Dünya

Dünya
Güney Afrika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güney Afrika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4/23/2013

Google Kullanılmayan Televizyon frekansları üzerinden internet yayını başlattı

İnternet devi Google, Güney Afrika’da Cape Town’da ilginç bir proje başlattı. Kullanılmayan tv frekansları üzerinden, geniş bant desteğiyle internet hizmeti sağlanıyor.
Bölgede yaşayan insanlar, bu yolla tv kabloları üzerinden sağlanan internet servisini kullanarak online olmaya başladılar bile. Söz konusu hizmetten okullar da yararlanabiliyor.

Aslında bu, oldukça basit bir yenilik. Devre dışı olan televizyon frekanslarının bant genişlikleri data aktarımına son derece uygun. Bu ücretsiz frekansların bir diğer adı da ‘beyaz boşluk'. Google Güney Afrika Müdürü Fortune Sibanda, proje için bu ‘beyaz boşluklar'ı kullandıklarını söylüyor.

Sibanda, "Bu yeni teknoloji, İnternet hizmetlerini iletmek için tv kanalları arasındaki boşlukları kullanıyor. Pilot projede amacımız, ana kullanıcıları rahatsız etmeden internet verilerini beyaz boşluklar üzerinden aktarabilmek" diyor.

Projenin zorlukları

İlk anlatışta kulağa kolay geliyor olsa da aslında durum pek öyle değil. Zira mevcut tv antenleri internet sinyallerini çözemiyor. Bu nedenle yeni bir teknoloji geliştirilmesi gerekiyordu.

Fortune Sibanda, "Güney Afrika'da bölgenin ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir alıcı geliştirdik. Çünkü buradaki gereçlerin son derece dar frekans alanlarında çalışabilmesi, yani hangi frekansın boş, hangisinin ise dolu olduğunu ayırt edebilmesi gerekiyor. Her bölge için özel alıcı geliştirmek, burada bizi bekleyen en önemli görevdi" şeklinde konuşuyor.
İnternet, okullarda da kullanılabiliyor

Çeşitli yerel örgütler de bu proje üzerinde çalışmaktalar. Güney Afrika Telekomünikasyon düzenleme kurulu, üniversiteler ve diğer eğitim kurumları gibi. On okul yeni internet teknolojisine bağlandı. Söz konusu okullarda internet vericisinin televizyon yayınını bozmaması için özel ölçüm cihazları takıldı.

Altı ay sürecek

Fortune Sibanda projenin başarılı olmasını umuyor ve kullanılan teknolojinin Afrika’ya son derece uygun olduğunu söylüyor: "Bu, Afrika için önemli bir proje. Beyaz boşluğun en büyük avantajı kapsama alanının geniş olması. Büyük telekomünikasyon altyapısının olmadığı Afrika’da on kilometrelik erim mesafesi son derece uygun. Böylece, wifi gibi kablosuz ağlar gerektirdiği için yüz metre aralıkla verici dikmek gerekmeyecek."

Afrika'nın diğer bölgelerinin de televizyonlu internet ağına bağlanması, altı ay sürecek olan pilot projenin başarılı olmasına bağlı.

Deutsche Welle Türkçe

3/16/2013

8 yaşındaki çocuk dedesinin vasiyeti üzerine 61 yaşında kadınla evlendi

Düğüne gelinin kocası ve 5 çocuğu da katıldı. Aileler bunun sadece bir tören olduğunu, resmi bir imzanın atılmadığını ve 8 yaşındaki çocuğun ailesiyle birlikte yaşamaya devam edeceğini söyledi.


Minik Sanele, büyüğünde kendi yaşından biriyle tekrar evleneceğini söyledi.

