Dünya

Dünya
kültür sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kültür sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7/12/2013

"Kendi ülkesinde kültür sanatı yardımdan mahrum eden hükumet, Türklere yardım ediyor"

Hollanda Kraliyeti'nin 'Uluslararası Bodrum Karnavalı'na sponsor olmasına aşırı sağcı kesimden sert tepki geldi. Politikalarını yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığı üzerine kuran Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders, konuyu parlamento gündemine taşıdı.
Geert Wilders, konuyu parlamento gündemine taşıdı.
"Kendi ülkesinde kültür sanatı yardımdan mahrum eden hükumet, Türklere yardım ediyor"
Hollanda'nın, Uluslararası Bodrum Karnavalı'na sponsor olduğu, ırkçı görüşleriyle bilinen bir internet sitesi tarafından gündeme taşındı.

Haberde, Hollanda halkının vergilerinin Türkiye'ye harcandığı savunuldu. "Kendi ülkesinde kültür sanatı yardımdan mahrum eden hükumet, Türklere yardım ediyor" ifadeleri yer aldı.
Eşek hoşaftan ne anlar?

Aşırı sağcı lider Geert Wilders, konuyla ilgili olarak Dışişleri Bakanı Frans Timmermans'ın yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi verdi.

Hollanda'nın, Bodrum'daki etkinliğe sponsor olduğu yolundaki haberlerin doğru olup olmadığını soran Wilders, önergede Türkçe sözcüklerle, "Eşek hoşaftan ne anlar? sözünün ne anlama geldiğini biliyor musunuz?" dedi.

PVV lideri Wilders, Dışişleri Bakanı Timmermans'a, "Bu haber doğruysa, Hollandalıların vergilerinin Türkiye'de bir fesivale niçin harcandığını açıklar mısınız, bu parayı geri almak için bir şey yapacak mısınız?" sorularını yöneltti.

"Eşek hoşaftan ne anlar" sözüyle karnaval düzenleyen Türklere üstü kapalı göndermede bulunan Wilders, soru önergesinin sonunda Timmermans'a yönelik, "Siz eşek misiniz?" ifadesine yer verdi.

Türkiye'ye yönelik sert açıklamalarına yeterince destek bulamadığı için iktidar ortağı Liberal Sağ Parti'den (VVD) istifa eden Wilders, PVV'yi kurdu.

Kısa sürede önemli bir başarı elde eden aşırı sağcı lider, yabancı düşmanlığı, İslam kaşıtlığı ve Avrupa Birliği politikalarına yönelik eleştirileri öne çıkardı.

Ekonomik krize ilişkin kulağa hoş gelen ancak gerçekte uygulanırlığı az olan önerileri dile getiren Wilders'ın partisi kamuoyu yoklamalarında ilk sıralarda yer alıyor.bbc türkçe

6/22/2011

osmanlı döneminde kurulan silahtar ağa elektrik santralı şimdi müze olarak hizmet veriyor

1902 yılında Tarsus yakınlarında kurulan küçük çaplı bir hidroelektrik santralin dışında, Silahtarağa Santrali, Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk enerji tesisiydi.

Kronolojik olarak ilk tesis olmasa da, ülke sınırları içinde bir kente hizmet vermesi amacıyla yapılan ilk tesisti. Tesisin kuruluması için ilk adım 1910 yılında devlet tarafından açılan ihaleyle atılmıştır.

 silahtar ağa elektrik santralı


İhaleyi Avusturya-Macaristan sermayeli Ganz Electric Company kazandı. Şirket 1911 yılında, Brüksel Bankası (Fransızca: Banque de Bruxelles) ve Macar Kredi Genel Bankası'ndan (Fransızca: Banque Générale de Credit Hongrois) aldığı finansal destekle Osmanlı Anonim Elektrik Şirketi'ni kurdu ve devletten 50 yıllık elektrik üretim imtiyazı almış oldu.Yapılan etütler sonucunda İstanbul'da hidroelektrik güç elde etmeye uygun su kaynağı bulunmadığına kanaat getirilince kömür yakıtlı bir tesis kurulması kararlaştırıldı. Şirket derhâl Silahtarağa semtinde bir termik santral kurma işlemlerine başladı.

