Dünya

Dünya
sanal ortam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanal ortam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6/05/2012

forumlarda ve bloglarda hastalıklı çocuk hikayeleri anlatan internet dolandırıcıları

Küçük Charly Johns çalışkan bir çocuktu.Sadece 6 yaşındaydı ve kanserdi ama azimle hastalığıyla mücadele ediyordu. Hastalığı ilerledikçe, tedavi için hastaneye daha sık girip çıkıyordu.

Bu durum Charly'nin annesi Anna için de çok zordu. Anna, Macmillan online kanser forumuna katıldı.

Online kanser forumunda onun çektiği acıları çekmiş insanlardan yardım ve destek aldı.

Anna, yıl boyunca forumdaki insanları Charly'nin durumundan haberdar etti.

'Charly genel olarak gayet iyi, çok mutlu, hayat ve heyecan dolu. Her şeye ilk gülen ve en son kahkaha atmayı bırakan o. Kimse Charly'ye bakıp katlandığı şeyleri tahmin edemez' yazdı foruma.

Ancak geçen Kasım ayında Charly verdiği yaşam mücadelesini kaybetti. Macmillan online forumu ağıtlarla doluydu. İnsanlar Charly'nin anısına şiirler yazdı, Charly'nin son isteğini yerine getirmek için kadınlar hatta erkekler bile tırnaklarına pembe oje sürdü.

Ama tüm bunlar yalandı. Gerçekte ne Charly vardı ne de Anna.


Her şeyin bir aldatmaca olduğu cenazenin gerçekleşeceği söylenen Paris'te bir kilisede Charly'nin kayıtlarına ulaşılamayınca meydana çıktı.

Suçu işleyeninse ergenlik çağında bir kız olduğu ortaya çıktı. 'Charly'nin internete koyulan resimleri ise kendi çocukluk resimleriydi.

Macmillan online forumdaki bir çok kişi olanlara inanmak istemediler. Hepsi de Anna'yla yakın sanal ilişkiler kurmuştu. Ergen bir kız çocuğunun bu olgunlukta olması imkânsızdı. Kullanıcıların çoğu forumu umutsuzluk içinde terk ettiler.

Macmillan forumunun üyelerinden Jackie Marshall "Bazı insanlar çok çaresiz. Ömrünün sonuna gelmiş insanlar aileleriyle paylaşmakta zorluk çektikleri sorunları tanımadıkları insanlarla paylaşıp rahatlamaya çalışıyorlar. Bu forum onlar için adeta bir can simidi" dedi.

Ancak Charly olayı Macmillan forum üyelerinin ilk aldatılışı değildi, Macmillan da sahtekarlar tarafından kullanılan ilk forum değil.


İnternetteki Münchausen sendromu

Amerikalı psikiyatrist Marc Feldman bu olayı 'internetteki Münchausen' olarak tanımlıyor. Münchausen sendromunda insanlar ilgi ve sevgi görmek için hasta taklidi yapıyor.

İnternet Münchausen'inin salgın bir hastalık gibi yayılarak forumlardaki güven duygusunu zedelediğini belirtmek abartı bir söylem olmaz.

Bazen bu sahtekârlar inanılmaz bir şekilde organize oluyorlar. ABD'nin Batı yakası kıyılarından Cara, kanserle savaşının yanı sıra HIV, anoreksiya ve kalp hastalığı problemlerini paylaştığı bir blog açtı.

Cara oksijen maskesi ve beslenme sondası taktığı hastane resimlerini bloğuna koydu. Nörolojik zorluklar dolayısıyla yüzünün kasıldığı ve konuşamadığı videoları çekip, internete yükledi.

Cara internette ki kadınla samimi oldu. Bu kadınlardan biri olan Lauren, Cara'nın adını koluna dövme yaptırdı ancak anlattığı herşey yalan olan Cara bir süre sonra ortadan kayboldu.

Kadınlardan bir diğeri ise kendi kanseriyle ilgili bir blog tutan moda tasarımcısı Kaylin Andres'di. Kaylin, Cara ile Skype'ta görüştü ve ona küçük hediyeler yolladı.

Kaylin, geçen yılın sonunda ise internete girdiğinde Lauren'ın Cara'nın hesabının sahte olduğu açıklamasını gördü. Kaylin çok şaşırdığını hatta yazılanları okurken kendine engel olamayıp göz yaşlarına boğulduğunu ifade etti.

