Dünya

Dünya
çevreciler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çevreciler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7/06/2011

açlıktan ölmek üzere buldukları yavru ayıya kıymalı pide yedirerek kurtardılar

Pınarbaşı ilçesi Çalkaya köyü yakınlarındaki Horma Kanyonu çevresinde köylüler, açlıktan baygın halde yavru ayı buldu.

İhbar üzerine olay yerine gelen Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerince teslim alınan yavru ayı, Kastamonu'dan gelen Çevre ve Orman İl Müdürlüğü Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü ekiplerine verildi.
Görevliler, annesini kaybeden ve uzun süredir aç olduğu tahmin edilen yavru ayıyı, aldıkları kıymalı pideyle besledi. Daha sonra kent merkezine getirilen yavru ayı, veteriner hekim tarafından sağlık kontrolünden geçirildi.

Yaklaşık 3 aylık ve 13 kilogram olduğu belirlenen yavru ayının, uzun süredir aç kaldığı için güçsüz düştüğü belirlendi.

Yavrunun gerekli bakımı yapıldıktan sonra doğal ortama salınacağı bildirildi.

7/04/2011

japonlar denizin dibinde yeryüzünün on katı kadar nadir element buldular

Japonya, yüksek teknoloji ürünlerinde kullanılan nadir element üretiminde Çin'in tekeline son verebilir.
Deniz yatağında maden arama faaliyeti

Deniz yatağında maden arama faaliyetilerinin artması çevrecileri kaygılandırıyor

Japon araştırmacılar, Pasifik Okyanusu'nda deniz yatağında bu metallerden önemli miktarda bulduklarını açıkladı.
Jeologların tahmine göre, yeni keşfedilen metal rezervi 100 milyar ton civarında.

Oysa şu ana kadar yer üstünde bilinen metal rezervi yaklaşık 110 milyon ton.

Nadir elementler, ya manyetik özelliğe sahip ya da düşük ışıkta parlıyor.

Bu metaller, güneş enerjisi panelleri, elektrikle çalışan otomobiller ve hafif pil üretimi için önemli bir hammade.
Üretim tekeli Çin'de

Nadir elementler, 17 elementten oluşan bir metal grubu.

Cep telefonlarından rüzgar türbinlerine kadar birçok alanda da faydalanılan bu metallerin halen yüzde 97'si Çin'de üretiliyor.

Keşfedilen son metallerin ticari alanda sorunsuz kullanılabileceğinin kanıtlanması halinde, Japonya'nın bu alanda Çin'in tekeline son verebileceği belirtiliyor.

Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri geçen yıl Çin'den, nadir element üretimindeki tekelini kötüye kullanmamasını istemişti.

Çin ise doğayı korumak için üretimi kıstığını bildirmiş ve bu alandaki tekelini kötüye kullandığı iddiasını reddetmişti.

Son yıllarda deniz yatağında maden arama faaliyetilerinin artması ise çevrecileri kaygılandırıyor.

5/06/2011

çevre kirliliğini ölçmek için havaalanı etrafında arıları çalıştıracaklar

Almanya’nın Hamburg kentindeki ülkenin en büyük havalimanında, çevre kirliliğini ölçmek için arılar kullanılıyor.
Avrupa’da bu yıl "Çevre Başkenti" seçilen Almanya’nın Hamburg kenti yöneticileri, 5 Mayıs’tan itibaren havalimanı ve etrafındaki çevre kirliliğini bir yıl süreyle "arılarla" ölçümleyecek.

Kolonilerin, kirli olmayan bölgelerdeki çiçeklerden nektar topladığını dikkate alan bilim adamları, Hamburg Havalimanı ve çevresine yerleştirilecek kovanlarla arıların bal yapmak için buradaki çiçekleri tercih edip etmeyeceğini kontrol edecek. Az bal elde edilmesi kirliliğin fazla olduğunu göstermiş olacak.

Kirlilik ölçümü için daha önce de arıları kullanan Alman bilim adamları, geçen yıl Hamburg Havalimanı'ndaki kovanlardan 150 kilo kadar bal toplamıştı.