Küçük damadın 46 yaşındaki annesi "Kayınbabam oğlumun evlenmesini çok istiyordu. Eğer vasiyetini yerine getirmeseydik ailemizin başına çok kötü şeyler gelirdi. Atalarımızı kızdırmaya gelmez" dedi. olayın gerçekleştiği ülke ise güney afrika cumhuriyet

5/04/2012

vahşi çitalar kadın turiste saldırırken kocası sadece olayın fotoğraflarını çekti

Ölü taklidi yaparak çitaların elinden kurtulan D’mello’nun yanındaki eşi ise dehşet anlarını elindeki fotoğraf makinesiyle saniye saniye görüntüledi.

Güney Afrika’da Elizabeth Limanı yakınlarındaki bir oyun parkında tutulan iki çitadan biri, 8 yaşındaki Camryn Malan adlı kıza saldırdı. Çita küçük kızı bacağından tutup yere yatırırken, durumu fark eden ağabeyi vahşi kedinin dikkatini dağıtmaya çalıştı. Küçük kızı bırakan çita, diğer çitayla birlikte bu kez ağabeyinin peşine düştü.

Kısa süreli kovalamacanın ardından iki çıta, bu sırada orada turist olarak bulunun Violet D’mello adlı kadına saldırdı. Çitalardan birinin başından, diğerinin ise bacağından tutttuğu kadın ölü numarası yaparak kurtuldu.

Vahşi hayvanlar kısa süre sonra kadını bırakırken, Violet D’mello’nun eşi 64 yaşındaki Archibald D’mello ise dehşet anlarını saniye saniye fotoğrafladı.

Hastaneye kaldırılan, başından, gözünden ve bacağından yaralanan D’mello tedavi altına alındı. (The Sun)mynet




3/14/2012

80 yaşındaki kadın sürücüye yılın örnek sürücüsü ödülü verildi

Dünyanın en kötü yol güvenliği sicillerinden birine sahip olan Güney Afrika'da, 80 yaşındaki bir kadına örnek sürücü ödülü verildi.
Cape Town kentinde yaşayan Hazel Souma, 62 yıl önce ehliyetini almasından bu yana tek bir trafik cezası bile almadı.

Ödülü veren Ulaştırma Bakanı Sibusiso Ndebedele, trafik suçları işleyenlere daha ağır cezalar verilmesi çağrısında bulundu.

Güney Afrika'da trafik kazalarında her gün 40 kişi ölüyor.

Souma, temiz sürüş sicilinin tedbirli bir sürücü olmasından ve yol kurallarına uymak için elinden geleni yapmasından kaynaklandığını söyledi.

Ndebele, "Souma'nın lekesiz sürüş sicili ve örnek tutumu, yollarımızdaki kaosa son verebileceğimizin kanıtıdır" dedi.

Ulaştırma bakanı, "Her gün yollarda 40'ı aşkın insanın, çoğu önlenebilir olan kazalarda ölmesi kabul edilemez" diye konuşurken, 10 çocuğun ölümüne neden olan bir minibüs şöförüne 20 yıl hapis cezası verilmesini memnnuniyetle karşıladığını belirtti.

Ulaştırma Bakanlığı'nın verilerine göre geçen ay 3 binden fazla trafik cezası verilirken, 7 bin sürücü tutuklandı.

2/07/2012

üç yıl sonra dirilen şarkıcı dna testleri bitene kadar gözaltında tutuluyor

Güney Afrika'da üç yıl önce öldüğü bilinen meşhur bir halk şarkıcısı olduğunu iddia eden bir kişi, DNA testleriyle kimliği tespit edilene dek gözaltına alındı.
Söz konusu şahıs, 2009'da ölen meşhur Zulu halk şarkıcısı Khulakeni "Mgqumeni" Khumalo olduğunu iddia ediyor.

Şahıs geçen hafta Khumalo'nun ailesinin evine gidip, kendisini zombilerin kaçırdığını söyledi.

BBC Muhabiri Nomsa Maseko, polisin haftasonuna doğru DNA sonuçlarını alacağını ve sonuçlar gelene dek şahsın gözaltında tutulacağını belirtti.