Ancak geçtiğimiz haftalarda Cara sorunlu bir hamilelik geçiren İngiliz ergen bir kız çocuğu olarak tekrar ortaya çıktı. İnternet sahtekarlarında biçim değistirerek tekrar meydana çıkmak oldukça yaygın görülüyor.

Sanal alemde insanları aldatmak çok daha kolay


Hamilelik ya da yeni doğum yapmış olma yalanı onlar için oldukça verimli. İnternette, başka kadınların ultrason resimlerini çalıp internete yükleyen sonra da ölü doğum yapan kadınların girdiği forumlara girip bilgi toplayarak kendi hikayeleriymiş gibi anlatan kadınlar var.

Bu aldatmacaların en tuhafı ise Şikago'da yaşayan Rebeccah Beushausen'ın hikayesi. Beushausen, sadece hamile olduğu yalanını internette söylemekle kalmadı ayrıca çok gerçekçi oyuncak bir bebeğin resimlerini internete yükleyerek bunların yeni doğan bebeğinin resimleri olduğunu söyledi.

Bu hikayede ayrıca Rebeccah'nın Hıristiyan ve kürtaja karşı olan bir insan olan bir karakter olarak ideolojik fikirleri vardı. İnsanlara çok ciddi bir genetik bir hastalığı olmasına rağmen cenini hala taşıyabildiğini göstermek istiyordu.

Psikiyatrist Feldman, internette Münchausen'in Münchausen sendromuyla aynı olduğunu sadece farklı bir platformda gerçekleştiğini söylüyor.

Bazı durumlarda, internet sahtekarlığı gerçekten de hastalığın platform değiştirmiş hali olabiliyor. Forumlarda yıllarca sahte hastalıklar uyduran Amy adında bir kadın, ilk olarak kanser hastası olduğunu iddia etti. Daha sonra cinsel istismara maruz kalmış bir genç kızı oynadı. Amy de kendisinden yaşca büyük ve onun gibi sahtekar olan bir kadınla arkadaş oldu ve aldatıldı.

Bu tarz olaylar internet öncesine dayanıyor. Örneğin Amy çocukluğundan bu yana hastalık numarası yapıyor.

'Ben 9,5 yaşındayken, kız kardeşim beyin felci geçirdi ve annemin beni bıraktığını hissettim. Sırf bu yüzden göz muayenesinde bilerek yanlış cevaplar verdim ki tıpkı kız kardeşiminki gibi gözlük alabileyim' diyen Amy, hala psikolojik tedavi görüyor ve hastalığını yendiğine inanıyor.

Başka bir kadın ise ailesi tarafından sevilmediğini, topluma uyum sağlayamadığını hissettiğini ve forumların kabul gördüğü tek yer olduğunu söylüyor.

Ancak Münchausen sendromuna kıyasla internette insanları aldatmak çok daha kolay. İnternette tıbbi meslek eğitimli insanları kandırmak zorunda değilsiniz.

İnternette bu suçu işleyenler ilgiyi ve sevgiyi hak edecek hiç bir şey yapmamışken birden bire yoğun ilgi görüyor ve değerli olduğu hissine kapılıyor.

Online dolandırıcıların kolay para peşinde olması gibi, internette Münchausen hastalığı olan insanlar da kolay ilgi peşindeler. İnternette dolandırıcılığın bir çeşidi finansal sahtekârlıklarken diğeri de duygusal aldatılmalar. Duygusal olarak aldatılmaksa üstesinden hiç kolay gelinebilecek birşey değil. bbc türkçe

9/26/2011

sanal maymunlar William Shakespeare'ın bütün eserlerini bilgisayarda yeniden yazıyor

Dünyanın en büyük oyun yazarlarından biri kabul edilen İngiliz şair William Shakespeare'ın eserlerini yeniden yazmak hatta bunu milyonlarca 'sanal maymuna' yaptırmak mümkün mü?
Uzmanlara göre bu sorunun yanıtı evet.

Sanal ortamda yaratılan ve daktilo tuşlarına rasgele, durmaksızın basan milyonlarca maymun, Shakespeare'ın tüm eserlerini yeniden yazmaya çok yaklaştı.

Shakespeare'ın sonelerine sonradan eklediği "A Lover's Complaint" adlı şiir derlemesi, sanal maymunlarca tamamlanacak ilk eser olacak.

Amerikalı bilgisayar programcısı Jesse Anderson, bu projeyi Hadoop programını daha iyi tanımak ve Amazon'un web hizmetlerini de teste tabi tutmak için başlattığını söylüyor.

Ancak böylece matematik çevrelerinin yakından bildiği sonsuz maymun teoremi de denenmiş oluyor.