Berlin’den sonra 1 milyon 800 bin nüfusu ile ikinci büyük şehir olan Hamburg, karbon salımı azaltıcı projeleriyle Avrupa’nın çevre başkenti seçildi. Kentte, bu oranın 2020 yılına kadar % 40, 2050’ye kadar da % 80 azaltılması hedeflendi.
trt türk

3/22/2011

japonya'daki nükleer felaket ülkeleri yenilebilir enerji arayışına itiyor

Japonya'daki nükleer facia, nükleer santrallerin yol açtığı tehlikeyi bir kez daha ortaya koydu. Nükleer santrallerin insanlığa ve çevreye verdiği zarar, geleceğin yenilenebilir enerjilerde olduğunu gösterdi.


Japonya’da meydana gelen nükleer felaket, nükleer enerjilerde zincirleme reaksiyonun yarattığı "öngörülemeyen riskleri" bir kez daha gözler önüne serdi. Felaketin ardından birçok ülke, nükleer enerji politikalarını değerlendirmeye aldı.

Almanya da, Japonya örneğinden sonra, nükleer enerji kullanımı konusunda frene basarak, santrallerin işletim sürelerinin uzatılmasına ilişkin yasayı üç aylığına askıya aldı. Ancak nükleer enerjiden tamamen vazgeçilebilmesi için, rüzgar ve su gücü, organik maddelerden elde edilen biyokütle enerjisi ya da fotovoltaik gibi alternatif teknolojilerin üretim tesislerinin artırılması gerekiyor.
Dünya’nın hiçbir yerinde Almanya’da olduğu kadar fotovoltaik, yani güneş enerjisini elektrik enerjisine çeviren üretim tesisi bulunmuyor. Almanya, enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 11’ni rüzgar gücü, su gücü, fotovoltaik ya da biyokütle üzerinden elde ediyor. Öyle ki elektrik üretiminde bu oran yüzde 17’yi buluyor. Öte yandan Almanya'da siyasiler ve bilim insanları, bugün yenilenebilir enerji türlerinden elde edillen yüzde 17'lik elektrik enerjisi oranının yüzde 40'lara ulaşabilmesi önünde engeller bulunduğu konusunda hemfikir.

“Dünya genelinde ve Almanya’da da yenilenebilir enerjiler sektöründe ve ayrıca yan branşlarda güçlü bir canlanma başlayacak” şeklinde konuşan Yeşiller Partisi Enerji Politikaları Sözcüsü Hans-Josef Fell, önceleri “ekolojik bir hayal” gibi algılanan yenilenebilir enerjilerin, bugün bir hayalin ötesine geçtiğini belirtti.


Almanya’da yenilenebilir enerjiler alanında faaliyet gösteren kuruluşların çatı örgütü, Almanya Yenilenebilir Enerjiler Birliği’nin (BBE) yaptığı iyimser tahminlerine göre, Almanya 2020 yılında enerji ihtiyacının yüzde 30’unu çevre dostu temiz enerjiyle karşılayabilecek. Federal hükümet ise bu oranı yüzde 20 olarak öngörüyor.

En iyi alternatif rüzgargücü


Hatırı sayılır büyük bir kesim, rüzgar gücünün yenilenebilir enerjilerde başı çekeceği konusunda hemfikir. RWE Innogy Enerji Şirketi’nden Holger Gassner, “Bugünün maliyetleri doğrultusunda, karbondioksit emisyonunu daha fazla düşüren teknolojilere yatırım yapıyoruz. Yani bu şekilde daha fazla miktarlarda elektrik üretilebiliyor. Bu da fotovoltaikten ziyade rüzgar gücü ve diğer teknolojilerle mümkün“ diyerek, rüzgar gücünü şimdiden hesaba katarak, bu alanda yatırımlar yaptıklarını ifade etti.
Almanya Rüzgargücü Tesisleri Ekonomi Birliği, özellikle de Fukuşima Dayiçi nükleer santralindeki facianın ardından, rüzgar gücünden enerji üretilmesi gerektiği konusunda dikkatleri çekmeye çalışıyor. Birliğin başkanı Wolfgang von Geldern, Almanya’da kurulmuş olan rüzgar enerjisi tesislerinin, bugünkü yaklaşık 27 bin megawattlık üretimi 2020 yılına kadar dört kat artırılabileceği görüşünde.

