Dünya

Dünya
Ergenekon Davası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ergenekon Davası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2/10/2013

Ergenekon bülbülü Tuncay Güney: “Paris suikastı faili meçhul kalacaktır”

Emniyette sorgulandığı 2001 yılında verdiği ifadelerle Ergenekon davası iddianamesinde referans olarak gösterilen Tuncay Güney, “Ergenekon davası bir projeydi, bitti artık” dedi.

SkyTürk 360 televizyonunda canlı olarak yayımlanan “Şimdi Söz Sende” programına yaşadığı Kanada’nın Toronto kentinden telefonla katılan Güney, “Ergenekon davası bir projeydi, bitti artık. İçeridekilerin çıkması gerekir.

Benim yüzümden tabii ki insanlar cezaevine girmesinler. Ben vicdanen rahatsızım. İşkence görmeseydim o konuşmaları yapmazdım. Ergenekon’un temeli sayılan Emniyette verdiğim ifadeler geçersizdir. Devlet beni kullandı. Türkiye’de adalet aramak genelevde bakire aramaktan farksızdır.” Güney, Paris’te öldürülen üç PKK’li kadının katil zanlısı Ömer Güney’i tanımadığını belirterek “Paris suikastı faili meçhul kalacaktır” dedi. cumhuriyet

2/04/2011

türkan saylan türbanlı öğrencilerin başını hipnoz yaparak açtırıyormuş

TRT’nin en çok izlenen kanallarından biri olan TRT Haber’de yayınlanan “Büyük Takip” isimli haber programında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ile ilgili tek taraflı iddialara yer verildi.

Milliyet Gazetesi’nden Şükran Pakkan’ın haberine göre; Derneğin bölücülük faaliyetlerinde bulunduğu öne sürülen programda, önceki yıl hayatını kaybeden dernek başkanı Türkan Saylan’ın “İstanbul Üniversitesi’ndeki başı örtülü öğrencilere hipnoz yaparak başını açtırdığı, Atatürkçülüğü bir maske olarak kullandığı, İslam düşmanı olduğu” iddia edildi.

Tek taraflı iddialar

‘Büyük Takip’in ÇYDD ve Çağdaş Eğitim Vakfı’nı konu alan belgeseli 14 Ocak saat 20.30’da yayınlandı. Yaklaşık 40 dakika süren program boyunca, ÇYDD ile ÇEV ile ilgili taraflı iddialara yer verildi. Programda şu yorumlarda bulunuldu:

- “Bu iki kuruluş yıllarca toplumun önde gelen isimleri tarafından korunup kollandı. Her türlü övgü ve desteğe mazhar kılındı. Taki Ergenekon kapsamında yapılan baskınlara kadar. 18 Mart’ta duruşma yapılmasına karar verildi.

- Eğitimin yanında her şey yapılıyordu. Bazı medya organlarının çizdiği resim, diğer tarafta savcıların çizdiği resim.

- İddinamede, ÇYDD’nin burs verdikleri arasında PKK, DHKP-C gibi yasa dışı örgütlere mensup olanların bulunması, özellikle kız öğrenciler kullanılarak askeri okullara sızma faaliyet yürütülmesi, tüm bunlar için yurtdışından yüklü miktarda paralar aktarılması, telefon konuşmalarına şok ifadelerin yansıması gibi bilgiler yer aldı.

- Ergenekon’da hücre tipi sivil toplum kuruluşları var. Savcılar, bu hücreler arasında ÇYDD’nin olduğunu iddia ediyor. Örgütsel içerikli görüşmeler yapıldığı aktarılıyor, çarpıcı fotoğraflar delil klasöründe yer alıyor. Saylan, Ergenekon sanıklarıyla yan yana...

