Dünya

Dünya
Konya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2/23/2011

balık tutmaktan gelince kendi cenaze merasimiyle karşılaştı

Konya'nın Ilgın İlçesi'nde bisikletiyle kamyonun altında kalarak yaşamını yitiren yaşlı adamın cesedi, öleni babası sanan bir kişi tarafından yanlış teşhis edilince, fıkralara konu olacak bir olay yaşandı. Balık tutmaktan dönen 72 yaşındaki Durmuş Çıplak, evin önünde toplanan arkabalarının kendi cenazesi için geldiğini duyunca şaşkına döndü.
Kaza, geçen pazartesi günü saat 10.00 sıralarında meydana geldi. Üzerinde kimliği bulunmayan 70 yaşlarında bir bisikletli, Kaplıca Caddesi'nde yolun sağında seyir halindeyken, 41 yaşındaki Şakir Aydın yönetimindeki 42 P 6312 plakalı kamyonun arkadan çarpması sonucu ağır yaralandı. Çağrılan ambulansla Ilgın Devlet Hastanesi'ne kaldırılan yaralının kimliğini belirlemeye çalışan polise, çevredekiler, yaralı kişinin 72 yaşındaki Durmuş Çıplak olduğunu söyledi. Yaralı, burada yapılan ilk müdahalenin ardından Selçuk Üniversitesi Selçuklu Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildi ancak tüm müdahaleye rağmen yaşamını yitirdi.

CENAZEYİ TESLİM ALDI
Ölen kişinin kimliğinin kesin olarak tesbit edilmesi amacıyla, Durmuş Çıplak'ın oğlu Ahmet Çıplak teşhis için morga çağırıldı. Ahmet Çıplak cesedin babasına ait olduğunu belirtti. Ardından cenazeyi teslim alıp Ilgın'a dönerken, yolda Ahmet Çıplak'ı telefonla bir komşusu arayarak, babasının yaşadığını ve balık tutmaktan geldiğini söyledi. Bunun üzerine Ahmet Çıplak, babasına ait olduğunu sandığı cenazeyi hastaneye geri teslim etti.

EVİN ÖNÜNDE KALABALIĞI GÖRÜNCE ŞAŞIRDI

Hiçbir şeyden haberi olmayan ve balık tutmadan dönen işçi emeklisi Durmuş Çıplak ise, evin önünde toplanan akrabalarının cenazesi için geldiğini duyunca şaşkına döndü. Durmuş Çıplak, yaşadığı olayı şöyle anlattı:

'Sabah bisikletimle balık tutmaya gitmiştim. Saat 17.00 sıraladında döndüğümde, evin önünde akrabalarımın toplandığını gördüm. Merakla eve doğru geldim. Herkes beni görünce şaşkın bir şekilde bakıyordu. Sonra öğrendim ki benim bir kazaya kurban gittiğim sanılmış. Allaha çok şükür henüz yaşıyoruz.'

Durmuş Çıplak, kazada ölen kişinin de 70 yaşındaki işçi emeklisi Süleyman Bozer olduğunun anlaşıldığını ve kendisinin de cenaze namazına katıldığını söyledi.

DHA
mynet

2/02/2011

tuz gölünün uydudan çekilen resminde insan silüeti çıkıyor

Konya’nın Cihanbeyli İlçesi sınırlarında yer alan Tuz Gölü’nde oluşan silüeti görenler şaşırıyor. ’Google Earth’de yayınlanan uydu fotoğraflarında kıyı şeridinde oluşan insan silüetinde göz, burun ve ağız bölümü net bir şekilde görülüyor.

Sosyal paylaşım sitesi Youtube’da ’Tuz Gölü’nde inanılmaz insan yüzü’ başlığı altında yayınlanan görüntülerde ise silüet, üst bölümünün Mevlevilerin kullandığı sikkeye benzemesi üzerine semazen görünümüne dönüştürülmüş.

Selçuk Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç.Dr. Güler Göçmez, Tuz Gölü’nde oluşan insan silüetinin tamamen tesadüfen oluşmuş bir şekil olduğunu söyledi. Doç.Dr. Göçmez, "İnsan silüetinin oluştuğu bölgede gölün suyla beslenmesi az olduğu için oluşan çökmeler ve tuz tortuları bu şekli ortaya çıkmıştır" diye konuştu.