Teorem, sonsuz sayıda maymunun sonsuz sayıda daktilo kullanarak bir zaman sonra Shakespeare'ın tüm eserlerini tesadüfen ve neredeyse kesin yazabileceğini savunuyor.

Ancak bahsi geçen maymun gerçek değil, rasgele harflerden oluşan bir diziyi sonsuza dek üreten sanal bir aygıt.
Anderson'un sanal maymunları da aslında Amazon servis sağlayıcılarına yüklenmiş küçük bilgisayar programları.

Bu 'kodlanmış maymunlar', düzenli olarak dizi halinde metinler üretiyor.

Her bir dizi dokuz harf uzunluğunda ve her birinin Shakespeare'ın herhangi bir yapıtında yer alıp almadığı kontrol ediliyor.

İngiliz alfabesinden herhangi dokuz harfin tam 5,5 trilyon farklı kombinasyonu bulunduğu düşünülürse projenin boyutuna ilişkin bir fikir edinilebilir.

Eserlerde rastlanmayan harf dizisi çöpe gidiyor, eşlenen diziler saklanıyor.

Projeye 21 Ağustos'ta Amazon üzerinden başlandı.

Her bir sanal maymunun daktiloya basmasının günlük maliyeti ise 19.20 ABD doları.

Projeyi daha da basitleştirmek için de tüm noktalama işaretleri kaldırıldı, servis sağlayıcılar bir kişisel bilgisayara nakledildi.

Matematikçiler, projenin Anderson’un getirdiği sınırlamalar sayesinde makul bir zamanda tamamlanabileceği görüşünde.

Ancak Warwick Üniversitesi'nden emekli profesör Ian Stewart, sınırlamalar olmaksızın mümkün olmadığını, yaptığı tahminlerin bunun milyarlarca yıl sürebileceğini öngördüğüne dikkat çekti.

6/27/2011

hakkariye tayini çıkan bilgisayar eğitmeninin kurduğu okey sitesinin cazibe merkezi olması

Bilgisayar eğitmeni İhsan Karagülle’nin tayini Hakkari’ye çıktığında ilk işi, yeni göreceği bu kent ile ilgili internetten araştırma yapmak oldu.
Ne de olsa bilgisayar ve sanal ortam onun oyun alanıydı ve bu güne değin yazdığı elliden fazla kitap rüştünün ispatıydı.
Ancak beklediği gibi olmadı ve popüler arama motorlarının Hakkari ile ilgili veri tabanı, "teröre", çatışmaya ve trajedilere işaret ediyordu bir tek.

Ne tarih, ne kültür ne de doğal güzelliklere dair tek maddeye rastlayamadı.

Gördükleri karşısında gitmemeyi düşündüyse de idealleri daha ikna ediciydi. Yola çıktı.

Kente ayak bastığında sanal ortamın, bakir güzelliğiyle nefes kesen Hakkari’ye haksızlık ettiğini anladı.

İlk iş olarak bir alan adı satın alıp hakkarim.net adlı internet sitesini kurdu.

Sonradan bir fenomene döneceğini bilemeden.

Mütevazı ve kenti tanıtmayı amaçlayan sitesi kayda değer bir izleyici kitlesine sahip olmasa da arama motorlarında farklı bir renk olmuştu.

Sonra 101’i keşfetti. Masal da o andan itibaren başladı.
Sosyal ağa dönüştü

İhsan Karagülle’nin de hakkarim.net’in de kaderi kısa sürede değişti.

Masa oyunlarının vazgeçilmezi olan okeyin farklı ve daha iyi bir versiyonu olan 101, doğu illerinde en popüler oyunların başında gelir.

Yirmi bir taşın dağıtıldığı dört oyuncunun, toplamda 101 sayıya ulaşarak ellerini açması mantığına dayanan oyun, tüm kahvehanelerin müşteri kaynağıydı.

Sigara dumanı altında ve geç saatlere kadar oynanan oyun, sorumlulukları unutturacak kadar cazip olabiliyordu.

Bu nedenle müptelalarının ısrarına dayanamayarak, oyunu, yeni kurduğu sitesine taşımaya karar verdi.

Uzun ve zahmetli bir çalışmanın ardından 101 oyunu, sanal ortama taşındı.

O güne kadar ziyaretçi açısından kısır bir ortalamaya sahip hakkarim.net sitesi, bir anda cazibe merkezi oldu.

Kahvehaneler büyük oranda müşteri kaybederken, evlerin vazgeçilmez "beyaz eşyası" da bilgisayar oldu.