‘Leyla adını aldı’

- Türkiye ÇYDD hakkındaki farklı bilgilerden 4 yıl önce MİT tarafından 5 yıl önce Üsküdar 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilen bir yazıyla haberdar oldu. Üsküdar Gazetesi Sahibi Adnan Odabaşı’nın gündeme getirdiği misyonerlik iddiaları karşısında derneklerin açtığı davaların kararını bu belge belirledi. O belgede Saylan hakkında yapılan incelemede o güne kadar kimsenin bilmediği bir kimliği ortaya çıktı. Prof. Saylan hakkında yapılan açıklamada annesinin İngiltere doğumlu olduğu, Katolik Hristiyan olduğu, 1936’da Leyla adını aldığı, Dünya Kiliseler Birliği ile ortaklaşa çalıştığı anlatılıyordu.”

Dernekten suç duyurusu

ÇYDD Başkanı ve eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Aysel Çelikel, programda yer alan iddialar karşısında yargı yoluna gitmeye karar verdiklerini açıkladı. Dernek, TRT aleyhine önümüzdeki hafta başında suç duyurusunda bulunacak. Dernek yöneticileri, programda adı geçen Adem Zencir diye birinin asla dernekte çalışmadığını ve tüm iddiaların asılsız olduğunu, programın TRT’de yayınlanmasına akıl erdiremediklerini söyledi.

‘Saylan hipnoz yapıyor’

Programdaki röportajlarda dile getirilen iddialar ise şöyle:

- Adnan Odabaş (Üsküdar Gazetesi sahibi): “Bu insanlar Atatürk’ü kalkan yaparak bölücülük yaptılar.”

- Yılmaz Dikbaş (Araştırmacı): “Fakir, işsiz çocuklara Türk tarihine, Türk geleneklerine, Türk karakterine ters bir eğitim verdiler. Türkan Saylan bir Atatürkçü değildir.”


- Adem Zencir (Güvenilir öğrenci olarak Saylan’ın en yakınına kadar yükselmiş bir isim olduğu, dernekte çalıştığı, ancak imam hatip kökenli olduğu anlaşılınca kovulduğu iddia edilen kişi): “Türk devletine, Türk askerine ne kadar düşman varsa, onlara üç katı para verirlerdi. Deniz Yıldızları diye bir programları vardı. Bu seminerlerin içeriği İslam düşmanı. Mağdur Kürt kızlarıyla, askeri okuldaki bozulmayan çocukları sosyal temasa geçirmek, batı felsefesiyle yetiştirmek amaçlı yapılan sosyal aktivitelerdi. Saf kızları, yoksul kızları konağa alır, hipnoz yapardı. Ve bunu Türkan Saylan yapardı ve ruh ikizi Kemal Alemdaroğlu yapardı.”

Programda CHP eski MYK Üyesi Savcı Sayan, milletvekili Mehmet Sevigen ve gazeteci Aziz Üstel’in de yorumlarına yer verildi.
cumhuriyet portal

1/21/2011

Gerçekler Türk milletinden gizleniyor diyen jitemci böyle öldürüldü

Türkiye'de 1993'lü yıllarda PKK terör örgütünün iç yüzünü ortaya çıkartmak için girişimde bulunan bir çok isim ortadan kaldırıldı.

Bunların başında ise JİTEM'in kurucularından Binbaşı Ahmet Cem Ersever geliyor. Ersever cinayeti tam 17 yıldır aydınlatılamadı ancak cinayetin nasıl işlendiğine ilişkin ortaya çıkan fotoğraflar Ersever'in nasıl öldürüldüğü yönünde ipuçları veriyor.

Ergenekon davasıyla birlikte gündeme gelen faili meçhul cinayetler içinde Ersever cinayeti önemli bir yer tutuyor. 1990'lı yıllarda JİTEM bölge komutanı olarak PKK'ya karşı mücadele veren binbaşı Ersever, daha sonra JİTEM'den ayrılmış ve 'Gerçekler Türk milletinden gizleniyor' diyerek o gün içinde olduğu yapıyla ters düşmüştü. Kamuoyuna PKK ve JİTEM'in iç yüzüyle ilgili açıklamalarda bulunması beklenen Ersever, bir süre sonra kaçırılmış ardından da Elmadağ yakınlarında cesedi bulunmuştu.