Türkiye’nin İç Anadolu Bölgesi’ndeki Tuz Gölü, Ankara, Konya ve Aksaray sınırlarının kesiştiği yerde bulunuyor. Türkiye’nin yüzölçüm olarak ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü’nün derinliği 12 metre. Özellikle yaz mevsiminde buharlaşmanın etkisi ile alanı oldukça küçülüyor. Türkiye’nin tuz ihtiyacının temin edildiği gölün kuraklık ve kirliliğin devam etmesi halinde 2015 yılında tamamen yok olma tehdidi altında olduğu belirtiliyor.
trt türk

12/21/2010

konya'da taksitle kiralık katil tutup karısını öldürtmüş

Konya Meram Şeyh Sadrettin Mahallesi Konevi Sokak'ta yalnız yaşayan 33 yaşındaki Ayşe Yıldırım, perşembe günü kalbinden tabanca ile vurularak ağır yaralandı.

Hastaneye kaldırılan Yıldırım tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

3 çocuk annesi Yıldırım'ın son zamanlarda bir çok erkekle para karşılığı birlikte olduğunu öğrenen polis, birlikte olduğu kişiler ile ailesi olmak üzere 50'den fazla kişi üzerinde yoğunlaştı.

12/16/2010

vatandaş kurtarmasa yavru köpek havasızlıktan ölecekti

Konya’da yavru bir köpeğin başına plastik kavanoz geçirildi. Yoldan geçen bir vatandaşın görerek başındaki kavanozu çıkardığı köpek, nefes aldıktan sonra boş arazideki otları yemeye başladı.

Merkez Karatay İlçesi Cemil Çiçek Caddesi’nde bir yavru köpeğin, başına geçirilen şeffaf plastik kavanozu çıkartmak için çaba gösterdiği dikkat çekti.

9/30/2010

gaz kokusuna rağmen dışarı çıkarmadılar

Küçük çocuktan şok ifade İki yıl önce çökmesi sonucu 18 kişinin hayatını kaybettiği yurt faciasının davasında ifade veren çocuk, gaz kokusuna rağmen yetkililerin kendilerini dışarı çıkarmadığını iddia etti

gaz kokusuna rağmen

Konya'nın Taşkent ilçesi Balcılar beldesinde, kız öğrencilerin kaldığı yurt binasının çökmesi sonucu 18 kişinin ölmesi, 27 kişinin yaralanması olayıyla ilgili ifade veren 15 yaşındaki bir çocuk ihmaller olduğunu öne sürdü. 15 yaşındaki kız çocuğu, gaz kokusuna rağmen yetkililerin kendilerini dışarı çıkarmadığını iddia etti.

Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya 11 tutuksuz sanıktan Abdullah B, Ahmet T, İlhan B, müştekiler İbrahim Balcı ile 15 yaşındaki mağdur Zeynep Büşra Demirbaş ve taraf avukatları katıldı. Duruşmaya katılan müştekilerden bir çocuğu ölen İbrahim Balcı, olaydan ötürü şikayetçi olmadığını söyledi.

ÇOCUK ŞİKAYETÇİ OLDU

Bunun üzerine 12 yaşındaki kardeşini göçükte kaybeden, kendisi de yaralı olarak kurtulan 15 yaşındaki mağdur Zeynep Büşra Demirbaş dinlendi. Kasabaya anneannelerinin yanına gittiklerini belirten Demirbaş, "Anneannem de boş durmayalım diye kardeşim Rukiye Sena ile birlikte beni Kur'an Kursuna gönderdi. 4 gün orada kaldık. Son günümüzün sabahında abdestimizi alırken gaz kokusu hissettik. Orada ismini bilmediğim ancak müdür dediğimiz kişiye dışarı çıkalım diye söyledik, ancak izin vermedi, camları açtırdı. 10 dakika geçmedi patlama oldu. Kardeşim Rukiye Sena öldü, ben de yaralandım, bir hafta hastanede yattım. Şikayetçiyim" dedi.

Okul ve Kurs Talebeleri

Sanık avukatları 15 yaşındaki Demirbaş'ın ifadesi üzerinde söz alarak itiraz etti. Sanık avukatları, "Mağdur hazırlık ifadesinde bunları belirtmedi, anne babası ve kendisi şikayetçi olmadı. Kendisi önce şikayetçi değilim deyip, sonra şikayette bulunamaz, kanuna aykırıdır" şeklinde konuştu. Mahkeme heyeti, sanık ve müşteki avukatların tüm belgelerini getirip mahkemeye sunması için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