Beş yıl önce kurulan site, şimdilerde 1,5 milyonu aşkın üyeye sahip, dev bir portal.

Günlük altı yüz bine yakın ziyaretçisi ve Almanya’dan kiralanan dört ayrı sunucudan yayın yapan hakkarim.net, sanal ortamdaki fırsat eşitliğinin önemli bir örneği.
Uykusuz geceler

Siteye kayıt yaptırdığınızda bin beş yüz puanla başlıyorsunuz.

Oyun kazandıkça puanınız artıyor kaybederseniz eksiliyor.

"Nick name" yada namıdiğer kod isim ile girilen oyunlarda puanın yüksekliği prestij nedeni.

Kahvehanelerden kopup bilgisayarın başına geçen müdavimler için uykusuz geceler de başlamış haliyle.

Puanlama sistemi cazibeyi arttıran bir faktör, ancak sosyal iletişim de çok önemli.

Site üzerinden tanışmalar dostluklara, şehir ziyaretlerine, evlenmelere hatta kavgalara ve cinayete bile yol açmış.

Sitenin tahmin edilemeyecek kadar büyümesi sonucu, görevinden istifa edip doğum yeri olan Erzurum’a taşınan İhsan Karagülle’nin şimdilerde tek meşgalesi hakkarim.net.

Sitede gerçek hayatta yan yana gelmeyi akıllarından bile geçirmeyen birçok karşıt görüşlü insanın, kimlik ve görüşlerinden önce insan olduklarını fark ederek dostluklar kurduğunu ve moda tabirle "açılımın sanal ayağının" 2005’ten beri icra edildiğini belirtiyor Karagülle.

Hakkarim.net ile fenomene dönüşen 101 oyununu, belki de gereğinden fazla ciddiye alanlar da var.

Öyle ki bunu yaşam biçimi haline getirip kendi isminden çok nick name’iyle tanınanların sayısı hiç de az değil.
'Yuva yıkan oyun'

Kimse 'admin'in sözünden çıkamaz. 100 kişilik tebanız olduğunu düşünün. İstediğin kişiyi o köyden atabiliyorsun, istediğin kişiyi 'op' yapıp daha çok yetkilendirebiliyorsun.

İsmail Kılıç, İnternette okey oynanan bir sitede yönetici

Oyunun tüm cazibesine karşın olumsuz taraflarının da çok olduğunu belirten Nurettin Demir, pek çok insanın site nedeniyle tanışıp kaynaştığını, dostlukların yanı sıra düşmanlıkların da kurulduğunu belirtiyor.

Sanal ortamdaki tartışmaların kavgaya dönüşmesi nedeniyle, gerçek dünyaya taşınan husumetlerin can aldığını da ifade ediyor.

Batman’da oyunda tartıştıkları başka bir oyuncu için kalkıp Van’a giden ve bir daha kendisinden haber alınamayan site müdavimini anlatarak, pek çok kavganın yaşandığını, yine Mardin’de iki kişinin tartıştıktan sonra buluşarak birbirlerine silah sıktıklarını belirtiyor ve pek çok yuvanın yıkıldığını ifade ediyor.

Zeyni Elbir’e göre gerçek dünyada rüştünü ispat edememiş kişilerin yaşama alanı olmuş hakkarim.net.

Herkes bir nick name’in ardında ve insanlar rahatlıkla yalan atabiliyorlar.

Evinden kaçan kızlar, eşini terk eden kocalar ve sitede salon kiralamak için varını yoğunu kaybeden insanlar gibi pek çok trajedi ve olumsuzluğun olduğunu belirtiyor.

Çiftçilik yapan İsmail Kılıç ise sitede salon kiralayıp admin olmayı köy ağalığına benzetiyor.

"Kimse admin'in sözünden çıkamaz. 100 kişilik tebanız olduğunu düşünün, istediğin kişiyi o köyden atabiliyorsun, istediğin kişiyi op yapıp daha çok yetkilendirebiliyorsun" diyor Kılıç.

Murat Sezer, salon sahibi. Kendisi şoförlük yapıyor.

Ancak çok eğlendiği için salon kiraladığını ve buradan tanıştığı arkadaşlarıyla buluşup çevresini genişlettiğini belirtiyor.
Masal devam ediyor

Sitede salon kiralayanların ve çeşitli ayrıcalıkların sunulduğu gold üyelerden kazanılan gelirle Karagülle, Erzurum’da vergi rekortmenlerinin başında geliyor.