Ancak gerçekler, iyimser tahminlerden biraz farklı. Nitekim geçtiğimiz iki yıl içinde, fotovoltaik, rüzgar gücü ve biyokütle tesislerinin büyüme hızı yaklaşık yüzde 85 oranında geriledi. Federal hükümet bu durumun sorumlusu olarak küresel krizi işaret ederken, Yeşiller Partisi Enerji Politikası Sözcüsü Hans-Josef Fell, farklı görüşte. “Şu duruma bir bakın; dünyanın herhangi bir yerinde bir nükleer santral kurmak, Almanya’da bir rüzgar parkı kurabilmekten çok daha kolay. Çok fazla denetimden geçtiği için çoğu zaman onay almak yıllar sürüyor" diyen Fell, Almanya'da küçük bir su gücü tesisini büyütmek için bile çoğu zaman onay alınamadığına dikkat çekti.

Yenilenebilir enerjiler istihdam sağlıyor


Engeller bulunsa da, yenilenebilir enerjiler Alman ekonomisinde önemli bir yatırım aracı haline geldi. Sektör birliklerinin çalışmalarına göre, yaklaşık 370 bin kişi yenilenebilir enerjiler sektöründe çalışıyor. Veriler, bu sayının 2004 yılında sadece 160 bin olduğunu ortaya koyuyor. Yani, yenilenebilir enerjiler sadece iklim korumada önemli temiz enerji anlamına gelmiyor; bir sanayi ülkesi olan Almanya'nın ticari ilişkileri açısından da yenilenebilir enerjilerin vazgeçilmez olduğu vurgulanıyor.
deutsche welle türkçe

1/30/2011

ingiliz bilim adamları hidrojenden çevreci yapay petrol üretti

İngiliz bilim insanlarının ürettiği yapay petrolün içinde çevreye zarar veren karbon gazı bulunmuyor.


Daily Mail'in haberine göre, yapay petrolde, hidrojenin küçük hava kabarcıklarının içine hapsedilerek, sıvı gibi akması sağlanıyor.


Böylece sıvı gibi hareket edebilen hidrojen, depolara pompalanabiliyor.


Yapay petrolün içinde karbon olmadığı için havayı da kirletmiyor.


Hidrojen bazlı yeni yakıtın 3 ile 5 yıl arasında piyasaya sürülmesi bekleniyor.


Araştırmayı yürüten uzmanlardan Stephen Voller, mevcut otomobillerde hiçbir değişiklik yapılmadan bu yapay petrolün kullanılabileceğini belirtiyor.


Projenin başındaki isim Profesör Stephen Bennington da, “Hidrojen, petrolden 3 kat daha fazla enerji üretiyor. Yakıldığında ise zararlı gazlar yerine suya dönüşüyor” diye konuşuyor.


Araçlar bir depo yapay petrolle 500-600 kilometre gidebilecek.


Yapay petrolün litresi ise 19 penny, yani 48 kuruş.
trt türk

1/28/2011

cengiz han yaptığı savaşlar ve istilarla iklim değişikliğine sebep olmuş

13. ve 14. yüzyıllardaki Cengiz Han'ın Moğol istilasının, insan eliyle iklim değişikliğine yol açan tek kültür olduğu ortaya çıktı.

ABD'deki Carnegie Enstitüsü Küresel İklim Bölümü'nün tarih boyunca önemli olayların iklime etkisinin incelendiği araştırmasına göre, modern çağın iklim değişikliğinin tersine, Moğol istilası yerküreyi soğuttu ve 700 milyon ton civarında karbonu atmosferden temizledi.

Gerçek, Bugünün Çevrecilerini Rahatsız Edebilir
Bazı tarihçilerce, tarihin en zalim hükümdarlarından biri olarak tanımlanan Cengiz Han'ın böyle iyi bir çevre karnesi almasının ardındaki gerçek ise bugünün çevrecilerini biraz rahatsız edebilir.