DNA testi sonucu şahsın Khumalo olduğu kanıtlanırsa politikacılar, medya ve hayranlarının katıldığı görkemli cenaze töreninde gömülen naaşın çıkartılıp, kime ait olduğunu bulmak için polis mahkemeye gitmek zorunda kalacak.
'Zombiler kaçırdı'

Muhabirimiz, Khumalo olduğunu iddia eden şahsın ortaya çıkmasının ülkede büyük bir sansasyona yol açtığını söylüyor.

Polisin, şahsı görmek için toplanan hayran kalabalığını dağıtmak için basınçlı su kullandığı belirtiliyor.

Bir megafonla hayranlarına seslenen şahıs, aslında ölmediğini ve büyü kurbanı olduğunu söyledi.

Şahıs ayrıca, iki yıl boyunca zombiler tarafından bir mağarada tutulduğunu ve hayatta kalmak için çamur yemek zorunda kaldığını savundu.

South Africa Times gazetesinin haberine göre, "Hep hayattaydım. Çok kilo verdim ama işte buradayım" dedi.

Güney Afrika'nın özellikle kırsal kesimlerinde büyüye yoğun biçimde inanılıyor.

11/16/2011

müslümanlara domuz etini helal et diye damgalayarak satış yapmışlar

Güney Afrikalı Müslümanlar, ülkenin başlıca et ithalat şirketlerinden birinin domuz etini helal et diye etiketlediği iddialarına sert tepki gösterdi.
Cape Town merkezli Orion adlı şirketin sahibi Patrick Gaertner, iddiaların ortaya atılmasından bu yana ölüm tehditleri aldıklarını açıkladı.

Gaertner, piyasadaki rakip şirketlerin yürüttüğü bir karalama kampanyasının kurbanı olduklarını savundu.

Müslümanların sahip olduğu bazı et ithalat şirketleri, mahkemeye başvurup Orion'un helal sertifikalı, yani İslami usullere göre kesilmiş et satışı yapmasının yasaklanmasını sağladı.

Şirket ayrıca, Avustralya'dan getirilen kanguru ve Hindistan'dan ithal edilen manda etini, helal sertifikası veren Müslüman Yasama Konseyi adlı örgütün onayı olmadan, helal damgası vurup piyasaya sürmekle suçlanıyor.

Konsey Orion ile ilişkilerini askıya aldığını duyurdu.
'Rakiplerin oyunu'

Şirketse, iddialara iki rakip işadamına sabotaj, şantaj ve haraç suçlamalarında bulunarak yanıt verdi.

Şirket, bir miktar domuz etinin piyasaya helal damgasıyla sunulduğunu kabul ediyor.

Ancak bunun, rakip şirketler tarafından para ödenen bazı çalışanları tarafından özellikle yapıldığını savunuyor.

Şirket sahibi Gaertner, sonuç ne olursa olsun şirketinin adına sürülen lekeyi temizlemenin birkaç yıl alacağını söyledi.

Gaertner, ölüm tehditleri aldığını ve şirketinin dağıtım araçlarına zarar verildiğini belirtti.

Cape Town kenti, Güney Afrika'nın en eski Müslüman toplumuna ev sahipliği yapıyor.

9/16/2011

iyi bir eğitim alabilmek için hayatlarını hiçe sayarak sınırdan geçiyorlar

Her yıl binlerce çocuk, Zimbabve'den Güney Afrika'ya iltica ediyor.

Hayatlarını riske atarak sınırdan geçmeye çalışan çocukların tek bir umudu var: İyi bir eğitim alabilmek...

Ancak birçoğu sınırdan geçmeyi dahi başaramıyor, çetelerin eline düşüyor, soyuluyor, dövülüyor, tecavüze uğruyorlar.

Güney Afrika'ya geçmeyi başaranları ise yoksulluk içinde çetin bir mücadele bekliyor.