Ellisi üst yönetim olmak üzere on bini aşkın yönetici kadroyu bünyesinde barındıran hakkarim.net’in Erzurum’da silikon vadisindekileri kıskandıracak bir ofisi bulunuyor.

Türkiye’de oyun portallarının başında gelen hakkarim.net uluslararası şirketlerin de dikkatini çekmiş durumda.

Yakın bir zamanda Türkiye’nin masa oyunları dünyasına kazandırdığı 101 oyununun, uluslararası bir sıfata bürünmesi de olası.

Artık bir fenomene dönüşen hakkarim.net’in masalsı varoluşu, büyüyerek devam ediyor seveniyle sevmeyeniyle.

1001 Gece olmasa bile 101 Gece masalı, nereye kadar sürer bilinmez.

Ancak daha uzun süre elmaların düşmeyeceği muhakkak.

Kadir Konuksever

Diyarbakır

6/25/2011

harry potter dizisi internette pottermore sitesinden çeşitli dillerde e-kitap olarak yayınlanacak

Harry Potter kitaplarının yazarı J.K. Rowling, dizinin Pottermore adlı yeni bir internet sitesinde sesli kitap olarak da yer alacağını duyurdu.
İnteraktif sitede, Rowling'in "yıllardır istiflediğini" söylediği yeni malzeme ve unsurlar da bulunacak.
J.K. Rowling, böylelikle, Harry Potter'ı bunca büyük bir başarıya dönüştüren hayranlarına borcunu ödemiş olacağını söyledi.

Harry Potter romanları, İngiltere'de Bloomsbury, ABD'de ise Scholastic yayınlarınca piyasaya çıkarıldı ve şimdiye dek 450 milyon adet satış yaptı.

Ancak bu yayınevleri kitapların dijital haklarına sahip olmadıkları için, değişik dillerde sunulacak olan e-kitaplar Rowling'e ait Pottermore yayıncılık şirketi tarafından yayımlanacak.

Pottermore sitesi, Harry Potter'ın doğumgünü olan 31 Temmuz'da devreye girecek.

J.K. Rowling BBC'ye verdiği mülakatta, internette yeni malzemelere de yer verileceğini; "yeni bir öyküsüğ olmadığı için bunların kitap yerine sanal ortamda yayımlanacağını" anlattı.

"Bu yazıların çoğu, benim o kitapları yazdığım sıra yazmış olduğum şeyler. Arka planda kullanılacak malzeme, kitaba girmeyen birçok ayrıntı." diyen J.K. Rowling, bazı yazıların da, yıllar boyunca hayranların istedikleri şeylere verdiği yanıtlar olduğunu söyledi.

Rowling, iki yıldır üzerinde çalıştığı yeni internet sitesinin Harry Potter'ın büyücüler dünyasına meraklı olanlara çok çeşitli olanaklar sunacağını, bilgisayar oyunları, sosyal paylaşım olanağı yaratacağını ve internet üzerinden satış yapılabileceğini anlattı.

Pottermore sitesinde, kullanıcılar Diagon Alley'de sihirli değnek alabilecekler, Londra'daki King's Cross tren istasyonunda hayali perondan Hogwarts'a yolculuk edebilecekler.

İlk aşamada 1 milyon kullanıcı seçilerek Harry Potter'ın sanal dünyası geliştirilecek, daha sonra Ekim ayında site tüm kullanıcılara açılacak.

J.K. Rowling, Londra'da Pottermore sitesinin tanıtımında yaptığı açıklamada, 8. Harry Potter kitabını yazmak gibi bir niyeti olmadığını söyledi.

Rowling, "Harry'nin defterini kapattım. Roman yazma açısından bitirdiğime inanıyorum. Ama bütün o süreçte çok eğlenceli bir iş oldu." dedi.
bbc türkçe

3/25/2011

amerikan propapagandası facebook ve twitter'de otomatik yapılacak

ABD ordusu tarafından geliştirilmekte olan bir bilgisayar yazılımı ile, Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde ve elektronik posta ile internet güncelerinde sanal kimlikler oluşturularak ABD yanlısı propaganda yapılacak. İngiliz Guardian gazetesinin haberine göre yazılım, oluşturduğu sanal kimlik, kişiliklerle, sosyal paylaşım sitelerindeki diyaloglara, yazışmalara katılarak etkilemeyi amaçlıyor.