OLAY 2 YIL ÖNCE OLMUŞTU

Taşkent ilçesi Balcılar beldesinde bulunan Balcılar Kasabası Okul ve Kurs Talebelerine Yardım Derneği'ne ait Öğrenci Yurdu'nda, 1 Ağustos 2008'de sabah saatlerinde patlama meydana gelmişti. LPG tankından sızan gazın, bir kişinin elektrik düğmesine basması sonucu patlamasıyla 3 katlı yurt binası yıkılmış, 1'i öğretmen, diğerleri öğrenci 18 kişi hayatını kaybetmişti. Olaydan 6 ay sonra 11 sanık hakkında taksirle ölüme sebebiyet verme ve yaralama nedeniyle Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açılmıştı.
İHA

4/04/2010

BU KURUMLAR NEDEN KAPATILIYOR

Tarım Bakanlığının yasası değişecek. Yasa ile Bakanlık küresel sermayenin istediği yönde yapılanıyor. Bugün sadece araştırmalar ile ilgili yazacağım. Yeni yasada “Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü”nün yeni adı “Tarımsal Politikalar ve Araştırmalar Genel Müdürlüğü” oluyor.

Tarımsal Araştırmalar

Ancak görevler içerisinde tarımsal politikalar ile ilgili bir madde bulunmamaktadır. Tarımsal ürün piyasalarını izlemek yeterli görülmüştür.

Bornova, Adana ve Diyarbakır Zirai Mücadele Enstitüleri kapatılıyor. Demek ki bu işler hemen hepsi aynı zamanda tohumla da uğraşan, tarımsal ilaç üreten yabancı tekellerin alanına bırakılacak. Yabancı ve zararlı otlar da çalışma alanının dışında tutulmuştur. GDO şirketlerinin yabancı ot ilaçlarını ürettiği ve GDO denilen olayın aslında büyük ölçüde yabancı ot öldürücü (herbisit) kullanımına dayandığına dikkatinizi çekerim. Yeni biyogüvenlik yasasında GDO üretimi yasak diyebilirsiniz. Acaba ileride kamuoyu hazır olunca buna kapı açılacak mıdır?

Tarsus, Menemen, Eskişehir, Konya, Tokat, Samsun, Erzurum ve Kırklareli Toprak ve Su Araştırma Enstitüleri de kapatılacak kurumlar arasında. 


Hayvan sağlığı konusunda da problem var: 37 araştırma kuruluşu içerisine bir tane bile merkez Veteriner Araştırma kuruluşu girememiştir.

Tasarının genel gerekçesinde değişen teknolojik koşullara uyumun arzulandığı ileri sürülmektedir. Uyum gördüğünüz gibi araştırma enstitülerini kapatarak yapılmaktadır. Bilgi Toplumu vb. gibi lafların çokça edildiği bir dönemde bu kapatma furyası ne oluyor?

Genel Müdürlüğün adı bile aslında teknik araştırmaların pek istenilmediğini ortaya koymaktadır. Politika öne çekilmekte, ancak o da piyasaları izlemeye indirgenmektedir. Kısacası araştırma işleri özel kuruluşlara havale edilmektedir. Bu kuruluşların ise temel olarak ilaç, gübre ve tohum satmakla ilgilendiği unutulmamalı.

Belki denecektir ki araştırma çalışmaları başarısız. Hâlbuki çok başarılı araştırma çalışmalarımız vardır. Son zamanlarda Osmancık çeltik çeşidinin geliştirilmesi bunlardan sadece biridir. Getirdiği verim artışı ile diğer bütün araştırmalar başarısız olsa bile yapılan masrafları kat kat ödemiştir. Başka yörelerde de çok başarılı araştırma sonuçları vardır. Örneğin Erzurum’da araştırma enstitüsünün çok verimli yonca, mercimek vb. birçok çeşit geliştirdiklerine şahit olmuş idik. Ancak Bakanlığın bunları çiftçilere yayması oldukça başarısız görülüyordu.

Araştırma Enstitüleri kapatıldıkça bu konularda hep yabancı dev şirketlerin eline kalacağız.


Böyle bir yasa tasarısı karşısında hadi çiftçilerin haberi yok, araştırmacılar niçin susuyor? Ziraat Mühendisleri Odası her zamanki gibi çıkışını yapıyor. Çiftçilerin örgütü olan Ziraat Odalarına ve Birliğine ne oluyor? Seslerini duyan var mı? Bütün bunların ise bilgi toplumu laflarının çokça yapıldığı bir dönemde yapılabildiği ise ilginç bir çelişkidir.

Prof. Dr. Tayfun Özkaya
Odatv.com