8/11/2011

35 banka soygununa karışan sanık mahkemeden koltuk değnekleri ile yürüyerek mahkemeden kaçtı

Güney Afrika'da en çok aranan suçlular arasında olan Bongani Moyo, mahkemeden koltuk değnekleriyle yürüyerek kaçtı.
Zimbabve vatandaşı olan Bongani Moyo, 35 banka soygununa katıldığı suçlamasıyla mahkemeye çıkarılacaktı. Ancak cezaevi sözcüsü Phumlani Ximiya, Moyo'nun polisin burnunun dibinden kaçtığını söyledi. Güney Afrika, en yüksek suç oranlarına sahip ülkelerden biri ancak ülkenin polisi sık sık yolsuzluk ve beceriksizlikle suçlanıyor. Çete lideri olduğu iddia edilen Moyo da Mayıs ayında Zimbabve sınırı yakınlarında gözaltına alınmıştı. Ancak Moyo cezaevinden kaçmayı başarmıştı. Tekrar gözaltına alınan Moyo, bu defa polis gözetimindeyken halkın arasına karışıp mahkemeden yürüyerek kaçtı. Polis sözcüsü Katlego Mogale, Moyo'nun kaçarken koltuk değneği kullandığını söyledi. Güney Afrika'nın News24 isimli haber sitesine göre, Moyo duruşmaya çıkmayı beklerken hücrede tutulmuyordu. Ximiya, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada olaydan polisi sorumlu tuttu ve "Polise bu kişinin daha önce de kaçtığını söylemiş ve güvenlik önlemlerini artırmaları uyarısında bulunmuştuk" dedi.

6/04/2011

asyanın güneyi ve afrika'da küresel ısınma yüzünden kıtlık olacak

İklim Değişimi Tarım ve Gıda Güvenliği (CCAFS) adlı uluslararası araştırma kuruluşu, yükselen sıcaklıkların geniş bir bölgede dengeleri kökünden sarsacağını belirtiyor.
Asya'nın güneyi ile Afrika'daki tropik kuşakta yer alan ülkeler, halihazırda gıda kaynakları ve beslenme konusunda zaten ciddi sıkıntılar yaşıyor.


Yeni hazırlanan bir rapora göre küresel ısınma dolayısıyla gıda üretiminin daha da büyük bir darbe alması; kıtlık ile karşı karşıya kalınmasına yol açabilir.

İklim uzmanları ziraatçilerin şimdiye dek iklim modellerini belli coğrafyaların tarım üretimleri ile bir arada düşünmediklerine dikkat çekiyor.

CCAFS raporu bu alandaki ilk kapsamlı girişimi oluşturuyor.

BM Hükümetlerarası İklim Değişimi Paneli IPCC'nin derlediği verilere başvuran uzmanlar; gıda güvenliği olmayan bölgelerin önümüzdeki 40 yılda en büyük sıcaklık ve yağış değişikliklerine uğrayacağı sonucuna vardı.

Rapora göre, Afrika kuraklaşırken, Güney Afrika gibi ülkelerin mısır gibi ürünlerden daha az su isteyen ürünlere geçmesi gerekecek.

Ancak Nijer, Mali gibi zaten kıraç arazide tarım yapan ve sorgum ile akdarı gibi ürünlere yüklenen ülkelerin fazla bir manevra olanağı bulunmuyor.

Kuruluşun başkanı Bruce Campbell kıtanın pek çok yerinde bir tarım devrimi yapılması gerekeceğini belirtiyor.

Dünya kuraklaşırken daha pek çok yerde de üreticilerin üretim alışkanlıklarını ve ektikleri ürünleri yeniden düşünmesi gerekiyor.

Hükümetler bu yüzyılın sonuna kadar küresel ısınmayı iki santigrat derece ile sınırlamayı hedeflemelerine rağmen küresel ısınma hızla devam ediyor.

Londra'daki İmperial College uzmanlarından Profesör Gordon Conway, küresel ısınmanın mevcut hızla ilerlemesinin iki yerine üç veya dört derece artış getireceğine dikkat çekiyor.

Conway'a göre böyle bir artış hepimiz için tehlike çanlarının çalması anlamına gelebilir.