1913 yılında tamamlanarak kullanıma girmesi planlansa da o yıl aşırı yağışlar nedeniyle bölgeyi etkileyen su baskınları ve Balkan Savaşı'nın etkileri tesisin açılmasını geciktirdi. Tesis 11 Şubat 1914'te resmen açılışını yaptı. Üretilen elektrik ilk olarak İstanbul tramvaylarına ve Osmanlı sultanının o dönemde yaşadığı Dolmabahçe Sarayı'na verildi. Böylece İstanbul'da havagazına bir alternatif enerji türü doğmuş oldu. Şirketin kurucu sahibi aynı yıl içinde santrali Belçika menşeli SOFINA şirketine devretti.

silahtar ağa elektrik santralı
Yenilenen santral binalarından bir görünüm.

Santralde kullanılması için gereksinim duyulan kömür Zonguldak'tan denizyoluyla getiriliyordu. 1915 yılında Rus donanması kömür taşıyan Şirket-i Hayriye gemilerini batırdığı için hem güvenliği sağlamak; hem de işleyişi hızlandırmak amacıyla İstanbul'un kuzeyindeki linyit ocaklarıyla santralin bulunduğu Silahtarağa semti arasında bir dekovil tren hattı kuruldu.

Kurulduktan kısa bir süre sonra tramvayların yanısıra Suriçi, İstinye ve Pera bölgelerine elektrik vermeye başladı. Harbiye Nezareti tarafından İstanbul atlı tramvaylarının tüm atları 30 bin altın karşılığında satın alınmış olduğundan; santralde üretilen elektrik ağır aksak işleyen İstanbul toplu taşımacılığına da çare oldu. Pera bölgesinin aydınlatma imtiyazını elinde bulunduran Pera Şirketi'yle yaşanan imtiyaz çatışması çözüme kavuşunca elektrikle çalışan tramvaylar hizmete sokuldu. İlk elektrikli tramvaylar 20 Şubat 1914 tarihinde Karaköy Meydanı'nda yapılan törenle Galata Köprüsü üzerinden geçtiler. 1920 yılında başlayarak cadde ve sokaklar da santralden elde edilen elektrikle aydınlatılmaya başlandı.
Cumhuriyet dönemi

Santralin işletmesini yapan yabancı sermayeli şirket, Osmanlı Devleti dağıldıktan sonra kurulan cumhuriyet yönetimi süresince de faaliyetini sürdürdü. İlk olarak ülkede değişen rejim nedeniyle şirket unvan değişikliğine gitti ve adını Türk Anonim Elektrik Şirketi olarak değiştirdi. 1926 yılında İstanbul Boğazı'na Arnavutköy-Vaniköy arasında sualtı kabloları döşenerek Anadolu Yakası'na da elektrik verildi. Santral, 1937 yılında devlet tarafından satın alınarak kamulaştırıldı ve Nafia Vekaleti'ne bağlı Elektrik Umum Müdürlüğü'ne geçti. İstanbul Belediyesi, İstanbul Elektrik Tünel ve Tramvay İşletmeleri Umum Müdürlüğü'nü (İETT) kurunca santral 1 Temmuz 1938 tarihinde buraya devredildi.

Santral, 1952 yılına değin İstanbul'un elektrik gereksinimini tek başına karşıladı. Bu tarihte devlet eliyle yeni kurulan Çatalağzı Termik Santrali ile arasında bağlantı kuruldu ve İstanbul'un elektrik yükü bu iki merkez arasında paylaştırıldı. Santralin yönetimi 1962'de Etibank'a; 1970'te ise Türk Elektrik Kurumu'na geçti. Ambarlı Termik Santrali 1976 yılında tam kapasiteyle çalışmaya başlayınca, Silahtarağa Santrali'nin İstanbul elektrik dağıtımındaki payı iyiden iyiye azalmış oldu.