ABD ordusunun Orta Asya ve Orta Doğu'daki operasyonlarının bağlı olduğu Merkez Komutanlığı'nın (Centcom) ihalesi sonucu bir Kaliforniya firmasınca geliştirilecek ''online kişi yönetim servisi'' yazılımıyla, bir Amerikalı görevli, sosyal paylaşım ağlarında veya çeşitli internet sitelerinde yaratılmış ve dünyanın çeşitli yerlerinden katılıyor izlenimi verilmiş birbirinden bağımsız 10 sanal kimliği kontrol edebilecek.

Proje, uzmanlarca Çin'in, internetteki ifade özgürlüğünü kısıtlama ve kontrol altına alma çabalarına benzetiliyor. Programı eleştirenlere göre Amerikan ordusu bu sayede internette belirli bir konu üzerinde sahte kamuoyu görüşü oluşturulmasını, kendi amaçlarına uygun olmayan haber veya yorumlara karşı tepkiler gelmesini sağlayabilecek.

Yazılımla diğer ülkelerin hükümetlerinin, özel firmaların ve hükümetler dışı örgütlerin de ABD çıkarları yönünde hareket etmesi sağlanabilecek.

Şartname gereği yazılım, örneğin Facebook'ta sahte bir kimlik oluştururken, bu sanal kişinin ikna edici, beğenilecek bir profile sahip olmasını sağlayacak. Yazılım, kendisini kullanan 50 kadar görevliyi, yaratılan sahte kimlikler üzerinden operasyon yaptıkları sırada, en gelişmiş karşı sistemlerle bile hiç bir şekilde yakalanma, açığa çıkarılma, etkisizleştirilme riski altına sokmayacak.
cumhuriyet portal
Aşırıların ABD karşıtı propagandalarına karşı geliştirilmekte olan yazılım, böyle bir teknolojiyle Amerikalı internet kullanıcılarına müdahale etmek yasa dışı olacağı için, daha çok ABD dışına yönelik kullanılacak. Aynı gerekçeyle İngilizce'nin de kullanılmayacağı bu internet operasyonları daha çok Arapça, Farsça, Urduca ve Peştu dilleriyle olacak.

3/05/2011

evinizde pijamayla oturarak sanal ortamda patronluk yapmak

Diyelim ki ofisinizde masanızda oturuyorsunuz, öğle yemeğinin ardından pencereden dışarı bakıp, kendi işinizi kurmanın ve kendinizin patronu olmanın hayalini kuruyorsunuz.

İşte tam o an aklınıza ofis, teknoloji, personel masrafları geliyor ve tüm bunları karşılayamayacağınızı düşünüyorsunuz.
Peki acaba karşılayabilir misiniz?
Evden çalışmak, iş yönetmek yeni bir olgu değil.Ancak teknolojinin gelişmesiyle imkanlar da artıyor.

Ucuz internet telefon sistemleri, dünyanın diğer ucundaki kişilerle temasta kalabilmenizi sağlıyor.

Jamie Waldegrave ve Chris Huey, İngiltere'de Durham Üniversitesi'nde tanışmış iki arkadaş.

Ekim ayında mali sektördeki işlerinden ayrılmışlar ve kendilerinin patronu olmaya arar vermişler.
Jamie Waldegrave ve Chris Huey

Üç ay önce oluşturdukları internet sitesi TipToken, müşterilerine indirimli alışveriş imkanı sağlıyor.

Şirketin tam zamanlı tüm çalışanları, iki ortaktan ibaret.

Jamie Waldegrave ve Chris Huey, Skype üzerinden Hindistan'daki web tasarımcılarıyla konuşuyor, internet sayfasını yeniliyorlar.

Waldegrave, binlerce kilometre ötedeki diğer yarı-zamanlı çalışanlarla, sağlıklı bir iş ilişkisi kurmak için güvenin hayati önem taşıdığını söylüyor.

The Peopleperhour.com ise işverenlerin serbest çalışanların performanslarını değerlendirdikleri bir internet sitesi.

TipToken'ın ortakları da, çalışacakları kişileri seçerlerken sorunları en aza indirmek için bu internet sitesinden faydalanıyor.

The Peopleperhour.com'un 150 ülkedeki kullancıılarnın sayısı 136 bine çıkmış durumda.

Skype'ın yanı sıra Google'ın çeşitli uygulamaları ile Dropbox ve Yammer gibi programlar da, iş dünyasında yeni bir çığır açmışa benziyor.

Elbette evden çalışmanın bazı dezavantajları var.

Ne de olsa bu durumda, sosyal çevreden izole bir haldesiniz.

Ancak bunu da en aza indirmenin bazı yolları var.