Raporu olumlu karşılayan iklim uzmanları da uyum için yapılabileceklerin düşünülmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
bbc türkçe

5/31/2011

kuzey afrika ve avrupanın enerji ihtiyacının yarısını karşılayacak güneş santralleri sahra çölüne kurulacak

Deutsche Welle Türkçe'nin haberine göre
Sahra Çölü'ne kurulacak güneş enerjisi santrallerinin 20 yıl içinde Kuzey Afrika'nın ve Avrupa'nın yarısının enerji ihtiyacını karşılayacabileceği tahmin ediliyor. Ancak projeyle ilgili hâlâ yanıt bekleyen sorular var.




Sahra Çölü'nden elde edilecek elektrik enerjisine talip olan Avrupa ülkeleri ile Kuzey Afrika'da elektrik üreten ülkeler arasındaki işbirliği nasıl sağlanacak? Almanya'nın Hamburg kentinde düzenlenen “Bilim için güneş enerjisi” adlı konferansta bu soruya yanıt arandı.

Projenin fikir babası kabul edilen Gerhard KniesProjenin fikir babası kabul edilen Gerhard KniesUzmanlar uzun yıllardır, kısa adı "Desertec" olan projeyi hayata geçirmeye çalışıyor. Projenin fikir babası kabul edilen Gerhard Knies, Desertec projesini "Dünyanın güneş enerjisi konusunda en önemli merkezlerini yani çölleri, dünyanın en iyi teknolojisine sahip olan ülkeleriyle buluşturuyor" sözleriyle tanımlıyor. Knies, proje sayesinde insanoğlunun ihtiyaç duyduğunun yüz misli elektrik üretebileceklerini savunuyor.

Desertec, güneş enerjisi denince akla gelen güneş panellerinden çok daha farklı bir prensibe dayanıyor. Projeye hayat veren solar termik santraller, güneş enerjisini önce ısıya, ardından buhara dönüştürüp tirbünlerle elektrik üretiyor. Knies, bunun santralin gökyüzü bulutlarla kaplı olduğunda ya da gece karanlığında da enerji üretimine devam edebilmesine olanak sağladığını kaydediyor.

Enerji üretimi ve istihdam

Dev projenin hedefi sadece Avrupa'ya elektrik sağlamak değil. Desertec'in aynı zamanda Kuzey Afrika'da yeni istihdam olanakları yaratması hedefleniyor. Knies "Burada gereken teknoloji var ama uygulama imkanı yok. Kuzey Afrika'da ise uygulama imkanı çok ama gerekli teknoloji yok. Bu ülkeler arasında bir işbirliği yapılması, gerek enerji tedariki, gerekse Kuzey Afrika ülkelerinin kalkınması ve iklim koruması için maksimum kazanım anlamına geliyor" açıklamasını yapıyor.

Ancak projeye kuşkuyla bakanlar da yok değil. Fas Enerji ve Teknik Merkezi eski genel sekreteri Abdülaziz Bennuna "Tarihte yaşananlar, insanlar istese de istemese de Avrupa'nın ihtiyacı olan şeyi mutlaka aldığını gösteriyor" şeklinde konuşuyor.

Bennuna, Avrupa’nın Kuzey Afrika ülkelerini bu projede kendine ortak olarak görmediğini, Tek istediğinin elektrik ihtiyacını mümkün olduğunca ucuza mal etmek olduğunu savunuyor.

Avrupa'dan da itirazlar var

Öte yandan Desertec projesine Avrupa'da da kuşkuyla yaklaşanlar var. Birçok Avrupalı proje için Kuzey Afrika'da öncelikle suların tamamen durulmasının beklenmesi gerektiği görüşünde. Ancak Desertec ekibinden Gerhard Knies bu fikre katılmıyor. Knies "Kuzey Afrika ülkelerindeki siyasi değişimler sayesinde bu konu büyük bir ivme kazanabilir. Buradaki eski hükümetlerin tek amacı kendi hâkimiyet ve varlıklarını güçlendirmekti. Yeni hükümetlerin hedefi ise halkın makul yaşam standartlarına kavuşmasının sağlanması olmalı. Bunun için de iş imkânları yaratılması gerekiyor" açıklamasını yapıyor.