Türbin ve kazanlarının yıpranması ve Haliç çevresinde yarattığı aşırı kirlilikten dolayı ekonomik ömrünü tamamladığına karar verildi ve tesis 1 Mart 1983 tarihinde faaliyetine son verdi. Boşaltılan tesis binaları 20 yıl boyunca atıl vaziyette kaldı. 2004 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca İstanbul Bilgi Üniversitesi'ne tahsis edildi. Üniversite yönetimi, tesisin aslına uygun bir biçimde yenilenerek yeniden kullanıma kazandırılması için çalışmalara başladı. Tesis arazisi tamamen elden geçirilerek üniversite yerleşkesi, müze ve sanat galerisi olarak hizmet vermeye başladı. Bu dönüşümle birlikte tesis Santralistanbul adıyla anılmaya başlandı.
wikipedia

5/09/2011

new york times türkiye hristiyanlık mirasını geliştiriyor başlıklı yazı yayınladı

Kültür ve Turizm Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, 1851 yılından bu yana Amerika'da yayımlanan ve internet sitesi her ay 30 milyon kişi tarafından ziyaret edilen New York Times, Türkiye'de yürütülen kazılarda ortaya çıkarılan ve Hristiyanlık tarihi için büyük önem taşıyan kiliselere geniş yer ayırdı.

Susanne Güsten'in ''Türkiye Hristiyanlık Mirasını Geliştiriyor'' başlığıyla kaleme aldığı yazıda, Manisa Alaşehir, Denizli Laodikya ve İznik Nicaea'da ortaya çıkarılan kiliseler üzerinde duruluyor.

Yazıda görüşlerine yer verilen, inanç turizmi rehberi Dan Fennell, Türkiye'nin tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptığını, üç dine ait yapıları muhafaza ettiğini, ve yürütülen kazılarla bu kültürel mirası dünyaya kazandırmayı amaçladığını belirtiyor.
Türkiye'nin Hristiyanlık tarihi için önemli alanlarını, ''İncil'in 3 boyutlu ve renkli hali'' olarak tanımlayan Fennell, Türkiye'nin Hristiyanlığın tarihi alanlarını işlemeye başlamasıyla ziyaretlerin daha zengin ve faydalı hale geldiğini de vurguluyor.

Yazıda Denizli, Manisa ve İznik'te gerçekleştirilen kazılarda gün yüzüne çıkartılan ve Hristiyanlar için büyük önem taşıyan kiliselerle Türkiye'nin medeniyetlerin buluşma noktası imajının pekiştiği ifade ediliyor.

Kazılar ve kültürel mirasa kazandırılan eserlerle ilgili Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile Laodikya Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek'in görüşlerine yer verilen yazıda, Günay'ın bu mirası turizmin özel bir alanı ve özel bir kültürel zenginlik olarak gördüğü üzerinde durulurken, Kültür ve Turizm Bakanlığının 3 milyon inanç turisti hedefinin altı çiziliyor.

Susanne Gütsen, geçtiğimiz yıllarda Konya ve Urfa ile sınırlı olan inanç turizminin son zamanlarda yükselişe geçtiğini dile getiren Günay'ın ''Şimdi ise Müslümanlık, Hristiyanlık ve Yahudilik için önemli olan bu yerleri, ayrım yapmadan restore ediyor, koruyor ve halka açıyoruz'' sözlerini, Türkiye'nin güney batısında yer alan ve Türk arkeologların Denizli Laodikya'da gün yüzüne çıkardıkları 4. yüzyıl başlarına ait eşsiz kilisenin doğruladığını belirtiyor.

Yazıda, kutsal ziyaretçilerin, yedi vahiy kiliselerinin ziyaretinin son ayağı için gelmeye başladıklarına işaret edilerek, turist sayısının yılın ilk aylarında ona katlanarak, günde bin ziyaretçiye ulaştığı ve bunların yüzde 90'ını yedi vahiy kiliselerini görmeye gelenlerin oluşturduğu da kaydediliyor.
cumhuriyet portal

2/28/2011

playboy modellerinden anna nicole smith kraliyet operasında


Playboy dergisinin modellerinden biriyken, 89 yaşında bir petrol milyarderiyle evlenip, televizyonda adını duyuran ve imajını geniş kitlelere yayan ancak 2007 yılında aşırı dozda ilaç alarak intihar eden Anna Nicole Smith'in yaşamı, aslında bir pembe dizi gibiydi...

