedir.

Telefon tapelerimde; tarihi yaşayan, yaratan ve yazan ebedi önderimizin eseri TC Kuruluş Destanı, Nutuk, daha uygar bir geleceği güvenceye almak için Atanın Afet İnan’a yazdırdığı Medeni bilgiler, ülkemizin tapusu Lozan’ı konu edinen ve ülkenin birliğini amaç güden cümleler suç unsuru olarak görülerek kalın ve büyük puntolarla işaretlenmiştir.

Nutuk'u ancak, Mustafa Kemal’in ışığından ruhları kamaşan yarasalar,
Medeni bilgileri ancak medeniyet düşmanı ahlak tarantulalaları,
Lozan'ı ancak garip ihtirasların bulandırdığı karışık beyinler suç unsuru olarak görebilir.
ruhları kamaşan yarasalar,

BUNU YAPANLAR TÜRK MİLLETİNİN KUTSALLARINI,
ÜZERİNDEN DESTURSUZ GEÇİLEBİLECEK BİR KÖPRÜ MÜ SANDILAR???

Mustafa Kemal bu gibileri şöyle tarif ediyor:
AKLI EREN, MEMLEKETİNİ SEVEN, HAKİKATİ GÖREN KİMSELERDEN DÜŞMAN ÇIKMAZ. İÇİMİZDEN BÖYLELERİ ÇIKARSA ONLAR YA AKLI ERMEYEN CAHİLLER YA MEMLEKETİNİ SEVMEYEN KÖTÜLER YA DA HAKİKATİ GÖRMEYEN KÖRLERDİR!

Vatanın bütün ümit ve istiklalini bağladığı gençliğin neyi görmesini istemiyorlar. Orada terör yok. "Ya istiklal, ya ölüm var "
"TEMEL İLKE TÜRK ULUSUNUN HAYSİYETLİ VE ONURLU BİR ULUS OLARAK YAŞAMASIDIR. BU TEMEL ANCAK TAM BAĞIMSIZLIĞA SAHİP OLMAKLA ELDE EDİLEBİLİR. NE DENLİ ZENGİN VE GÖNENÇLİ OLURSA OLSUN, BAĞIMSIZLIKTARN YOKSUN BİR ULUS, UYGARLIK KARŞISINDA UŞAK OLMAK MEVKİİNDEN YÜKSEK BİR İŞLEME LAYIK OLAMAZ "

Orada terör yok. Türk Bağımsızlık Savaşı’nın hangi koşullar ve çetin güçlükler içinde kazanıldığı ve eseri gençliğe emaneti var. Gençliği en elverişsiz koşullarda dahi eyleme çağıran yüreklendirme kamçısı Gençliğe hitabe var.
O Gençliğe Hitabe ki onda uygarlık bağımsızlık ve özgürlük uğruna sonsuza dek sürecek uğraşların ve savaşların şu tükenmez buyruğu var.

"BUGÜN ULAŞTIĞIMIZ SONUÇ, YÜZYILLARDAN BERİ ÇEKİLEN ULUSAL YIKIMLARIN YARATTIĞI UYANIKLIĞIN VE BU SEVGİLİ YURDUN HER KÖŞESİNİ SULAYAN KANLARIN KARŞLIĞIDIR.BU NETİCEYİ TÜRK GENÇLİĞİNE EMANET EDİYORUM.
EY TÜRK GENÇLİĞİ,
BİRİNCİ VAZİFEN TÜRK İSTİKLALİNİ, TÜRK CUMHURİYETİNİ İLALEBET MUHAFAZA VE MÜDAFA ETMEKTİR, MEVCUDİYETİNİN VE İSTİKBALİNİN YEGANE TEMELİ BUDUR."

Nutuk’ta Darbe yok! Kültür devrimi, bağımsızlaşma, çağdaşlaşma, demokratikleşme var.

Sayın Başkan, Saygıdeğer Heyet,

Mustafa Kemal sevgimiz, çizgimiz bize zehir edilmeye çalışılıyor.
Çok net ifade ediyorum.
Bunları buraya suç unsuru olarak koyanların görevleri beni bununla suçlayıp hapis yatırmaksa, benim görevim hapis yatmaktır.
Onların görevi beni öldürmekse o zaman benim ki de bu uğurda ölmektir. Hem de gözümü bile kırpmadan.
Bu düşüncede olanlar sürgüne gönderiliyorsa, benim görevim umutsuzluğa kapılmadan yola çıkmaktır.
Nutuk, Medeni bilgiler, Lozan, Hasdal'da serbestse ben orada olacağım.
Vicdanımızı yastık yapar yatarız ama yastığımızın altına da Nutuk koyarız.

Mustafa Kemal’in asil devletinde bunları suç kabul eden herkese sesleniyorum:

Zincire vursanız ellerimi ve ayaklarımı tehdit edebilirsiniz.
Boynunu vurduracağım derseniz boynumu tehdit edersiniz.
Avukatını tutuklarım derseniz savunmamı tehdit edersiniz.
Hapiste çürüyeceksin derseniz tehdit ettiğiniz şu zavallı bedenimdir.
20 ay yattım 120 bin ay yatsam ne olur? Ömrüm zindanda bitse ne olur?
Adam olan yeminine sadık kalır. Ben askerlik yeminime sadık olarak bu dünyadan göçeceğim.
Beni, benliğimi, ruhumu hiçbir şekilde tehdit edemezsiniz.
Bunlardan biri için bile korkuya kapılacak olursam işte o zaman tehdit edilen gerçekten ben olurum.

Sayın Başkan, Saygıdeğer Heyet,

Vatanını, ulusunu sevmiş olmanın bedelini ödeyen insanların ne ilkiyiz ne de sonuncusu.
Ancak unutulmasın ki biz burada olduğumuz için Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti büyüklüğünden bir şey kaybetmez. Vatan sağ oldukça elbet bu mevkilere, makamlara gelip bu görevleri ifa edecek vatan evlatları bulunur.
Üç tane alırsınız, her sene Harbiye den bin tanesi mezun olur.
Türk Silahlı Kuvvetleri mahkeme salonlarına sığmaz!

Ben adı TÜRK olan milletin askeriyim.
Biz Türk askerleri karşımızda ölüm, elimiz vicdanımızda,
torunlarımızın yarın inceleyeceği tarihe ait mesuliyetler gözümüzün önünde,
yolumuzu Mustafa Kemal’in Türkiye Cumhuriyeti için yaşam nöbeti tutan sözleri ve direktifleri çerçevesinde çiziyoruz.
Herkes bilsin ki, bizler burada nöbetteyiz.
Mustafa Kemal Atatürk için her koşulda, her zamanda ve mekanda siper olacağız. O yükseklerdedir ama bacakları halen duyarlıdır. Yere değdirmese de bizim gibi şerefli Türk Subaylarının, şerefli Türk aydınlarının başlarına bas basa, omuzlarına basa basa ileri atacak adımlarını, yürüyecek! O bu topraklarda hiç kaybetmedi, yine kazanacak!

Sayın Başkan, Saygıdeğer Heyet,
Türk Milleti adına karar veren heyetinizden Nutuk'u suç sayan bu iddianameyi tarihin çöplüğüne atmanızı talep ediyorum.

Mehmet Ali Çelebi
Tutuklu Kr. Plt. Teğmen.”

Odatv.com