Dünya

Dünya
Zir Vadisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zir Vadisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4/22/2010

nasıl olsa kazık

Yarbay Mustafa Dönmez Ergenekon Davası tutuklusu. Zir Vadisi’nde toprak altında bulunan silahlarla ilişkili olmakla suçlanıyor.
Ancak Yarbay Mustafa Dönmez her hafta Ergenekon Davası’nda söz alarak sadece bir dakikalık sunum yapıyor.

nasıl olsa kazık

Sunumunda silahları polislerin koyduğunu iddia ediyor.

Yarbay Mustafa Dönmez’in kanıtları düşünüldüğünde bu iddia üstünden atlanacak gibi değil.
Hele de arka arkaya yaşanan hukuk skandalları düşünüldüğünde mesele daha da şüphe çekiyor.
İsterseniz önce buna bir örnek verelim.

12 Ocak 2009 tarihinde Zir Vadisi’nde toprak altında silahlar bulundu. Bu silahlar emniyet kuvvetleri tarafından kameraya kaydedildi. Bu kayıtları da davanın görüldüğü mahkemeye gönderdi.
Kamera kayıtları teknik olarak incelendiğinde 2 saatlik çekim boyunca tam 104 kez kesildiği ortaya çıkıyordu. Oysa olayı soruşturan polislerin olay üzerine şüphe yaratmamak için çekimlerin ham halini mahkemeye göndermesi gerekliydi. Polis bunun yerine hemen hemen her dakikası makaslanmış bir görüntüyü mahkemeye gönderiyordu.

Yarbay Mustafa Dönmez buna itiraz etti.


Mahkemeden görüntülerin orjinal halinin emniyetten istenmesini talep etti.
Mahkeme heyeti bu kararı yerinde bularak emniyetten görüntüleri istedi.
Bir görüntünün gönderilmesi kaç gün alır?
Hele Ergenekon Davası gibi aylardır tutuklu olarak yargılanan sanıklar düşünüldüğünde bu süre hiç mi önemli değildir?
İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Silivri’deki mahkemeye ilk kez gönderdiği tarihten dört ay sonra (19 Mart 2010) gönderdi.
Görüntüler açıldığında ilk görüntüler ile aynı olduğu anlaşıldı. Yani gelen görüntüler yine montajlıydı. Polis, yine görüntülerin ham halini göndermemişti.
Üstelik montajlanmış bu görüntüler bile dikkatli incelendiğinde içinde ilginç ifadeler vardı.
Görüntülerde yer alan konuşmaların sesi açıldığında (aşağıda sesi yükseltilmiş görüntüyü izleyebilirsiniz) polislerin arasında ilginç bir konuşma geçiyordu.
Şöyle ki...
Silahları bulan polislerden biri kamera çekimini yapan polise: “Nasıl olsa kazık... Ses yok değil mi, sesi kapat”
2. polis kamera çekimi yapan polise: “Sesi hallediyorsunuz değil mi sonra”
1. polis kamera çekimini yapan polise: “İşimiz sağlama alalım, eşeği sağlam kazığa bağlayalım”
Türkiye’nin kuşkusuz en önemli davasının, en önemli kanıtında polisler arasında geçen diyalog bu şekilde.
Polisler burada yapılan konuşmada neyi kastediyorlar?
Sesin kapatılmasını neden ısrarla istiyorlar?

Nasıl olsa kazık olan ne?

Sağlama alınacak iş ne?
Görev sınırları dahilinde düşündüğümüzde biz buna bir anlam veremedik.
Daha doğrusu insanın ilk aklına gelen anlamı düşünmek bile istemiyoruz.
Ancak “darbecilerle yüzleşiliyor” iddiasıyla yürütülen bu davada görev alan bazı kamu görevlilerinin biraz ciddiyete ihtiyacı yok mu?
Barış Terkoğlu
Odatv.com