Yanıt arayan başka bir soruysa proje için gereken paranın nasıl temin edileceği. Alman Havacılık ve Uzay Merkezi'nden Robert Pitz-Paal, proje için milyarlarca euroya ihtiyaç duyulduğuna ve bu miktarın nasıl karşılanacağının hâlâ belirsiz olduğuna dikkat çekiyor.

AB geçtiğimiz günlerde bu konuda olumlu bir adıma imza atarak, Fas ve Mısır'da kurulacak pilot santraller için 30 milyon euro yatırım yapacağını duyurmuştu.

© Deutsche Welle Türkçe

Frank Grotelüschen / Çeviri: Banu Ertek

Editör: Murat Çelikkafa
deutsche welle türkçe

2/02/2011

nobel barış ödülü için sürpriz isimler roj tv'yi aday gösteriyor

AB ve ABD'nin terör örgütleri listesinde bulunan PKK ile ilişkili olduğu iddiasıyla hakkında Danimarka makamları tarafından kapatma davası açılmış bulunan ROJ TV, Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterildi.

Hürriyet'in haberine göre ROJ TV'yi Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterenlerin listesinde Güney Afrikalı rahip Desmond Tutu, Danimarka İşkence Tedavi ve Rehabilitasyon merkezi kurucusu Dr. İnge Genefke, Danimarka Helsinki Komitesi üyesi Tue Magnussen, BM İşkence ile Mücadele Komitesi üyesi Bent Sörenson ile bazı milletvekilleri, profesörler ve insan hakları eylemcilerinden oluşan 150 kişinin ismi bulunuyor.

11/25/2010

Truvada adlı ilaç düzenli alındığında aids hastalığını tedavi edebiliyor


Düzenli olarak ilaç alınması halinde AIDS’i önlemenin mümkün olduğu açıklandı. New England Journal of Medicine Dergisi’nde yayımlanan araştırmaya göre, HIV riskini yarı yarıya azaltan Truvada isimli kombine ilaç, bugüne kadar üretilen en etkili AIDS ilacı oldu.

GÜNEY Afrika, Tayland, Peru, Ekvator, Brezilya ve ABD gibi AIDS’in yaygın olduğu ülkelerde üç yıldır sürdürülen bir klinik araştırma, yeni üretilen ve ağızdan alınan kombine bir ilaçla bu ölümcül hastalığın tedavi edilebileceğini ortaya koydu. İlaç tedavi, AIDS’i tetikleyen HIV’in enfeksiyon riskini yüzde 43.8 oranında azaltıyor.

11/20/2010

timsahın elinden annesini kurtarmaya çalışan yavru filin mücadelesi

Yavru filin ağlatan mücadelesi
Zambiya’da nehirden su içerken timsahın hortumunu yakalamasıyla ölüm kalım savaşı veren anne fili, yavrusu böyle kurtardı.

yavru filin mücadelesi

Güney Afrika’daki Zambiya’da Luangwa nehrinden su içerken timsah saldırısına uğrayan anne fille yavru filin ölüm kalım savaşını İsviçreli fotoğrafçı Martin Nyfeler görüntülemeyi başardı.

Timsah, yavrusuyla nehirden su içen anne filin hortumunu kaparken, anne fil tüm gücüyle timsaha yem olmamaya çalıştı. Ancak timsah, filin hortumunu uzun süre bırakmadı. Olan biteni annesinin arkasına gizlenerek izleyen yavru fil daha sonra timsahın üzerine çıkınca annesini kurtardı.

fil timsahla mücadele

anne fil timsahla mücadele ediyor

 niyeti yok

timsahın bırakmaya niyeti yok

yatarak annesini kurtarıyor

yavru fil timsahın üzerine yatarak annesini kurtarıyor