4/22/2010

nasıl olsa kazık

Yarbay Mustafa Dönmez Ergenekon Davası tutuklusu. Zir Vadisi’nde toprak altında bulunan silahlarla ilişkili olmakla suçlanıyor.
Ancak Yarbay Mustafa Dönmez her hafta Ergenekon Davası’nda söz alarak sadece bir dakikalık sunum yapıyor.

nasıl olsa kazık

Sunumunda silahları polislerin koyduğunu iddia ediyor.

Yarbay Mustafa Dönmez’in kanıtları düşünüldüğünde bu iddia üstünden atlanacak gibi değil.
Hele de arka arkaya yaşanan hukuk skandalları düşünüldüğünde mesele daha da şüphe çekiyor.
İsterseniz önce buna bir örnek verelim.

12 Ocak 2009 tarihinde Zir Vadisi’nde toprak altında silahlar bulundu. Bu silahlar emniyet kuvvetleri tarafından kameraya kaydedildi. Bu kayıtları da davanın görüldüğü mahkemeye gönderdi.
Kamera kayıtları teknik olarak incelendiğinde 2 saatlik çekim boyunca tam 104 kez kesildiği ortaya çıkıyordu. Oysa olayı soruşturan polislerin olay üzerine şüphe yaratmamak için çekimlerin ham halini mahkemeye göndermesi gerekliydi. Polis bunun yerine hemen hemen her dakikası makaslanmış bir görüntüyü mahkemeye gönderiyordu.

Yarbay Mustafa Dönmez buna itiraz etti.


Mahkemeden görüntülerin orjinal halinin emniyetten istenmesini talep etti.
Mahkeme heyeti bu kararı yerinde bularak emniyetten görüntüleri istedi.
Bir görüntünün gönderilmesi kaç gün alır?
Hele Ergenekon Davası gibi aylardır tutuklu olarak yargılanan sanıklar düşünüldüğünde bu süre hiç mi önemli değildir?
İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Silivri’deki mahkemeye ilk kez gönderdiği tarihten dört ay sonra (19 Mart 2010) gönderdi.
Görüntüler açıldığında ilk görüntüler ile aynı olduğu anlaşıldı. Yani gelen görüntüler yine montajlıydı. Polis, yine görüntülerin ham halini göndermemişti.
Üstelik montajlanmış bu görüntüler bile dikkatli incelendiğinde içinde ilginç ifadeler vardı.
Görüntülerde yer alan konuşmaların sesi açıldığında (aşağıda sesi yükseltilmiş görüntüyü izleyebilirsiniz) polislerin arasında ilginç bir konuşma geçiyordu.
Şöyle ki...
Silahları bulan polislerden biri kamera çekimini yapan polise: “Nasıl olsa kazık... Ses yok değil mi, sesi kapat”
2. polis kamera çekimi yapan polise: “Sesi hallediyorsunuz değil mi sonra”
1. polis kamera çekimini yapan polise: “İşimiz sağlama alalım, eşeği sağlam kazığa bağlayalım”
Türkiye’nin kuşkusuz en önemli davasının, en önemli kanıtında polisler arasında geçen diyalog bu şekilde.
Polisler burada yapılan konuşmada neyi kastediyorlar?
Sesin kapatılmasını neden ısrarla istiyorlar?

Nasıl olsa kazık olan ne?

Sağlama alınacak iş ne?
Görev sınırları dahilinde düşündüğümüzde biz buna bir anlam veremedik.
Daha doğrusu insanın ilk aklına gelen anlamı düşünmek bile istemiyoruz.
Ancak “darbecilerle yüzleşiliyor” iddiasıyla yürütülen bu davada görev alan bazı kamu görevlilerinin biraz ciddiyete ihtiyacı yok mu?
Barış Terkoğlu
Odatv.com