Örneğin dört kıtada 130 çalışanı olan tercüme şirketi Lingo24'ün operasyon müdürü Jack Waley-Cohen, çalışanlarına her gün bir bülten göndererek, onların birbirlerinden haberdar olmasını sağladıklarını söylüyor.

Sanal işyeri sahiplerine yatak odanızdan daha prestijli adresler sağlayan, onlar için telefonları cevaplayıp, kenttelerse onlara toplantı odaları kiraalayan şirketler bile var.

Bu noktada tamamen sanal olmak, pijamanız üstünüzdeyken bir toplantıya katılmak istiyorsanız da, internet sitesi Second Life'ı kullanabilirsiniz.

Teknoloji araştırmları yapan Garner şirketinin uzmanlarından Milind Govekar'a göre ise sanal iş dünyasında yaşananlar şimdilik sadece bir başlangıç.

"Yıllarca küreseleşmeden söz ettik ancak bu yönetecek araçlara sahip değildik. Şimdi ise sahibiz" diyor Govekar ve ekliyor:

"Bu nesille alakalı birşey. Gelecek nesil işine, dijital ve sanal bir ortamda gidecek. Çünkü bilgisayarlarla büyüyorlar.".
BBC TÜRKÇE BİLİM VE TEKNOLOJİ

3/02/2011

yakın gelecekte reklamlar kişiye özel olarak hazırlanacak

Yakın geleceğin reklam yöntemleriyle ilgili hazırlanan bir rapora göre önümüzdeki 12 ayda birçok yeni reklam biçimi uygulamaya girecek.

Centre for Future Studies isimli kuruluş tarafından kaleme alanına raporda bu yeni reklam tekniklerinden birinin, kişinin ruh haline uygun reklamların sunulması olacağı iddia edildi.

Raporu hazırlayan ekip tarafından "gladvertising" (mutlu-reklam) olarak adlandırılan bu uygulama "duygu algılama yazılımları" sayesinde hedeflenen kişiye uygun reklamların sunulmasını esas alıyor.

Halihazırda Japonya'da NEC teknoloji firması tarafından geliştirilmiş benzer bir uygulama mevzut.

Bu uygulamada hedef kişilerin cinsiyet, yaş gibi demografik özellikleri kullanılarak kişiye özel reklamlar sunuluyor.

Yakın gelecekte kişilerin bu özellikleri yanında ilgi alanlarını da hesaba katan reklam biçimlerini ortaya çıkmasına kesin gözüyle bakılıyor.
Mahremiyet konusu hassas

Hassas nokta ise kişilere ait bu özel bilgilerin nasıl elde edilip, reklam amacıyla kullanılacağı.

Privacy International isimli kişisel verilerin korunması alanında kampanyalar yürüten örgütten Alexander Haff, reklam sektörünün özel alana müdahalesinin tehlikeli boyutlar almasında endişe ettiklerini belirtti.

Haff internet ortamında toplanması muhtemel kişisel bilgilerin korunmasına yönelik yasal düzenlemelerin yetersizliğine dikkat çekti.

Reklam sektörü ise özellikle genç kullanıcıların, kişisel bilgilerini sunma konusunda gönüllü olduğu ve olacağı iddiasında.

İnteraktif biçimde reklamlarda yer almanın bu kuşak arasında yaygın olduğu ise dikkat çekilen bir diğer nokta.

Kişisel bilgilerin internet üzerinde faliyet gösteren şirketler tarafından toplanması konusu, Avrupa Birliği'nin "Sanal Mahremiyet Talimatının" güncellenmesini de doğurdu.

Ancak internette reklam lobilerinin, katı önlemler alınması karşısında sürdürdüğü faliyetler bu alanının gereğince düzenlenmesini engelliyor.
bbc türkçe bilim ve teknoloji

2/02/2011

marsa sanal yolculuk yapan ekip marsa ulaştı sırada iniş var

Uzun süreli uzay yolculuklarının fiziki ve psikolojik etkilerini ölçmeyi hedefleyen Mars500 deneyinde 8 ay geride kaldı, simülatör içindeki astronotlar Kızıl Gezegen'in yörüngesine girdi.

Böylece bir buçuk yıl sürmesi beklenen deneyde önemli bir kilometre taşı geçilmiş oldu.
Bundan sonraki aşama, astronotların gerçek bir uzay aracının tüm özelliklerini taşıyan simülatörü Mars'a indirmeleri ve gezegenin yüzeyinde sanal bir yürüyüş yapmaları.

Ancak üzerinde yürüdükleri, hemen yan laboratuvarda hazırlanan kumla kaplı bir yapay zemin olacak.