Şov ve ünlüler dünyasında tam anlamıyla kendini yaratan, göğüsleriyle ünlenen Teksaslı dansçı Smith'in yaşadıkları, televizyon dizisine değil de, Operaya dönüştürüldü ve geçtiğimiz günlerde Londra'daki Kraliyet Operası'nda sahnelenmeye başladı.

BBC Türkçe'nin sanat kültür söyleşisinde, Anna Nicole operasının galasına katılan klasik müzik eleştirmeni Edward Seckerson eseri ve yarattığı sansasyonu değerlendiriyor.
Nikki Yanofsky

Bu haftaki ikinci söyleşimizse, 17 yaşındaki, cazın harika çocuğu Kanadalı Nikki Yanofsky.

İlk albümünü 13 yaşındayken çıkaran Nikki, son çalışması Nikki'de kendi bestelerine de yer veriyor. Ve BBC'ye, çocuk yaşta atıldığı müzik yaşamını, nasıl beste yaptığını, genellikle çok daha olgun sanatçılarla özdeşleştirilen cazla ilişkisini anlatıyor.

2/21/2011

pet şişeden truva kaskı ve savaşcı miğferi yapan sivaslı usta

Sivas'ta deri ciltlemesiyle uğraşan 47 yaşındaki Haldun Tunçer'e, Yunanistan'ın Mykonos adasında bulunan bir işletme 5 bin adet truva kaskı ve Yunan savaşçılarının miğferleri siparişi verdi. Yapılan ürünlere, Yunanistan bayrağı koyarak "Made in Greek" yazılması şartı koydu. Kent merkezinde Taç Sitesi'ndeki 20 metrekarelik atölyesinde Türk Cilt Sanatını yaşatmaya çalışan evli ve 3 çocuk babası Haldun Tunçer, Kuşadası ve İzmir'de açtığı atölyeleri kapattıktan sonra Sivas'a geldi. Doğduğu yer olan İzmir'de 12 yıl önce Türk Cilt Sanatını uygulamaya başladığını ifade eden Tunçer, turizm sektörünün de yaptıkları çalışmalardan haberdar olmasıyla birlikte sanata olan ilginin arttığını ifade etti. (Haber-Kamera:Halife YALÇINKAYA/SİVAS, DHA)


Hürriyet Video'larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!

1/24/2011

mısır almanyadan kraliçe nefertitinin büstünü geri istiyor

Mısır, Berlin'deki bir müzede sergilenen 3 bin 300 yıllık Kraliçe Nefertiti'nin büstünün iade edilmesi talebinde bulundu.

Mısır Tarihi Eserler Yüksek Konseyi Başkanı Zahi Havas, büstün iade edilmesi için Alman yetkililere resmi talebin gönderildiğini belirtti.

M.Ö. 14. yüzyıla ait büst, Mısır'ın, sömürge döneminde ve sonrasında yurt dışına kaçırılan binlerce tarihi eseri geri getirme çabaları çerçevesinde oluşturulan listesinin üst sıralarında yer alıyor.

Almanya, büstün ülkede yasal olarak bulunduğu ve taşınamayacak kadar kırılgan olduğu gerekçesiyle iade edilmesi yönündeki talepleri daha önce reddetmişti.

Mısır Firavunu Akhenaten'in karısı olan ve yaşadığı dönemde güzelliğiyle ün salan Kraliçe Nefertiti'nin kireç taşından yapılan büstü, Berlin'deki Neues Müzesi'nde sergileniyor.

Müzenin en önemli parçalarından biri olan ve 1913 yılından beri Almanya'da bulunan büst, sanatseverlerin ilgisini en çok çeken eserlerin başında geliyor.
trt türk