Mars 500 projesi Rusya Biyomedikal Sorunlar Enstitüsü ile Avrupa Uzay Ajansı'nın ortak projesi.

Mars500 denmesinin sebebi de, mevcut teknoloji kullanılarak yapılacak bir Mars seyahatinin alması planlanan zamanda gerçekleşecek olması.

Yani Mars'a seyahat için 250 gün, Mars yüzeyinde 30 gün ve dönüş için 240 gün.

Uzmanlar 520 günlük toplamı 500'e yuvarlamış. Ancak Mars'a seyahatin 500 günden çok daha uzun süreceğinde birleşiyorlar.

Moskova yakınlarındaki Uluslararası Uzay İstasyonu'nda Haziran ayında başlayan deneye ikisi Rus, ikisi AB vatandaşı ve biri Çinli olmak üzere 6 astronot katılıyor.

İçinde bulundukları çelikten yapılmış, pencereleri bulunmayan simülatörün hacmi sadece 550 metreküp.

Deneyde Avrupa Uzay Ajansı'nı temsil eden Martin Zell, astronotların geçen 8 ayda herhangi bir sorunla karşılaşmadığını açıkladı.

Zell, astronotların ruh ve beden sağlıklarının sürekli izlendiğini, aradaki ilişkinin de gözden kaçırılmadığını hatırlattı.
Gerçeğe ne kadar yakın?

Deneye katılan astronotların içinde bulunduğu simülatör gerçek bir uzay aracına çok yakın olsa da, ortama ait bazı koşullar farklılık gösterebiliyor.

Örneğin Mars500, böyle bir yolculukta oluşacak yer çekimsiz ortamı tam olarak sağlayamıyor.

Ancak astronotların dayanıklılıklarını ölçmelerine yarayacak başka gerçek unsurlar mevcut.

Örneğin kumanda merkezi ile haberleşmelerindeki 20 dakikalık gecikme.

Ne kadar gelişmiş olsa da, Dünya ile Mars arasındaki bir telsiz bağlantısında yaşanacak 20 dakikalık gecikme burada da yaşanıyor.

Uzmanlar geçen ay bu gecikmenin astronotlar üzerindeki etkisini, üstelik bir hayli acımasız bir şekilde, test etme imkanı buldu.

Astronotlara haber verilmeksizin, simülatörün enerjisi kesildi ve elektrik aksamında bir sorun olduğunu düşündürtecek şekilde, içeriye bir miktar duman verildi.

Martin Zell, astronotların neredeyse tüm günü enerjiden yoksun olarak geçirdiğini, mevcut acil durum prosedürlerini test etme imkanı bulduğunu ve paniğe kapılmadan sorunu atlattığını anlattı.

bbc türkçe bilim ve teknoloji

1/02/2011

frigya vadisi sanal ortamda üç boyutlu olarak görüntülenebilecek

Mitolojide eşek kulakları ve dokunduğu her şeyi altına çevirmesiyle ünlenen Kral Midas'ın izlerini taşıyan Frigya medeniyetinin izleri, sanal ortamda 3 boyutlu panoramik fotoğraflarla keşfediliyor.

"İkinci Kapadokya" diye anılan Frig Vadisi'nin turizme kazandırılması ve tanıtımına katkıda bulunulması amacıyla Eskişehir, Kütahya ve Afyonkarahisar Valilikleri tarafından kurulan Frigya Kültür Mirasını Koruma ve Kalkınma Birliği (FRİGKÜM), geçmişte Friglerin hüküm sürdüğü dağlık Frig Vadisi ve çevresindeki kültürel mirası turizme kazandırmayı hedefliyor.

Birliğin internette oluşturduğu "www.frigvadisi.org" internet sitesinin ana sayfasındaki "sanal tur" sekmesi tıklandığında, Eskişehir, Kütahya, Afyonkarahisar seçenekleri altında bu illerdeki yapıların panoramik fotoğraflarına ulaşılabiliyor.

Vadideki antik yapıları görmek için söz konusu illere gidemeyenler ile görsel anlamda vadi hakkında bilgi almak isteyenlere hizmet verilmesi bakımından illerin isimleri yazılı olan ana başlıklar altında 3 boyutlu fotoğraflar sunuluyor. "Frig Vadisi 360 Derece Sanal Tur Fotoğraf Çekimi Projesi" kapsamında faaliyete geçirilen sanal tur için üç ilde toplam 160 noktada fotoğraf çekimi yapıldı.